YAŞAM PINARIM

İLKÖĞRETİM OKULU ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK MATEMATİK VE FEN BİLİMLERİ PROJE ÇALIŞMASI

Bu Benim Eserim Matematik ve Fen Bilimleri Proje Yarışması

PROJE ADI: Yaşam Pınarım

AMAÇ: Bolu’da içme suyu olarak şebekeden alınan Kökez suyunun mineral içeriğini inceleyip, değerlendirmesini yapmak

HEDEFLER:

1.      Kökez suyunun mineral içeriği analizine ulaşmak

2.      Eksik mineralleri tespit etmek

3.      Mineral eksikliğinde karşılaşılabilecek hastalıkları araştırmak

4.      Minerallerdeki eksikliği giderebilmek için neler yapılabileceğini araştırmak

FAALİYETLER:

SUYUN ÖNEMİ

 

Bir canlının yaşayıp gelişebilmesi için su, hava, toprak, besin maddeleri ve güneş enerjisi mutlak suretle gerekli temel öğelerdir. Yaşamın bu temel öğelerinden su konusunda bilgi verilecektir.

 

Su çok eski tarihlerden beri, en değerli doğal kaynaklardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu değerlendirmenin gerekçeleri, çeşitli şekillerde ifade edilmektedir:

M.Ö IV. yüzyılda Empodekles, “Dünya su ve topraktan meydana gelmiştir.” Diyordu. Daha sonraları bu tanımlamanın sınırları daha da genişletilerek “Dört Eleman Kuramı” ortaya atılmıştır. Buna göre: “Bütün cisimler su, toprak, hava ve ateşten oluşmaktadır.” Şeklinde bir tanımlama yapılmıştır.

 

Modern bilim ışığı altında ise su için şu değerlendirmeler yapılmaktadır: “Yaşam suda başlamıştır.” “Susuz yaşam olmaz.” Bütün bu ifadeler, suyun dünyamızın yapısı ve canlıların yaşamı için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Daha açık bir anlatımla şu

şekilde tanıtım ve değerlendirmeler yapılabilir:

 

· Su, çevremizde görünen veya görünmeyen şekilde daima bulunan gizemli bir doğal kaynaktır.

 

· Su, bütün canlı varlıklarda yüksek oranlarda bulunan temel yapı taşıdır (Şekil 1) Örneğin: İnsan vücudunun % 65’i, kanın % 80-90’ı, kaslarımızın % 75’i, bitkilere ait taze ağırlığın % 60-85’i sudan oluşmaktadır.

Buraya kadar verilen bu değerler canlıların yapısını oluşturması bakımından suyun taşıdığı önemi ortaya koymaktadır. Bunun dışında ayrıca suyun canlı ve cansız çevre üzerinde ekolojik ve fizyolojik bakımdan çok önemli işlevleri olduğu da bir gerçektir.

 

Su yaşamın temel öğelerinden biridir. Su, bir besin maddesi olmasının yanında, içerisinde bulundurduğu mineral ve bileşiklerle vücudumuzdaki her türlü biyokimyasal reaksiyonların gerçekleşmesinde inanılmaz derecede etkin rol oynamaktadır. Vücudumuzun pH dengesinin korunmasından başlayarak, hücrelerdeki moleküllere ve organellere dağılma ortamı oluşturmasına; besinlerin, artık maddelerin ilgili yerlere taşınmasına kadar pek çok görev alır. Bu nedenle susuz hayat düşünülemez. Su canlının ve canlılığın her şeyidir. Su, aynı zamanda canlılar için bir yaşam ortamıdır.

 

Yeryüzünün ¾’ünün sularla kaplı olması, dünyada su bolluğu olduğu görünümü veriyorsa da, içilebilir nitelikteki su oranı ancak % 0.74 civarındadır. 18. yüzyılın son çeyreğinde, Sanayi Devrimi başlangıcında 1 milyar olan dünya nüfusu, 1950 yılında 2.5 milyar, 2005 sonunda ise

yaklaşık 6.5 milyara ulaşmıştır. Dünya nüfusunun çok hızlı artışı, sanayi ve teknolojinin aşırı gelişmesi, ayrıca çevre bilincinin yeterince yerleşememesi veya yaygınlaşamaması gibi nedenler dünyada içilebilir su miktarının giderek azalmasına sebep olmaktadır. Bunların yanı sıra, içilebilir su kaynaklarının sorumsuzca kirletilmesi, geri dönüşümü olanaksız sorunların yaşanmasına zemin hazırlamaktadır.

 

Nüfusumuzun ve sanayileşmesinin hızla artması, tarımsal gübre ve ilaçların kullanımının giderek yaygınlaşması gibi nedenlerle su azlığı çeken ülke konumunda olan ülkemizin, 20-30 yıl sonra geri dönüşümü imkansız su sorunlarıyla karşı karşıya kalacağı açıktır. Hayatımızın devamı ile her türlü biyolojik ve fizyolojik aktivitelerimiz için gerekli olan su vazgeçilemez öneme sahiptir. Her gün besinlerle ve doğrudan ortalama 2.5 lt suyu vücudumuza almak zorunda olduğumuz hatırlanırsa, içme sularının kalitesinin sağlığımız açısından taşıdığı değer ortadadır. Su, sadece bizim için değil, hem bitkilerin hem de hayvanların sağlık ve verimlilikleri açısından da yaşamsal değerdedir. Bu derece değerli olan sularımızın kirletilmemesi için ülke insanımızın bilinçlendirilmesi başta olmak üzere, sularımızın korunması birincil görevlerimizden olmalıdır. Doğaya müdahale etmeden, orman ve diğer bitki alanları korunarak, kirliliğin doğanın kendi döngüsü içinde temizlenebilecek oranda ve şekilde ortamlar oluşturarak doğa ile uyum içinde yaşamayı başarmayı ilke edinmemiz gerekmektedir. Gelecek nesillerin yaşamının bizim elimizde olduğunun bilincinde hareket etmeliyiz. Bunun da ön koşulu gelecek nesillere içilebilir nitelikte su ve yaşanabilir bir çevre bırakmaktır.

 

KÖKEZ KAYNAĞI:

 

Kökez Kaynağı, Aladağ Ormanı Gölcük mevkiinden çıkmaktadır. 760 m. kotunda olup debisi 10 lt/sn.dir. Kökez suyunun bir kısmı Hisartepe mevkiinde bulunan 1300 m3’lük gömme depoya cazibe ile iletilmektedir. Depoya iletilen su, mahallelerde bulunan 29 adet çeşmeye verilmekte, geri kalan Kökez suyu ise depoya girmeden 58 çeşmeye iletilmektedir. Bu durumda halk Kökez suyunu toplam 87 mahalle çeşmesi aracılığı ile kullanmaktadır.

 

Kökez kaynağı Bolu il merkezinde yaygın olarak kullanılmaktadır ancak içeriğinde bazı minerallerin, gerekenden az olması bazı sağlık problemlerine yol açıyor olabilir. Özellikle bebekler ve gelişimini henüz tamamlamamış çocuklar için, bu durum gözden kaçmış bir risk olabilir. Kökez suyuna ait analiz raporları ile eksik minerallerin sebep olabileceği sağlık problemleri incelenip, ilişki kurulmaya çalışılıp, çözüm için yapılabilecekler araştırılacaktır.

SONUÇ:

Yarıyıl tatili boyunca bu çalışmalar yapılıp rapor hazırlanacaktır.