
Hepimiz son zamanlarda bağıra bağıra kadınlardan, kadın haklarından ve kadınların öneminden bahsediyoruz. Peki bunların neler olduğunu biliyor muyuz veya daha önce hiç merak edip araştırdık mı? Eğer cevabınız hayırsa gelin size bu büyüleyici canlıyı yani kadını tanıyayım.
Kadın sözlük tanımı olarak “Erişkin durumuna gelmiş dişi insan.” demektir. Biyolojik açıdan bakıldığında ise XX eşey kromozomuna sahip, östrojen ve progesteron hormonlarıyla fizyolojisini şekillendiren ve canlı türünün devamı için gerekli olan yumurta üretme kapasitesine sahip yetişkin dişi bireydir. Günümüzdeki tıp alanında ilerleyen teknolojik gelişmelere rağmen insan neslinin devamının kadın olmadan imkansız olduğu bilinmektedir. Yani bir gün bir mucize yaşanır ve kadınları (dişilerin) hepsi ortadan kaybolursa insan nesli devam edemez ve yok olur. Yani kadınlar hayatımızda kilit noktaya sahip canlılardır. Peki ama kadınlar toplum için, insanlık için bu kadar kilit bir noktadayken neden kadınlar toplum tarafından bu kadar hor görülüyor, aşağılanıyor veya tabiri caizse yok sayılıyor? Aristotales kadını tanımlarken “Kadın bazı özellikleri eksik olduğu için kadındır.” ifadesini kullanmıştır. Peki kadın neden burada eksik olarak tanımlanmıştır, neden tam insan erkek olarak görülmüştür? Bu soruların cevabıysa çok basittir: Ataerkil toplum yapısı. Dünya’daki kültürlerin %70 ila %75’i ataerkil toplumdan gelmektedir. (Bu sayılarda bir kesinlik bulunmamıştır ancak Dünya genelinin büyük çoğunluğunun ataerkil toplumdan geldiği kanıtlanmıştır.) Hemen kısaca ataerkil nedir onu da açıklayalım. Ataerkil ya da patriyarki, erkek teorisine dayanan bir toplumun örgütlenme düzenidir. Ataerkillik erkeğin üstünlüğü temeline dayanır, soy erkekler tarafından belirlenir ve hakimiyet erkeğe aittir. Yani bu demek oluyor ki atalarımızdan gelen ataerkillik bilgileri ve hisleri yüzünden yeryüzündeki bu değerli canlıları (kadınları) yok sayıyoruz. Toplumumuzda (veya Dünya’daki çoğu toplumda) bir olayda her zaman erkeği haklı görürken kadını ayıplıyoruz. Uygun karşılanmayan herhangi bir eylemi kadın gerçekleştirdiğinde onu ayıplarken, ona kızarken erkek aynı eylemi gerçekleştirdiğinde hiçbir bilimsel geçerliliğe dayanmayan, hiçbir olayı açıklamayan “O erkek…” cümlesini kullanıyoruz. Bu duruma çok güzel bir örnek olarak L. N. Tolstoy’un Anna Karenina romanın gösterebiliriz. Kitabın en başında Anna’nın erkek kardeşi Stepan Arkadyaviç Oblonski karısını aldattığı zaman toplum bunu ayıplamamış ve olayı geçiştirmiştir. Lakin Anna kocasını Vronsky ile aldattığı zaman durum öğrenildiğinde Anna toplum tarafından daha çok yuhalanmış, ayıplanmış, aşağılanmıştır. İşte bunların hepsi ataerkil toplumdan geldiğimizden dolayı kaynaklanmaktadır.
Peki bu durumu değiştiremez miyiz? Kadınla erkeği eşit hale getiremez miyiz? Bence bu soru evet olarak cevaplanabilir. Ama nasıl mı? Kadın haklarını öğrenerek ve kadınlara değer vererek. Peki bu kadın hakları nelerdir? Kadın hakları tanım olarak kadınların erkeklerle eşit şekilde sahip olduğu sosyoekonomik, siyasi ve yasal hakların tamamına verilen isimdir. CEDAW (Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) Dünya’daki kadınların haklarını en detaylı şekilde koruyan ve düzenleyen uluslar arası belgedir. Toplam 30 maddeden oluşur; ilk 16 maddesi kadınların siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel ve medeni alandaki haklarını anlatır, kalan 14 maddesi ise sözleşmenin uygulanması ve denetlenmesi ile ilgilidir. CEDAW bu hakları 4 ana başlık altında inceler:
- Kişisel Dokunulmazlık ve Yaşam Hakları
- Cinsel, fiziksel ve psikolojik şiddetten korunma hakkı
- Kendi bedeni üzerinde tasarruf hakkı
- Üreme hakkı
2. Siyasi ve Toplumsal Haklar
- Seçme ve seçilme hakkı
- Eğitim hakkı
- Örgütlenme ve ifade özgürlüğü hakkı
3. Ekonomik ve Çalışma Hakları
- Eşit işe eşit ücret hakkı
- Ayrımcılığa uğramama hakkı
- Mülkiyet ve miras hakkı
- Analık izni ve sosyal güvence hakkı
4. Medeni ve Hukuki Haklar
- Eşit evlilik ve boşanma hakları
- Velayet ve nafaka hakkı
- Soyadı ve kimlik hakkı
Kadın hakları çağlar boyunca dile getirilmiş, nice kadınlar tarafından yürürlüğe girmesi için uğraşılmış bir kanundur. Yani kadın haklarını birkaç yıllık bir düşünce olarak görmek çok yanlış bir davranıştır. Yıllar boyunca yüzlerce kadın erkeklerle eşit haklara sahip olabilmek için savaşmıştır. Ve eğer biz de toplum olarak kadın haklarına değer verirsek bir gün eşit bir toplum oluşturabiliriz. Ve şunu unutmayın ki bir kadının bir erkekten ne bir fazlası ne de bir eksiği vardır. Karşınızdaki kişiyi artık erkek-kadın olarak ayırmayı bırakıp ona sadece insan gözüyle bakarsanız dünya daha eşit ve barışçıl bir hal alır.

