Okulda Başarı ve Etkili Liderlik Arasındaki (Olmayan) İlişki

Eksik ve eğrilerle dolu bu testlerin neresi doğru ki diye soracak olursak, belki de en büyük faydası, okul başarısını belirlemede etkili bir araç olmaları. Çünkü okulda sözel, matematik ve analitik zeka türlerine değer veriliyor. Testler de bu becerileri ölçmeye çalışıyor.

Zekayı ölçtüğünü iddia eden bu zeka testlerinin sonuçları, sizce kariyer başarısını belirlemede ne derece etkili?

Şıkları görelim:

• %70
• %90
• %40
• %15

Sizce hangisi doğru?

Doğru cevap, hiç biri. (Doğru cevabın bize dayatılan dört şık arasında olduğuna ne kadar eminiz, öyle değil mi? Bu seçeneklerden birinin mutlaka doğru olduğuna nedense adımız kadar eminiz, sorgusuz sualsiz bir kabullenme psikolojisi içindeyiz. Çocuklara da küçük yaşlardan itibaren böyle düşünmeyi öğreten bir “sistem”in içindeyiz)

Cevap şu: IQ testleri kariyer anlamında başarıyı tahminde sadece %4 le %10 arasında etkili.*

Geri kalan %90-96’lık koskoca bir bölüm var. Onun içinde neler var?

Forbes dergisi, iş yaşamında etkili liderlerin özelliklerini şöyle sıralıyor:

• Dürüstlük
• Başkalarına yetki verebilme
• İletişim
• Espri gücü
• Özgüven
• Taahhüt
• Pozitif tutum
• Yaratıcılık
• Sezgi
• İlham verebilme

Daniel Goleman ve Hay Group tarafından yürütülen bir araştırmada da, iş dünyasında en etkili liderlerin aynı zamanda en esprili olanlar olduğu tespit edilmiş.

Oysa zeka testleri espri becerini ölçmüyor ya da öğretmen, “Komik bir şey varsa söyleyin biz de gülelim”in ötesinde, ne kadar esprili olduğunu anlamaya çalışmıyor. Etkili liderlerin özellikleri okulda başarıda önemli rol oynayan özellikler değil. Çünkü bunlar karakter özellikleri; testlerin ölçmediği duygusal zeka dediğimiz kavramla ilgili özellikler. Okulda karakterin, davranışların, sosyal kimliğin, notlarından daha az önemli.

Örneğin, etkili liderlerin özellikleri listesinin tepesinde “dürüstlük” yer alıyor: Okulda ustaca kopya çeker ve yüksek not alırsan sırtını sıvazlarlar. Ya da öğretmen, “Dersine neden çalışmadın kızım/oğlum?” diye sorabilir. İki seçeneğin var: Dürüst olmak ya da hastaydım, elektrikler kesikti ya da yaratıcı başka bir yalan söylemek. Birinciden gidelim: “Canım hiç çalışmak istemedi, ödev çok sıkıcıydı”. Dürüstçe. Lidere yakışır bir davranış. “Otur, sıfır”. O sıfırın ardından, neden canın sıkıldı, dersten sonra konuşalım, ödev kolay mı geldi, seviyene göre çok mu zordu, evde bir problem mi var, çalışırken şöyle stratejiler izleyebilirsin gibi bir yönlendirme geliyorsa, daha anlamlı bir sıfır olamaz. Çünkü sorumluluk yerine gelmediyse bir bedeli var, not her şey demek değil, sadece o dersin başarı kriterleri çerçevesinde nerede durduğunu gösteren bir araç, ama yegane kimliğin değil, kendini geliştirmen için bir uyarı. Ama “otur, sıfır”ın peşi gelmiyorsa, sıfır sadece sıfır. Bir de bir dahaki sefere yalan söylemen gerektiğini öğrenmiş oluyorsun.

Liste özgüven diyor, iletişim diyor, pozitif düşünce diyor… Yüksek notlar aldığın sürece son derece pısırık bir öğrenci olmanda sakınca yok. Matematik sorularını çözemezsen sınıfta kalırsın, ama iletişim becerilerin zayıfsa bu okul başarına engel değildir. Ya da son derece karamsar, olumsuz biri olabilirsin, ama notların yüksek olduğu sürece pozitifmişsin negatifmişsin çok da önemli değildir.

Kalıplamaya dayalı bir sistemde “kim” olduğun önemli değildir. Okul “kim” olduğuna bakarak değil, verilen bilgiyi akılda tutabilmen, kurallara, kalıba uyman ölçüsünde seni başarılı ya da başarısız addeder. Hatta “kim” olduğunu çok ortaya koymazsan, “sivrilik” yapmazsan, daha iyi bile olabilir.

Oysa sadece okulda başarılı öğrenciler değil, aynı zamanda etkili liderler yetiştirmek istiyorsak, öğrencilerin akademik becerilerinin, yüksek notlarının ötesinde kişiliklerini, davranışlarını, sosyal ve duygusal becerilerini geliştirmeye odaklanmamız gerekiyor.

Örneğin sadece akademik testler değil, onun yanında daha farklı testler uygulamak alternatif bir bakış açısı sağlayabilir. Yale Üniversitesi psikoloji profesörü, zeka konusuna araştırmalarıyla ünlü Robert Sternberg’in geliştirdiği bir testte öğrencilere konuşma balonu boş bırakılmış 5 adet karikatür veriliyor ve içine espriler yazmaları isteniyor. Ayrıca, kendilerine verilen bir başlık çerçevesinde bir hikaye anlatmaları isteniyor. Aynı zamanda, gerçek hayattan zorlu senaryolar sunuluyor ve “böyle bir durumda nasıl davranırdınız?” tarzı sorular soruluyor. Diğer bir deyişle, sosyal ve duygusal becerilerini anlamaya çaba gösteriliyor.

Kim uğraşacak diye düşünen olabilir. Zaman yok diyen olabilir. “Bana kim olduğunu, hayatta en önem verdiğin şeyleri, değerlerini anlat” sorusuyla başlamak, hatta cevabını dinleyecek ya da okuyacak zamana sahip olmasan da bu soruyu sorup kendisi için düşünmesini sağlamak bile, öğrenciye, notların ve skorların ötesinde bir hayatın olduğunu, bir kimliği olduğunu hatırlatmaya yetecektir…

*Daniel Pink, A Whole New Mind

Dr. Bahar Eriş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.