Mehmet Ali Kağıtçı

Mehmet Ali Kağıtçı
(D. 1899, Heybeliada, İstanbul – Ö. 1 Ekim 1982, İstanbul),
kimyager ve mühendis olan Mehmet Ali Kâğıtçı,
Türkiye’de kâğıt sanayisinin kurucusudur
Merhaba arkadaşlar,

Bu ay size Türk kağıdının babası olarak anılan Mehmet Ali KAĞITÇIY’ı tanıtacağım.
Mehmet KAĞITÇIYI bende ilk defa İstanbul da katıldığım bir davette tanıma fırsatım oldu. Mehmet Ali KAĞITCIYI bana tanıtan sayın hocamız onun yapmış olduğu çalışmaları öyle güzel bir teknik dille anlattı ki konuşmamızın sonunda Tarih Profesörü olduğunu öğrenince çok şaşırmıştım. Beni en çok etkileyende Mehmet ALİ KAĞITÇININ idealleri uğruna bu ülke için feda ettikleriydi. Bu olaydan sonra (yaklaşık 3 yıl önce) geniş çaplı bir araştırma yaptım. Ve kağıt yapımında kullanılan makine,alet ve teçhizatların halen SEKA Fabrikasında olduğunu yerinde gördüm. Ayrıca fabrika depolarında Mehmet Ali KAĞITÇININ nadir bir kütüphanesinin olduğundan da bahsediliyor. Hatta konu üzerinde yerel yönetimlere sunulmak üzere sosyal bir proje dahi yapmıştım. Geçtiğimiz nisan ayında Kocaelin de yaptığım bir resmi ziyaret sırasında SEKA ile ilgili güzel projelerin hayata geçirileceği konusunda bilgi aldım.
Şimdi biraz KAĞITÇI hakkında birkaç bilgiye değinelim.

Aydın ENGİN şöyle anlatıyor Kağıt Mühendisi Mehmet Ali’yi;
“İzmit’te SEKA Genel Müdürlüğü binasının önündeki bakımlı bahçede bir büst var, ‘Bu kimdir? Ve neden büstü dikilmiştir? Diye soracak olursanız, alt kattaki Mehmet Ali Kağıtçı müzesini gezmelisiniz”

İstanbul Darülfünunu (Üniversitesi) Kimya Enstitüsü’nde öğretim görevlisiyken, dönemin koşullarıyla bakıldığında ‘köşeyi dönmek’ için her yol var iken, bir holdinge danışman olabilecek, zehirli atık salan bir fabrikaya ‘zararsızdır’ raporu verip dünyalığını doğrultabilecek iken Darülfünun muallimliğini bırakıp Almanya’ya kağıt fabrikalarında çalışmaya gider Mehmet Ali. Sırtında işçi tulumu, yüzü gözü boya, reçine ve kir içinde kâğıtçılığı öğrenmeye başlar. Ustabaşısı, daha sonraki yıllarda SEKA’yı birlikte kuracakları, 1935’de Hitler’den kaçıp Türkiye’ye gelecek,
her gün bisikletle Derince-İzmit arası pedal basarak fabrikanın geliştirilmesine büyük katkıları olacak olan Alman Yahudisi ve kağıtçı ustası Simon Holzmeyer’dir… [1]

Daha sonra Fransa’ya giden Mehmed Ali, Lyon’da filigran tekniğini, Metz’de kağıt hamuru çökeltme tekniklerini kaynağından ve uygulayarak öğrenir. Sonra ‘alaylı’ kağıt ustası ‘mektepli’ bir uzman olmak üzere Grenoble Üniversitesi Kağıt Mühendisliği bölümüne girer ve 1927 yılında birincilikle mezun olur. Aynı yıl bilimsel donanımını Türkiye’de bir kâğıtçılık sanayisi kurmak üzere kullanmak amacıyla ülkesine döner. Kağıdını tümüyle dışarıdan döviz ödeyerek sağlayan Türkiye Cumhuriyeti’nde uluslararası kağıt tekellerinin yerli komisyoncuları köşe başlarını tutmuştur. Bir konferansı sırasında Dünya Kibrit kralının adamları, Avrupa Kağıtçılar Birliği Türkiye acentesi (ajanı diye de okuyabilirsiniz) ve Türkiye inhisarlar (Tekel) idaresi Genel Müdürü Behçet Bey olmak üzere üç görüşme talep edilir Mehmet Ali Bey ile. İlk ikisinde Türkiye’de kağıt endüstrisinin gelişmesi için yaptığınız girişimlere son vermesi halinde ülkeye giren kağıttan ton değer başına yüzde 3 komisyon alacağını, danışman olacağını söyleyenleri anında reddeder. Tekel Genel Müdürü’nün teklifi ise, sigara paketi, kibrit kutusu, tuz kutusu için günde 10 ton kağıt kullandıklarını, bunların bir kağıt fabrikası kurarak ulusal kaynaklardan karşılanması yönündedir. Bir kaç hafta içinde tüm plan ve projeleri hazırlanır ve ihaleye çıkılır. Üç gün kala Maliye Bakanlığı’ndan durdurulduğu yazısı alırlar. Burada fabrikanın kurulamaması için kapsamlı bir çalışma yapıldığı açıktır.

ilk Türk kağıdını Ulus gazetesinin yeni çıkacak ekinde deneme şansı bulduğunda, gazetenin başyazarı Fatih Rıfkı Atay ile birlikte Atatürk’e gitti ve eserini gösterdi. Uzun süre eke bakan Atatürk, Kağıtçı’ya döndü ve “İşte çocuk, uygarlığın hamuru bu” dedi.
Hayatı boyunca gördüğü tek iltifat da bu oldu. Atatürk sonrasında gelen yöneticiler Mehmet Ali Kağıtçı’ya aynı gözle bakmayacaklar ve onu ‘sistemin dışına’ atacaklardı. Mehmet Ali Kağıtçı’nın hayatı, Türkiye’nin uygarlaşması için ömrünü harcayan ama -ne yazık ki – yenilenlerin öyküsü! Başka bir ifadeyle ‘Türkiye’nin nerede hata yaptığının’ bir romanı… Mehmet Ali Kağıtçı, ‘unutulanlar’ arasında yerini alırken, iyi ki birileri rahat durmadı ve onu bize hatırlattı. Heybeliadalılar Derneği, bir adalı olan ve mücadelelerle geçen yaşamı 1982 yılında son bulan Mehmet Ali Kağıtçı’nın anılarını, vasiyeti üzerine bir kitapta topladı. Dernek Başkanı Baki Kara’nın hazırladığı ve şu sıralar baskıda olan ‘Türk Kağıt Sanayinin Öncüsü Mehmet Ali Kağıtçı’ başlıklı kitap, sanayileşme tarihimize ilişkin ilginç ipuçları veriyor.[2]
Norveçliler’in utandıran yanıtı
Ya sonra… Sonrası Mehmet Ali Kağıtçı’nın yine hayal kırıklıkları ile devam edecekti. Mustafa Kemal Atatürk vefat edecek ve Cumhuriyet’in idealleri de onunla birlikte gidecekti. Demokrat Parti dönemi geldiğinde ise ‘politik’ nedenlerle işinden uzaklaştırılacaktı. Devlet onun yerine Norveç’ten kâğıt uzmanı talep edecek ve Norveçliler’den ‘utanç duyulacak’ bir yanıt alınacaktı. Türkiye’nin kâğıt uzmanı istediğini duyan Norveçliler, Stokholm Büyükelçiliğimize başvurarak, ‘Mehmet Ali Kağıtçı’nın hayatından haberdar olmak’ istediklerini söylüyorlardı. Yani, “Kağıtçı öldü mü ki bizi çağırıyorsunuz” demek istiyorlardı.[2]

Yıllar sonra Mehmed Ali Kağıtçı fabrikanın üretime geçtiği o ilk günü şöyle anlatacaktı ; “İzmit Kağıt Fabrikasında 18 Nisan 1936 cumartesi günü sat 14.30’da elime aldığım, Mustafa Kemal’in ‘işte medeniyet hamuru’ dediği ilk kağıt sahifası, uğruna yıllarca mücadele ettiğim idealime kavuşmanın bir belgesi idi. O mutlu andaki heyecanımı bugün de aynı tazelik ve şiddetle hissetmekteyim.” Projesinin selüloz üretim kısmını gerçekleştirmek için tekrar girişimlerde bulundu ve İzmit Selüloz Sanayii Müessesesi’ni ve Sümerbank Karton Fabrikası’nı kurdu.1941’de hiç bir neden gözetilmeden görevinden alındı. İstanbul Belediye Kimyahanesi Müdürlüğü’ne atandı. Teknik Üniversite Makine Fakültesi’nde kağıtçılık dersleri verdi.

Tüm yakıcı tutkusunu ve ulusal sanayi inadının, yabancı firmaların kağıt piyasasını nasıl yavaş yavaş ele geçirdiklerinin, kağıtçılık sanayisinin nasıl giderek gerilediğinden ve tüm kağıt tutkusunun öyküsünü “kağıtçılığımız” kitabında anlattı 1977’de. 1982’de yaşamını yitiren Türkiye Kağıt Sanayinin kurucusu, Mühendis Mehmed Ali Kağıtçı’nın tüm emeğini ve ömrünü verdiği SEKA için kendisi görmese de korktuğu olmuştu. Fabrika 1998 yılında özelleştirildi ve Anonim Şirkete dönüştürüldü.[1]

Yazımı burada sonlandırırken şu noktaya değinmeden de geçemeyeceğim. Başarılı ve farklı bir birey olmak istiyorsak kendi kapasitemiz çerçevesinde kendi özgünlüğümüzü içeren gerçekleşme mümkünatı olan idealleri peşinde olmalıdır. İdeali olamayan insanın ot dan farkı yoktur. Yaşadığı hayattan tam anlamıyla zevk alamaz. İnsanları sevmenin onlara faydalı olmanın vereceği mutluluğu ve gururu başka ne verebilir ki…

Sağlıcakla Kalın,

Vahit KENAR

KAYNAKÇA:
[1]

[2] http://www.milliyet.com.tr/2004/06/05/business/bus03.html

[3] Mehmet Sarıoğlu, Bir Cymhuriyet Aydını: Mehmet ALİ KAĞITÇI, İş Bankası Kültür yayınları,İSTANBUL,2008
[4] http://tr.wikipedia.org/wiki/Mehmet_Ali_K%C3%A2%C4%9F%C4%B1t%C3%A7%C4%B1