OH BE!

Bu fotoğrafı gördüğümde gönlümün en derinliklerinden gelen bir “Ohh be!” çıktı ağzımdan. Günlerdir #10yearschallenge hashtagi ile bu fotonun tam tersi ne kadar görsel varsa paylaşıldı malumunuz. Evet ben de biliyorum dünyayı öldürüyor olmaktan çekinmiyor pek çoğumuz ama can verip, destekliyor da başka pek çoğumuz. Hala olduğu yeri güzelleştiren hatta çölleri yeşillendiren, atıkları dönüştüren, tüm canlıların yaşam hakkını savunan, yeryüzü dediğimiz evimizi korumak için aktif adım atan insanlar da var.

Bu demek değil ki olumsuzu görmeyelim. Görelim elbet ama görmek yetmez. Ne yapacağız? Bu önemli.
“Kadına Şiddete Hayır!” afişleri vardı bir ara her yerde. Her afiştede şiddet mağduru bir kadın. Bunu yapan, zaten bu şiddetten başka bir şey biliyor olsa bunu yapmaz. Ona bir kadının nasıl saygı değer olduğunu, bir kadına nasıl incelikle yaklaşması gerektiğini, bu olduğunda tadabileceği sevgiyi, şefkati… öfkesini nasıl kontrol edebileceğini öğretmediğin sürece istediğin kadar “Hayır!’ de, “Bu kötü!” de, ayıpla, dışla, ötekileştir… hiçbir azalma görülmez kadınların mağduriyetinde. Hatta beslediğin daha fazla şiddet olur.

Doğayı, dünyayı, evimizi korumak mı istiyorsun o zaman ne yapılacağını göster, yapılınca nasıl güzel olduğunu göster, onun içindeki sağlığı, huzuru, aidiyeti göster… Çünkü aksi hakkında bir fikri olsa, bir hissi olsa zaten bunu yapmayacak… Zannediyoruz ki herkes bizim gibi. Bir ağabeyim, bundan 5-6 sene evvel askere gittiğinde, ağaçların canlı olduğunu bilmeyen insanlarla tanıştığından bahsetmişti. Şimdi bu insanların, bir ağacı keserken; onun bir canlı olduğunu, sadece varlığıyla bile nefes alabilmemizi sağladığını, gözle görülen ve görülemeyen bir çok canlıya ev sahipliği yaptığını, insan dahil bir çok canlıyı besleyebildiğini (direkt ya da dolaylı) hatta şifa olabildiğini… bilen biriyle aynı şeyi hissetmesini bekleyemeyiz. Ona bunu öğretmemiz gerek. Canlı olduğunu bilen bir çok kişiye bile bize bizden çok hizmet eden bu canlıya borcumuzu öğretmemiz gerek. Bunun bu zamana kadar olmamış olması gerçeği için suçlanacak çok mercih var fakat bu sadece rehavete kapılmamıza neden olur. Önemli olan büyük küçük demeden “Ben ne yapabilirim?” diye sormaktır. Suçlamak kolay… Bir ağaç dikersin, var olan bir ağacın kesilmesini önlersin, bir çocuğa ağacı, doğayı sevdirirsin, onun efendisi değil parçası olduğunu öğretirsin… bir şeyler değişir. Yağmurda yola çıkan sümüklü böcekleri kurtaran bir arkadaşım olmasaydı, yağmurda sümüklü böcekleri düşünmek aklıma gelmezdi. Onları kurtarmaya gönüllü olmazdım. Onlara dokunmazdım….

Sen karamsarlığı, umutsuzluğu besleyip dünyanın ölümünü besleyenlerden mi olacaksın, umudu besleyip harekete geçenlerden mi? Karar senin…

Sevgiler,
Gizem Çimen

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.