blog yazar
Sevde ÇAKIR ÖZKEMER

Bugün pandemi dönemini, sanatsal anlamda sistem akışını düşünerek ele almak istedim. Büyük resmi karşıma aldım şöyle bir inceledim. Resim yapmayı seven ve her resimde derin manalar aramayı haz haline getirmiş bir kişi olarak, öğrendiğim eğitime hem uzaktan baktım hem de içerden.

Bir sistem olsaydım şayet; çalışmaların kalitesi nerede düşmüş sebebini minik dokunuşlarla kontür misali bir fırça darbesi gibi ortaya çıkarmak isterdim. Bakardım şöyle renklerine… Hangisi kirli, hangisi parlak diye…Sonra sürülmüş olan boyanın doğru zamanlama olmamasından dolayı ve üst üste gelen katman katman vuruşlarının dökülmesi ile resmin ahengini bozacağını bildiğim için üzülürdüm açıkçası doğru teknik öğrenilemediği için…Hataların her zaman kurtarılma payı vardır düşüncesiyle…Yeni bir kaç teknik daha öğrenir, daha önce yaptığım uygulama üzerine bir kaç dokunuş daha eklerdim ki emeklerim, zamanım ziyan olmasın. Ne hikmetse genellikle hatalı işlerden sonra öyle bir nokta yakalanır ki; hayretle bakarız teslim olduğumuz işlerimize. Resmin kendisi olurdum sonra…üzerimde yapılan işlemlerin bende ne yaralar açtığını, akışa uyum sağlamak için ne badireler atlattığımı bir ben bilirdim. Sergilenmeye hazır hale gelmeyi usta elinden çıkan meziyetle gösterirdim kendimi… Bir parıltı içinde kaybolurdum sonra. Beni benden alan binbir türlü bakışlar sarardı etrafımı. Bir çift göze teslim olur, kendimi unuturdum.

Bakışın kendisi olurdum… Eseri incelerken, renklerin akışkanlığı hoşuma gider, hatayı farkeder, belki de yapılan tüm emeklere burun kıvıran olabilirdim. Bir çırpıda silerdim o zaman eserin varoluşuyla ortaya çıkan hikmetini. Sonra başka çift göze bırabilirdim sıramı. Nedense o kişiliğimle baktığımda resme, asimetrik düzen, aykırı nüans önemli olurdu içimde sıradanlığı parçalayan.

İşte budur derdim sanat eseri! Tablo içinde yeniden hayat bulur, görülmeyenin verdiği güçle yeniden parlatırdım aydınlık yüzümü onunla bağ kurduğum için. Nefes bulurdu dilden dile söylenen sözlerle görüntüm. Ve yerini bulurdu eser kendisine ayrıldığı en zarif mekanda. O zaman bir yapıtın emek yolculuğuna şahit olur devri daim tarih sistemi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin