Meryem Demircan

  Teknoloji son yıllarda çok hızlı bir şekilde ilerledi.Kişisel bilgisayarların ve internetin yaygınlaşmasını cep telefonlarının ortaya çıkışı izledi. Günümüze geldiğimizde artık pek çoğumuz dokunmatik ekranlı akıllı cihazlara sahibiz.

Her teknolojik gelişmede olduğu gibi kitle iletişim teknolojilerinde yaşanan bu gelişim toplum yapısında değişikliklere neden olmuştur.Bu gelişim süreci o kadar hızlı olmuştur ki nesiller arasında teknolojiyi anlama ve kullanma bakımından çeşitli farklar ortaya çıkmıştır. Günümüz gençleri cep telefonu ve internetin olmadığı bir dönemi hatırlamamakta ve teknolojiyi hayatlarının önemli bir noktasına yerleştirmektedirler. Yeni nesil diğer bir ifade şekliyle z kuşağı  dijital dünyayla gözlerini açmış ilk nesildir;teknoloji olmadan hiçbir şey yapamayacaklarını düşünecek kadar bütünleşmişlerdir artık bu dünyayla.

  Türkiye İstatistik Kurumu 2015 verilerine göre Türkiye nüfusunun %24,3’ü 0-14 yaş grubu, bir diğer ifadeyle Z kuşağıdır.Bu eğitim sistemimizde teknoloji kullanımının önemini ciddi ölçüde ortaya koymaktadır.Ortaya çıkan bu nesil farkı kendini eğitimde de hissettirmiştir. Gelişen teknolojiler ve bu teknolojilerin Z kuşağının hayatının merkezine yerleşmiş olması öğrencilerin öğrenme stillerini değiştirmiş, öğretenden ve öğretme ortamlarından beklentilerini farklılaştırmıştır;günümüz eğitim sistemi yapılandırmacı eğitim sistemine dayandığından öğrenenin merkezi olması ve onların dünyasında odak noktası olan teknolojininde bizler için eğitimin merkezinde olmaması düşünülemez.

  Geleneksel öğretim sistemleri belirli bir hızda, doğrusal ve yazı temelli bir yapıya sahiptir.Oysa 21.yüzyılın öğrenenleri aynı anda birden fazla işle meşgul olmaya eğilimli ve tıpkı oyunlarda olduğu gibi anlık olarak değişen hızlarda, bilgiye rastgele erişime yatkındırlar. Süregelen geleneksel öğretim sistemleri ile yeni neslin tercihleri arasında bir uyum olduğunu söylemek mümkün değildir.

  Bu farklılığın oluşmasında yeni neslin beyinlerinin farklı uyaranlarla karşılaşmasından dolayı sinir hücrelerinin farklılaştığı Neuroplasticity (Beynin Şekil Alabilirliği ) kaynak olarak gösterilmektedir.Öğrenciler artık kendilerine anlamsız gelen, ilgi çekiciliği ve bağlayıcılığı olmayan yöntem ve bilgilere karşı umarsızlaşmaya başlamışlardır.Günümüz öğretmenlerinin pek çoğunun yakındığı temel noktalardan biri de öğrencilerin dikkat sürelerinin kısıtlı olmasıdır.Bu durumun farkında olan eğitimciler bir süredir oyunların eğitimde kullanımı ile ilgili çalışmalar yürütmektedir. Fakat oyunların eğitimde kullanımını güçleştiren pek çok faktör vardır. Bunların başında maliyet ve oyun tasarlamanın uzun süreçli bir iş olması gelmektedir. Oyunlaştırmanın eğitimde kullanımı biz eğitimcilerin destekleriyle bu dezavantajların üstesinden gelmelidir.

EĞİTİMDE TEKNOLOJİK OYUNLAŞTIRMA ÇALIŞMALARININ YANINDA BAŞKA NELER YAPABİLİRİZ?

Hazırlanabilecek Oyun Çalışmaları
Matematik Terimleri Bulmaca Oyunu 
Zaman Ölçü Birimleri Takvim Tasarımı

  Oyun çalışmaları her alanda zenginleştirilebilir.

  Eğitimde oyun uygulamaları üzerinden not vermeyi planlayan bir öğretmen olumsuz dönütler almamak adına belirli uygulamaları başarmış her öğrenciye yüksek not vererek öğrenenlerin aralarında doğabilecek olumsuz rekabet havasını ortadan kaldırabilir hatta oyunlaştırma tasarımı kolaylıkla yardımlaşmayı destekleyen oyunu kazanmak için yardımlaşmanın şart olduğu bir modelde hazırlanabilir. Farmville adlı oyunda tarla sahiplerinin büyüyebilmek için diğer tarlalarla etkileşim içine girmek zorunda olmaları iyi bir örnek olarak görülebilir.Bu çalışmalar yapıldığı takdirde sınıf içi rekabet gerginlik yaratan bir olgu olmaktan çok, oyundaki eğlenceyi yükselten bir faktör haline gelecektir.Böylece öğrenenler üzerindeki olumsuz davranışları azaltma yönünde etkili olurken öğrenenleri üretken davranışlara teşvik edecek  ve motivasyonlarını arttıracaktır.Motivasyon düzeyi artan öğrenenler sınıf etkinliklerine daha fazla katılacak,öz-yeterlilik algıları da  yükselecektir.

 Bu da biz eğitimcilerin hayal ettiği öğrenen profili değil midir?

 Katılımcı,yardımsever,öz-yeterlilik algısı yüksek,motivasyon sahibi ve en önemlisi öğrenmeyi keyifle gerçekleştiren,okula gelmek için sabırsızlanan öğrenenler…

 Bunu başarmak;eğitimi oyunlaştırarak öğrenmeyi eğlenceli hale getirmek ise biz eğitimcilere düşüyor.Hepimiz işin bir ucundan tutmalı,eğitimci olmanın gücüyle öğrenen dünyasını kalıcı olarak güzelleştirmeliyiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here