Gülümse, Hadi, Gülümse, Komutlar Gitsin!

Dr. Bahar Eriş

Gülümse, Hadi, Gülümse, Komutlar Gitsin!

Hadi gülümse bulutlar gitsin
İşçiler iyi çalışsın, gülümse
Yoksa ben nasıl yenilenirim
Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse.

Kemal Burkay

Bundan iki sene önce bu yaşta kayak öğrenmeye kalkıştım. Uludağ’da iki gün üst üste birer saat kayak dersi aldım.

İlk gün, kayak takımlarını kiraladığım yerde, bana rasgele bir kayak hocası belirlendi. Kimin ders saati boşsa, hocan o oluyor. Bizim okullarda üstün yetenekli çocuklara verilen destek odası eğitimi gibi, kim çıkarsa bahtına!

İlk gün bana denk gelen kayak hocasıyla birlikte telesiyejle dağın tepesine çıktığımız o anı hatırlıyorum. İlk defa kayak yapacak olmanın gerginliği içindeydim. Tekniği defalarca anlattı bana. Defalarca denedim, ama bir türlü beceremiyordum. Hocaya, “Galiba ben bu iş için biraz ‘kazmayım’ dedim. Cevap olarak, “Evet, Türkler genellikle kazma oluyor” dedi! Ne yalan söyleyeyim, bu derece dürüstlük beklemiyordum. “Kazmalığım” işin ustası tarafından da test edilip onaylandıktan sonra daha beter düşmeye ve kayamamaya başladım. İçimden, “Hocam siz de Türk’sünüz ama kayıyorsunuz” diye düşündüm. Sonra hak verdim. Kazmalığın tek çeşidi yoktu ki…

Bir eğitimci olarak, kendi söküğünü diken terzi misali, “Kendimi hemen olumsuz değerlendirmemeliyim, herkes ikinci bir şansı hak eder” diye düşündüm. Ertesi gün cesaretimi toplayıp bir ders daha almaya karar verdim.

İkinci gün başka bir hocaya denk geldim. Adı Ahmet’ti, hatırlıyorum (İlk hocayı hatırlamaya çalışınca maalesef beynimde sadece “kazma” sözcüğüyle çağrışım yapıyor). Telesiyejle dağın tepesine çıktık. “Ahmet Hocam”, dedim, “Aklınızda bulunsun, dünkü hoca benim kazma olduğumu teyit etti, benden çok bir şey beklemeyin”. “Sen hayatında kaç kez kayak yaptın?” dedi. “Dün ilk kez yaptım”.

“Gel” dedi. “İlk yapman gereken hareketi söylüyorum: Hazır mısın?”.

Gerginlik içinde “Evet” dedim.

“Gülümse”.

Kayakla gülümsemenin ne alakası var diye düşündüm. Sırıttım.

“Gerçekten gülümse” dedi. “O kadar gerginsin ki… Gülümse, rahatla, dik dur ve ne kadar iyi olabileceğini düşün!”.

Bu sözlerle gerçekten gülümsedim. Birden vücudumun kimyasının değişmeye başladığını hissettim. Bedenim kaskatı halden az katı hale geçmeye başlamıştı.

Sonra elimden tuttu ve tekniği anlattı. “Unutma, sürekli gülümseyeceksin” dedi. Birlikte tepeden aşağı doğru inmeye başladık. Bayağı kayıyordum işte. “Kazma olmak bir yana, çok iyisin” dedi bana. Slalom yapmaya başladım .

“Bedenleşmiş Biliş”

Bedenleşmiş biliş ya da İngilizce ifadesiyle “embodied cognition”, beden hareketlerimizin, duruşumuzun, jestlerimizin, yüz ifademizin duygu ve düşüncelerimizi değiştirmesi şeklinde tanımlanabilir. Bedenimizi kullanarak düşünce ve duygularımızı kontrol etmek diyebiliriz. Üzerinde bir çok bilimsel araştırma yapılan, önemli bir konu…

Örneğin, bir cümleyi kaşlarınızı çatarak okuduğunuzda, o cümlenin içeriğinin daha öfkeli olduğunu düşünüyorsunuz. Denemek için Whatsappınıza gelen en son mesajı bir gülümseyerek okuyun, bir de kaşlarınızı çatarak okuyun; bakalım ne hissediyorsunuz.

Bir metni okurken, dişlerinizin arasına kalem koyarak okuduğunuzda, ağzınızda meydana gelen gülümsemeye benzer hareketle, okuduğunuz metni daha komik buluyorsunuz. Aynaya geçip kendi kendinize gülümsediğinizde, mutluluk hormonu salgılayarak kendinizi gerçekten daha iyi hissediyorsunuz.

Yüz ifademiz, gülümsememiz, duruşumuz, oturuşumuz, el kol hareketlerimiz… Bütün bunlar duygularımız, özgüvenimiz, düşüncelerimiz üzerinde tahmin edemeyeceğimiz kadar çok etkili.

Bunları Evde Deneyin

Konuyla ilgili 2012’deki popüler TED konuşmasında1, sosyal psikolog Dr. Amy Cuddy, beden dilinin duyguları nasıl etkilediğini açıklıyor ve daha iyi ve güçlü hissetmek için bilimsel araştırmalarla da desteklenen 6 öneride bulunuyor:

• Güçlü duruş: Aşağıdaki resimlere bakın. Hangileri daha güvenli, hangileri daha güvensiz görünüyor?

Üsttekiler daha güvenli duruş biçimleri. Sadece görüntüyle kalmıyor, bu şekilde durduğunuzda, gerçekten kendinizi daha güçlü ve güvenli hissedebiliyorsunuz, çünkü bu şekilde vücudunuzda kimyasal bir değişim yaşanıyor: Vücutta testosteron düzeyi yükselirken, stres hormonu olan kortizol düzeyi düşüyor.

• Kambur durmayın.
Araştırmalar kambur durmanın enerji düzeyini azalttığını, hatta kişinin depresyonda hissetmesine neden olduğunu gösteriyor. Dik durmak ise, duygusal olarak güç veriyor ve enerjinizi arttırıyor.

• Kolları kavuşturmak bazen iyidir
Kolları kavuşturmak genellikle iletişime kapalı olmak şeklinde düşünülür, ancak faydası da var: Bir araştırmaya göre kolları kavuşturmak bir işe odaklanma kapasitenizi arttırıyor. Rochester Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, ellerini dizlerine koyarak çalışanlarla kollarını kavuşturarak çalışanlar karşılaştırılmış ve ikinci gruptakilerin çalışmaya daha uzun süre devam edebildiği görülmüş. Deneyin; en kötü ihtimalle bu yazıyı sonuna kadar okursunuz!

• Mimik ve jestler
Mimik ve jestler kullanarak konuşmak, bir şeyi karşı tarafa daha iyi anlatabilmenizi sağlıyor. Bir simultane çevirmen olarak, el kol hareketinin beyni harekete geçirme gücünü her gün bizzat deneyimliyorum. Cümleleri çevirirken ellerimi ve kollarımı kullandığımda, mesajımın hem daha net hem de daha akıcı gittiğini hissedebiliyorum. Beynim kollu bir müzik kutusu gibi; kollarım hareket ettikçe, beynim de harekete geçiyor.

Ayrıca jestler öğrenmeyi de güçlendirebiliyor. İlk okul öğrencileriyle yapılan bir araştırmada2, yeni bir matematik kavramı öğretilirken, bir grup çocuğa, öğrendikleri kavramı jest ve mimik kullanarak açıklama zorunluluğu getirilmiş. Diğer grup çocuklardan ise, hiç bir jest kullanmaksızın konuyu sadece anlatmaları istenmiş. İlk gruptaki çocukların konuyu daha kalıcı biçimde hatırladıkları görülmüş. Çocuklara bir şey öğretirken hareket etmelerini teşvik etmek öğrenmeyi güçlendirebilir. Evinizde, okulunuzda, sınıfınızda deneyin.

• Kasmak ya da kasmamak
Uluslararası bir dizi araştırmada3, üniversite öğrencilerine bir dizi zorlu görev verilmiş. Kimi zaman ellerini buz gibi suda bekletmeleri, kimi zaman ekşi sirke içmeleri söylenmiş. Yumruklarını sıkan ya da kaslarını kasan öğrencilerin yapılan testlerde daha başarılı olduğu görülmüş. Araştırmacılar, yapılan beş araştırma sonucunda, kişinin kaslarını sıkmasının iradeyi güçlendirdiğini ve acıya, yeme isteğine ve irade gerektiren başka durumlara karşı dayanıklı kıldığını ortaya koymuş. Kasın!

• Gülümseyin, hadi, gülümseyin…
Anthony Robbins, İçinizdeki Devi Uyandırın kitabında, her sabah ayna karşısında durup kendinize gülümsemenizi öneriyor. Gülümsemenin kalp atışını düzene soktuğu ve mutluluk hormonu olan endorfin salgılanmasını sağladığı belirtiliyor.
Demek ki ikinci kayak hocası, Ahmet Hoca, bana boşuna gülümse dememiş. Hatta sahte bir gülümseme bile fizyolojik olarak mutluluk hormonları salgılatıyormuş. Gülümseyemiyorsanız, en azından sırıtın!

Annelerimiz boşuna “dik dur” demiyor

Ben ilkokuldayken öğretmenler dik oturup kollarımızı kavuşturmamızı söylerdi. Belki de o yüzden çalışkan olmuşumdur.

Sürekli dik durmamızı, gülümsememizi öğütleyen annelerimiz de işi biliyor. “Yavrum dik dur, bedenselleşmiş biliş teorisine göre modun ve enerjin yükselir” demiyorlar belki, ama bazen sorgulamadan annelerin sözünü dinlemek gerekir.

O yüzden

Anneni daha sık anımsıyorsan, hatta anlıyorsan,
Gülümse, hadi gülümse!
Ve dik dur!

Bahar Eriş

1 http://www.ted.com/talks/amy_cuddy_your_body_language_shapes_who_you_are#
2 http://www2.psychology.uiowa.edu/faculty/cook/Resources/08CognitionLearningLast.pdf
3 http://www.jstor.org/stable/10.1086/657240

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 × four =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.