Distopik Bir Varoluş: ÖRNEK VATANDAŞ

ÖRNEK VATANDAŞ

Distopik kısa animasyon serisinin son filmi olan Örnek Vatandaş’ı anlayabilmek için serinin ilk 4 filmini de izlemek gerekiyor ki birbirleri ile olan bağ ve mesaj zinciri anlaşılıp, hayata geçirilebilsin. Auto Dale sakinleri, bizi iyi ve örnek vatandaş olmaya davet ederken, kendi doğrularının da ne kadar örnek ve etkili olduğunu sorgulatıyor.

Herkes için aynı olması gereken figürler sunuyor ve güzel kavramını açıklıyor. Yorucu bir çalışma gününden sonra gazete okuyup rahatlamaya çalışan bir baba, ailenin tüm maddi yükü üzerinde ve ailenin ihtiyaçlarını karşılıyor. Yemek yapan, temizlik yapan, her gece hikâyeler anlatan bir anne; gülen, eğlenen, genç olan, yaramazlıklar yapan ve arkadaşlarıyla tüm bunları paylaşan çocuklar karşımıza çıkıyor ve bu çocuklar bir gün tıpkı anne ve babaları gibi yetişkin olacak ve onların da olduğu gibi görev ve sorumluluklarına bağlı olmaları beklenecek. Kısacası “güzel” dediğimiz bir rutine sahip olmaları bekleniyor. Eğer tüm bunları yaparsınız siz de güzel olursunuz. Çocukların maskelerinin takılı olmadığı sadece anne ve babalarında maske takılı olduğu ise göze çarpıyor. Çünkü hayattaki en büyük role daha kavuşmadılar, yetişkin olmadılar ve kendi ailelerini kurmadılar.

Şimdi, komşulara geçiyoruz. Tıpkı kendi anne ve babaları gibi sorumluluklarını yerine getiriyorlar ve güzel olarak adlandırılıyorlar. Fakat herkes güzel değildir. Bazıları “çirkin”dir. Televizyonda çocuklara tüm bunları söyleyen ise tüm filmlerde karşımıza çıkacak olan bir robottur ve tüm bu anlatılanlar çocuklara yöneliktir. Gelecek nesillere verilecek bir ders niteliğindedir.
Biz, çirkinleri istemeyiz, değil mi sevgili çocuklar?
Biz çirkinleri uzaklaştırırız.
Bu sayede, siz, arkadaşlarınız, komşularınız ve aileniz “güzel” kalabilir.

Her gün verilen reklam, Auto Dale sakinleri için unutmamaları gereken bir rutindir. Çocuklar aileleri, onların aileleri gibi davranmalı ve her zaman güzel kalmalıdır. Çünkü çirkinler sevilmez ve çirkinler yok olmak zorundadır. Her nasıl olması gerekiyorsa her şey öyledir. Biçimsiz, zihinsel engelli, sağır, şişman, iç karartıcı, sakat, yaşlı, boşanmış, verimsiz, işsiz, kör, gay vb.. kişilere aralarında yer yoktur. Maskelerinin üzerinde yazan bu tanımlamalarla kendileri için ayrılmış olan çukurlarda yerlerini alacaklardır. Ve geri kalanlar da kaderlerini beklemek üzere hayatlarına devam edeceklerdir.

İşçilerin koruma ve güvende tutma görevi varken, Auto Dale, güvenli oluşu ve kötülüklerden uzak oluşu ile ün salmıştır. Tüm çirkin ve kötü şeylerden uzak, muhteşemliği yansıtıyordur. Gerçeklerin ve onların yansıtılışı arasında da farklar vardır. Bilinenin dışına çıkanlar her zaman kötü olarak gösterilirken, çirkinliğe giden bir yol vardır. Olağanüstü olmak, güvende olmak anlamına gelmez, farklılıklar her zaman dışlanmaya ve daha da dikkat çekmeye sebep olur. Toplumun çizdiği çizginin dışına çıkmak demektir. Çok akıllı ve çok güzel bir çocuk olmak toplumun isteği midir yoksa dışlanmak için bir sebep midir? Belki de böyle insanlar, sadece kukla ya da köle olmak için var oluyordur.

Çocukların hayal dünyaları bile, kendilerine öğretilen doğrultularla şekillenirken, övülen onların hayal güçleri mi yoksa toplumda var olan düzen ve kurallar mıdır bilinmez. Hayalleri bile sınırlar içinde şekillenir. Hayallerinde yaratılan şeylerin korkutucu ve imkânsız olduğu düşünülmektedir. Çünkü hayal gücü tehlikelidir ama aynı zamanda inanılmazdır. Onların nasıl oynayacağı ve hangi oyuncaklarla oynayacağı bellidir. Hepsi sunulur ve sunulan söylenen şeyler de uygulanır. Çocuklara güvende oldukları söylenirken, bunları söyleyenler çirkin olanları yok etmekle meşguldür. Güzeli korumak için çirkin yok edilmekte ve kurulu düzen bir yalan üzerine kurulmaktadır. İnsanlara bir korku düzeni sağlanmış ve sadece duymaları gereken şeyler söylenmektedir. Tüm bunlar zamanla bir varoluş savaşına dönüşür ve bir kaosa sebep olur. Hiçlikle yüzleşince ise çok korkutucu ve alışılagelmedik bir his olarak kalıcı bir yer edinir.

İnsanların ve sınırların olduğu, çocukların güvende hissettiği ve herkesin iyi olduğu bir yer gibi görünse de, gerçek her zaman korkunç ve yüzleşmeye hazır bekliyordur. Herkesin güzel olduğu bir yer kulağa cennet gibi gelse de gerçek olduğuna inanmak çok zordur. Tüm o karar verenler yalnız ya da bir arada varoluşlarını sürdürürken, diğerleri yok olmaya devam eder ve bir gün sadece gerçekmiş gibi görünen sahtelikler kalır. Uzaktan izlemeye devam ederler, görmek istediklerini görürler ve sen ne kadar kaçmaya çalışsan da bir gün seni bulup, merak edip seninle iletişime geçerler. Dayatmalarla, bildiğin her şeyi ve herkesi öldürürler. Bir gün bir bağ oluşturursun ve bu bağ çok korkutucu olsa da korkmazsın daha da merak edersin. Sonucun seni o muhteşem yere götüreceğini düşünürsün. Ama sonuç istediğin gibi olmaz. Hiçbir zaman o gerçeğe ulaşamazsın, bilemezsin.

                                              ÖRNEK VATANDAŞ

Artık maskelerin altındakileri görme zamanı gelmiştir. Örnek olan, her şey demektir. Tüm görevlerini yerine getiren anne ve baba ve ilerde onlar gibi olacak olan çocuklar. Örnek vatandaş, kurallara olduğu gibi uyan ve bir kısır döngüyle hareket eden insandır. Her zaman sizi kontrol eden birileri vardır, atanızın devamı niteliğindesinizdir. Söz hakkınız yoktur çünkü üzerinizde kontrol mekanizmaları vardır. Hiçbir şey için geç değildir çünkü yarın bugünün aynısı olacaktır. Zamanı geldiğinde her çocuk kendi örnek ailesine sahip olacak ve güzel olarak hayatını yaşamak üzere sizden ayrılacaktır. Bu gidiş, örnek ailenin sonu için bir uyarı niteliğinde olacaktır. Artık güzel değilsiniz ve artık çirkinliğe doğru bir adım atmış oluyorsunuz. Çirkinler için toplumda yer yoktur. Maskelerinizi takın. Artık vakit geldi. Sıraya girip, tüm o çirkinlerin sonunu yaşamaya hazır olun. Aynı düzen devam eder ve gelecek kuşak için yer açılır. Asla geç kalınmaz çünkü düzen hep aynıdır ve herkesi aynı son bekler.

İnsanların hayattaki tek amaçları örnek bir vatandaş gibi yaşamak olmuştur ve düzenin dışına çıkmak herkesi korkutmaktadır. Çünkü toplum, farklı olanları asla kabullenemez ve bu kısır döngü yüzyıllarca devam eder.

Kısa film serisini izlemenizi tavsiye ederim.
İyi seyirler…

Şeyda Bilgin 1992 yılı İstanbul doğumlu. İlkokulu İstanbul'da okudu, ortaokulu ve liseyi Edirne'de bitirdi. Karabük Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. 2012 yılında öğrenci değişim programı (Erasmus) ile Polonya'da eğitim aldı. Amerikan Edebiyatı ve Rus Edebiyatıyla ilgileniyor. En sevdiği yazarlar ise James Joyce ve Fyodor Dostoyevsky. Medya ve İletişim bölümü öğrencisi olup; TED Karabük Kolejinde İngilizce öğretmeni olarak görev almaktadır.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin