1529’dan Günümüze Değişmeyen Gerçek – A.Agâh ÖNCÜL
Ascoli Piceno kasabasında bulunduğu söylenen ve 1529 yılına tarihlenen bir duvar yazısı, aradan geçen yaklaşık beş yüzyıla rağmen bugün hâlâ insanlığın en büyük sorunlarından birini anlatmaktadır. Yazıda şu ifadeler yer alır:
“Yapabilen istemiyor,
isteyen yapamıyor,
bilen yapmıyor,
yapan bilmiyor
ve dünya böyle kötüye gidiyor.”
Bu kısa ama derin anlam taşıyan sözler, toplumların neden zaman zaman ilerlemekte zorlandığını çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır.

Bu sözlerin en dikkat çekici yönü, insan hayatındaki çelişkileri çok sade bir şekilde anlatmasıdır. Gerçekten de birçok durumda yeteneği olan kişiler sorumluluk almak istemezken, büyük istek duyan insanlar yeterli imkân ya da bilgiye sahip olmayabiliyor. Bilgili kişiler bazen sessiz kalmayı tercih ederken, bilgisiz kişilerin önemli kararlar aldığı görülebiliyor. Böyle durumlarda ortaya karmaşa, adaletsizlik ve yanlış yönetim çıkabiliyor. Yazının asıl gücü de burada yatmaktadır; çünkü yalnızca kendi dönemini değil, insanlığın ortak sorununu anlatmaktadır.
Günümüzde bu sözlerin hâlâ bu kadar etkileyici olmasının nedeni, modern dünyada da benzer durumların yaşanmasıdır. Eğitim, çevre, teknoloji, siyaset ve ekonomi gibi alanlarda çoğu zaman doğru bilgiye sahip insanlar geri planda kalırken, yeterli bilgiye sahip olmayan kişiler ön plana çıkabiliyor. Özellikle sosyal medyanın etkisiyle bilgi kirliliğinin artması, bu sözlerin anlamını daha da güçlendirmektedir. İnsanlar bazen araştırmadan konuşmakta, uzman görüşleri yerine popüler fikirleri tercih etmektedir. Bunun sonucunda toplumlar yanlış yönlendirilebilmekte ve ortak sorunlara sağlıklı çözümler üretmek zorlaşmaktadır.
Bu duvar yazısı aynı zamanda bireysel sorumluluğu da hatırlatmaktadır. Her insanın bilgi, yetenek ve isteğini doğru şekilde kullanması gerektiğini anlatır. Bir toplumun gelişebilmesi için yalnızca istemek yeterli değildir; bilgiye, çalışmaya ve sorumluluk almaya da ihtiyaç vardır. Aynı şekilde yalnızca bilmek de yeterli değildir. İnsan, bildiği doğruları uygulamadığı sürece bilgi topluma fayda sağlamaz. Bu nedenle sözler, insanları düşünmeye ve harekete geçmeye çağıran bir uyarı niteliği taşımaktadır.
Sonuç olarak, 1529 yılında yazıldığı belirtilen bu kısa metin, insanlığın değişmeyen sorunlarını günümüze taşıyan güçlü bir düşünce örneğidir. Aradan geçen yüzyıllara rağmen insanların hâlâ aynı hataları yapması, bu sözlerin ne kadar evrensel olduğunu göstermektedir. Belki de dünyayı daha iyi bir yer hâline getirebilmek için bilgi, istek ve eylem arasındaki dengeyi kurmak gerekmektedir.



