
Tarih 26 Nisan 1986, Sovyetler Birliğine bağlı Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Pripyat şehrinde üstünden yüzyıllar geçse bile unutulamayacak bir facia yaşandı. Yapılacak olan küçük bir sistem testi 30.000 ila 60.000 insanın yaşamını yitirmesine, 600.000 ila 800.000 kişiden 300.000’inin bir yıl içinde alabileceği radyasyonun 500 kat fazlasını almasına neden oldu. Kocaman bir şehrin tek günde boşaltılmasına, yaklaşık (1985 nüfusuyla) 47.500 kişinin evinden olmasına neden olan o denli büyük bir facia yaşandı. Gelin bu faciayı biraz derinlemesine inceleyelim.
Tarihler 26 Nisan 1986 Cumartesi gününü gösteriyordu. Saatler gece biri yirmi üç geçiyordu. Pripyat halkı tüm olaylardan habersiz huzurla evlerinde uyuyorlardı. Fakat Çernobil Nükleer Santralinde birtakım testler yapılıyordu. Eğer bir elektrik kesintisi yaşanırsa reaktörün nasıl cevap vereceğine dair bir güvenlik testi. Daha önce tekrarlanan ve üç kere başarısız olunan bir test! Testten 10 saat önce reaktör gücü 3200 MW yerine 1600 MW’ye düşürülerek reaktör içerisinde xenon gazı oluşturuldu. Fakat xenon gazı reaktörü zehirledi. Bunun sonucunda reaktörün gücü test için gerekli olan minimum gücün (700 MW) altına düştü. Bu durmu düzeltmek için mühendisler talimatların dışına çıkarak reaktör içerisindeki kontrol çubuklarını çıkardılar. Fisyon reaksiyonunu azaltmaya yarayan 211 çubuğun 205 tanesi çıkarıldı. Fakat yapılan bu çalışma sonuç vermedi, güç tekrar yükseltilemedi. Fakat sonrasında işler yavaş yavaş değişmeye başladı. Test esnasında ani ve beklenmedik bir güç dalgalanması fark edildi. Ve acil durum tuşu olan AZ-5’e (Bu tuşun görevi tüm kontrol çubuklarını aynı anda reaktöre indirmekti.) basıldı. Fakat bu noktada bilinmeyen bir şey vardı. Kontrol çubuklarının uç kısımları grafitten yapılmıştı. (Grafit reaktiviteyi arttıran bir maddedir.) Ne yazık ki bu çubukların bor kısımları reaktör çekirdeğine ulaşılamadan ani bir güç dalgalanması yaşandı. Güç çıkışı artık son raddeye geldiğinde buhar basıncı birtakım tepkimeye yol açtı. Bu olaylar sonucunda nükleer çekirdekte patlama meydana geldi. Açığa çıkan grafit yangın çıkmasına neden oldu. Çıkan yangın atmosfere yükseldi ve başta Pripyat olmak üzere geniş bir coğrafyaya nükleer serpinti bulutu yayıldı. Aslında işler çığırında çıkmıştı. Çok büyük ve ciddi bir olay söz konusuydu. Halkın hemen tahliye edilmesi gerekiyordu. Fakat işler pek de tahmin edildiği gibi yürümedi.
Sovyet sisteminde bir gizlilik kültürü vardı. Ve ayrıyeten yetkililer kazayı küçümsüyor kontrol altına alınabilecek bir yangın olarak görüyorlardı. Reaktörün tamamen parçalandığı ilk başta anlaşılamamıştı ve yetkililer çekirdeğin büyük ölçüde sağlam olduğunu düşünüyordu. Bu yüzden kazanın ilk saatlerinde Moskova’ya gönderilen resmi bilgilerin gerçekle alakası yoktu. Raporlarda yangının kontrol altına alındığını ve halkın tahliye edilmesine gerek olmadığı yazıyordu. Yetkililerin insanları radyasyondan koruma konusunda bir bilgileri veya deneyimleri yoktu. Bundan dolayı 26 Nisan günü boyunca Pripyat halkına hiçbir korunma talimatı verilmedi. Bu yüzden insanlar sabah her zamanki işlerine geri döndüler. Fakat daha sonrasında olayın büyüklüğü ortaya çıkmaya başladı ve 27 Nisan günü kazandan yaklaşık 36 saat sonra tahliye operasyonu başlatıldı. Yaklaşık 45.000 kişi sadece birkaç gün adı altında bir daha evlerine geri dönmemek üzere tahliye edildi. Üstelik yanlarında sadece kimlik belgeleri ve birkaç günlük eşyaları vardı.
Patlamadan sonra Sovyetler Birliği geniş çaplı bir çalışma hareketi başlattı. Bu çalışmada yer alan insanlar “likvidatör” olarak adlandırıldı. İlk başta yangın söndürüldü ve helikopterlerle hasarlı reaktörün üzerine kum, dolomit ve bor bileşikleri bırakıldı. Daha sonrasında ise kumandalı robotlar kullanılmaya başlandı. Ancak yüksek radyasyon sebebiyle robotlar arızalandı ve işlevsiz hale geldi. Bu yüzden bazı bölgelerde çalışmalar insan faaliyetleriyle yapıldı. Fakat bundan dolayı birçok görevli yüksek düzeyde radyasyona maruz kaldı. Radyasyona maruz kalan insanlarda Tiroid kanseri, lösemi ve radyasyona bağlı kanserler yaygınlaştı. Çoğu insan bu yüzden hayatını kaybetti. Yoğun radyasyon birçok canlıda mutasyona neden oldu. Bölgeden tahliye edilemeyen balıklar, köpekler ve diğer canlılar bunun en güzel örnekleri olabilirler.
Olaydan tam 30 yıl sonra 2016’da reaktörün üzeri çelik bir kalkanla örtüldü. Günümüzde Çernobil’de hala bir yaşam yok ve araştırmalara göre önümüzdeki 48.000 yıl boyunca da olmayacak gibi duruyor. Ama yıllardır kimsenin yaşamadığı bu yeri merak edenler için Çernobil turları yapılıyor. Eğer ilerde cesaretimi toplayabilirsem binlerce insanın ölümüne sebep olmuş ve tarih sayfalarında kendine unutulamayacak bir yer ayırtmış olan Çernobil’i gözlerimle görmek isterim.









