Çocuğun Dünyasında Oyun

İnsan yaşamı boyunca yaş ayırt etmeksizin herkesin severek ve keyifle gerçekleştirdiği bir faaliyet olan, özellikle çocukların gelişim evreleri için yararlı kazanımlar sağlayan, onlar için öğrenme ortamlarını daha zevkli bir hale dönüştüren oyun kavramı birçok eğitimci ve filozoflar tarafından yapılan tanımlamalar ve görüşler birbirinden farklı şekilde ele alınıp, yorumlanmaktadır. Bu tanım ve yorumlamalar incelendiğinde; Montessori (1870-1952), “Oyun çocuğun işidir.” görüşüyle oyunu çocuğun günlük yaşamında gerçekleştirdiği bir iş olarak ifade etmiştir. Eflatun (M.Ö 427-347), çocuğun eğitiminde fiziksel ve zihinsel eğitimin birlikte gerçekleşmesi gerektiğini ileri sürmüş ve “Çocuk oyunla büyümelidir” görüşüyle oyunun eğitsel önemini belirtmiştir. Gazali (1058-1111), “Oyun çocuğun belleğini yeniler, öğrenme gücünü artırır ve çocuğu dinlendirir” görüşüyle oyunun çocuğun eğitim sürecinde önemli bir yerde olduğunu belirtmiştir. Oyun hakkındaki görüşlerden biri de Mevlana’ya aittir. Mevlâna, “Oyun aslında akıldadır, ancak çocuk oyunla akıllanır” sözüyle Mevlâna oyunun çocuğun aslında zihninde var olduğunu bunu çocuk kendisi şekillendirip hayatının bir parçası haline getirdiğinde daha da önemli hale gelerek çocuğun gelişimine olumlu yönde katkı sağlayacağını belirtmektedir.

Oyun, çocuğun yaşamını uyguladığı bir ortamdır. Anne baba ve eğitimciler oyunu çocuklar için mümkün olduğunca yaşamlarında kullanabilecekleri doğal bir sosyalleşme aracı olarak görmelidirler. Çocuğun hayatında sadece ilköğretim öncesi veya sınırlı bir zamana ait bir kavram şeklinde olmamalı, yaşamın her alanında ve her yaşta gerekli bir şekil olarak kavranmalıdır. Oyun çocuklar için en samimi ortamdır. Beraber vakit geçirmek isteyen çocuklar henüz birbirlerinin isimlerini öğrenmeden oyun oynayarak kaynaşırlar. Onlar için oyun ortak bir yaşantı ve bir dil haline gelmektedir. Bu sebeple çocuklar oyun sırasında beraber vakit geçirerek küçük yaşlarda sosyal bir rol üstlenmeyi, insanlara karşı olan sevgi ilişkilerini öğrenmektedirler.

Çocuk ile haberleşmenin en kuvvetli yolu oyundur. Oyun çocuk için yalnızca bir eğlence aracı olmamakla birlikte, aynı zamanda duygularını, düşüncelerini rahat bir şekilde ortaya çıkardığı, dil gelişimi, zihinsel-duygusal gelişim, psikomotor gelişim ve kişilik gelişimlerini olumlu yönde etkileyerek çocukların bütüncül gelişimini destekleyen araçlar olarak da kullanılmaktadır. Çocukların oyun sırasında gösterdiği davranışlar beraberinde olgunluk düzeyi ve zekâları arasında da bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Bireyin zekâsı ile etkileşim içerisinde bulunduğu çevreye uyumlu bir şekilde davranabilmesi aynı düzeyde olduğu için oyunlar önemli uygulama araçları olarak da tercih edilmektedir.

Ebeveynlerin çocukları için kullandıkları “odana git oyna” ifadesi çocuklarıyla beraber vakit geçirmeyen ya da geçirmek istemeyen ailelerin kullandığı kalıp sözcüklerdir. Ebeveynlerin çocuklarına bu şekilde davranması onların gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilir. Etkili bir oyun süreci için oyun tercihi çocuğun isteğine göre yapılmalıdır. Çocuk dağınık bir şekilde oynamak istese bile onun istekleri göz ardı edilmemelidir. Çünkü çocuk için oyun rahat bir şekilde duygularını ifade ettiği; üretkenlik becerilerinin ön planda olduğu samimi bir ortamdır. Anne-babalar çocukları için sadece onların oyun oynadığı süreç içinde bir gözlemci olarak değil, bazen çocuklarının oynadıkları oyunlara kendilerini de dahil etmeli, onlarla bu süreci beraber geçirmeye özen göstermelidirler. Bu durumun çocuklar için anne-babalarının bu şekilde davranmaları onların gözünde değer gördüğünü hissetmesi, anne babanın ise çocukluk çağına kısa bir seyahat şansı bulması yönünde olumlu bir etki oluşturmaktadır.

Oyun ile çocuklar kazanmanın yanında kaybetme korkusunu da beraberinde yaşamaktadır. Ancak burada önemli olan nokta ise çocuğun oyun esnasında yaptığı yanlış ya da doğru davranışlar ile kendisinde bir tecrübe kazanmasına olanak sağlamaktır.

“Bir insanla bir saat oyun oynayarak onun hakkında onunla bir yıl konuşarak keşfedebileceğinizden daha çok şey keşfedebilirsiniz.”
                                                                                                                                  Plato

Bilimle ve Sağlıkla Kalın…

05/11/2021
Şebnem ÖNAL

Şebnem ÖNAL, 2018 Trakya Üniversitesi fen bilgisi öğretmenliği bölümü (Lisans), 2021 matematik ve fen bilimleri eğitimi anabilim dalı programı (yüksek lisans) mezunu. Uzmanlık alanı oyun temelli bilim eğitimidir. Hayata bilimin penceresinden bakan bir eğitimci olarak almış olduğum eğitim, öğrendiğim bilgiler ve edindiğim deneyimler doğrultusunda öğrencilerimin elde ettiği bilgilere sorgulayıcı ve araştırıcı beceriler ile ulaşmalarını sağlayarak, en önemlisi bilimi konuşacak, bilimi üretecek ve bilimi paylaşacak gelecek nesiller yetiştirmeyi, tüm bunları adalet, merhamet, sevgi ve ahlak doğrultusunda gerçekleştirmeyi ülkem için faydalı bir gelecek nesil yetiştirmeyi amaçlıyorum...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin