İNNER SPEAK (İÇ BENLİK İLE KONUŞMA) DERSİ

blog yazar
Sevde ÇAKIR ÖZKEMER

Yakın bir zamanda Inner Speak yani İç Konuşma adı altında sertifikalı bir eğitim aldım. Yıllarca iç benliğimi dinlediğime de inanırım aslında. Ortaokuldan itibaren yazdığım günlüklerim ve şiir defterlerim en güzel yoldaşım oldular benim. Bunun dışında okuduğum kitap ya da filmlerin yorumlarını gözden geçirmek, dinlemek, düşünüp yargıda bulunmak sevdiğim etkinlikler olmuştur. Ancak bu ders öncesinde, kendime soru sorma fikrini denemediğimi fark ederek, dış dünyanın soru ve cevaplarına kulak verdiğimi anlamıştım.

Demem o ki eğitim aldığım birkaç saat, gün ya da haftalar benim yıllar önceki deneyimlerime cila niteliğinde olabilir diye düşünüyorum. Bu durum her bireyin de yaşadığı ve fark etmesi gereken bir durum tabi. Ancak alınan eğitimin çok önemli olan unsurunu göz ardı edemem. Çünkü benim iç dünyamda; hazırlanmış olan dosyalardaki soruların, ince ince nakış nakış işlenmesiyle, doğru soruda; kilitlenmiş olduğum zamana gidip, yaşadığım olayların ana unsurunu keşif yolculuğumda, büyük açılımlar oluştururken, daha geniş perspektiften bakabilmeyi başarmıştım. Bu uyanışlara katkıda bulunanlara sonsuz teşekkürlerimi gönderiyorum. Bana ve dostlarıma büyük desteğiniz oldu.

Tüm bu öğretilerden yola çıkarak, dersin başlangıç noktasına dönüş merakım giderek artmaya devam etmekte. Her zaman temel eğitimi sevdim. Bir eserin sonunu değerlendirmek kadar, eserin başlangıç noktası da önemlidir benim için. Arada kalan o düşüncede oluş, gerçek haz ve an da kalmanın lütfunu yaşamanın en kaliteli şekliyle örtüştüğü kanaatindeyim.

Inner Speak dosyası oluşturulurken yapılan hesapta, içerik öyle güzel ve düşünerek yerleştirilmiş ki; herkes kendi açısından yaşadığı problemi ya da cevabını merak ettiği sorusunu düşünürken özüne, iç benliğine dönebiliyor. Bu çalışmada, bireylerin özel yaşantısını başkalarına dile getirmesine gerek kalmıyor. Cevaplar sanki tombaladan çıkan sonuçlar gibi, kişilerin kendisiyle hesaplaşması niteliğinde. Ben ise o eşsiz hayal gücümü, bana arz edilen tüm yaratıcılık gücümü hissederek, periler gibi uçuş uçuş, sevine sevine rehberliğin tadını çıkaranlardan oldum. Bu süreci yaşadım. Fırsat buldukça, aldığım tüm öğretileri birleştirerek halen kendi yolumu çizmekteyim.

Toplumsal baz da insanların yüreğine dokunmak, kendisinden vazgeçmiş olan kişilerin bir an da kendisini bulması ya da çevresini fark etmesi rehber olarak kendimi de olaya dahil ederek benim de bir şeyleri fark etmem için bu süreci deneyimlemek isteyen kişilerin varlığı, inanılmaz bir frekans bütünlüğüdür. Önemli olan, içimizde her zaman zaten var olan mevcut benliğimizi gözlerimizin önüne sermek ve yüzleşmektir.

Yeni kimliğimizle bedeni yaşayıp kabul ediş, biz de şu farkındalığın sorularını düşündürdüğü fikrindeyim:

“Bu kadar zamandır ben yalnızca fizik bedenimle mi yaşadım? Dış dünyam benim iç dünyamın yansımasıysa, ben nasıl bir kısır döngü içine girmişim? İçimde var olan ruhumun sakinliği ve temizliği ile dış dünyam nasıl gözükür?”.

Sevde ÖZKEMER / 18.01.2021

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin