KISA BİR YOLCULUK ÇOK ŞEY ANLATIR

İnsan hayatı halk otobüsünde yolculuğa benzer, kah oturarak 500T de kah ayakta Metrobüs’ de… Yer yer hızlanır yer yer duraklar ama hep ilerler. Öyle zamanlar olur ki artık bu trafikten çıkıp ta menzile varamam diye düşünür. Sıkılır bunalır, oflar puflar ama elden bir şey de gelmez, mecburdur beklemeye ve hedefe varabilmek için sabretmesi gerekir. İnsan dayanabildiği kadar vardır bu hayatta ve var olduğu kadar kıymetlidir. İnsan nasıl ilk durakta bindiğinde bir heyecanla bakarsa oturacak bir koltuk bulabilmek için aynen öylede bir ümitle gelir bu dünyaya ve rahat edebilmek için çalışır. Fakat insan bazen öyle her umduğunu bulamaz ama ümitsiz de olmamalıdır. Ondan önce gelenler doldurmuştur bütün oturulacak yerleri fakat işte insanın azmi de tam olarak burada devreye girer ve doğru kişinin başında beklemeye başlarsa inen bir insanın yerine oturabilir. Yok ümitsizce kapının dibinde beklerse sadece inenlere yol vermekle yetinir. Ve ümitsizliği çığ gibi büyür, yer bulup oturan her bir insanı gördüğünde. Onun içindir ki sebatta gereklidir ama tek başına o da yeterli değildir. İnsan nerde bekleyeceğini iyi seçmelidir. Zamanı geldiğinde oda oturabilir bir koltuğa, ya bir yardımseverin yer vermesi ile ya da doğru yerde beklemesinin mükafatı olarak.
Aslında mesele her zaman rahat yolculuk yapmak değildir. İnsanı mutlu eden koltukta oturarak yaptığı yolculuk değil, bir yaşlıya ya da bir hamileye verdiği yer sebebiyle vicdanında hissettiği huzurdur, karşılığında aldığı hoş bir tebessümdür.
İnsan hayatı da halk otobüsünde ki yolculuk gibi sürekli hareket halindedir. Kimi zaman ani bir firenle irkilir, kimi zaman hızlı yapılan manevralar ile gözler yola odaklanır, kalpte hafif bir çarpıntı ve derin kaygılarla. Hayatta böyle hatalar ve doğrularla ilerler bazen sevinçten havalara uçar insan bazen de oturup kalakalır çaresizce hayatı izleyerek.
Öyle ya da böyle varılacak durağa gelinir kah yorgun ve bitkin kah sevinçli ve istekli. Esas mesele ise insanın ineceği durağı bilmesidir. Öyle zaman olur ki insan bunca zahmete rağmen ineceği durağı bilemez, bazen de onca uyarıcıya rağmen kaçırır zamanında hareket edemediği için durağını. Öylece kalır çektiği sıkıntılarla yorgun bir günün akşamında.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 + 20 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.