Algoritmaların Tahakkümü: Yapay Zeka Kimin Geleceğini İnşa Ediyor?

Günümüzde “teknoloji oligarkları” olarak adlandırılan bir avuç sermaye sahibi, yapay zekanın insanlığı kurtaracağına dair ütopik vaatlerini her fırsatta dile getiriyor. Ancak bu parlak tablonun ardında, dünya emekçilerini bekleyen derin bir belirsizlik ve güç dengesizliği yatıyor. Yapay zeka teknolojileri, insanlığı angarya işlerden kurtaracak bir özgürleşme aracı mı, yoksa emeğin daha fazla sömürüldüğü dijital bir pranga mı olacak?

  1. Teknolojik Oligarşi ve Refahın Tekelleşmesi

Yapay zekanın gelişimi bugün sınırlı sayıda dev şirketin ve milyarder yöneticinin elinde toplanmış durumda. Bu çevreler, algoritmaları ve devasa veri yığınlarını kontrol ederek aslında geleceğin üretim araçlarını tekelleştiriyorlar. Eğer bu teknoloji sadece kâr maksimizasyonuna hizmet ederse, yapay zekanın yarattığı devasa verimlilik artışı emekçilerin refahına değil, sermaye sahiplerinin banka hesaplarına akacaktır.

  1. Emeğin Değersizleşmesi mi, Dönüşümü mü?

Teknoloji devleri, “herkesin daha az çalışacağı” bir dünya vaat ediyor. Ancak mevcut ekonomik düzende daha az çalışmak, genellikle daha az ücret, daha az güvence ve daha fazla yoksulluk anlamına geliyor. Otomasyon, sadece mavi yakalı işçileri değil, artık beyaz yakalıların uzmanlığını da tehdit ediyor. Emekçiler için asıl tehlike işsizlikten ziyade, emeğin vasıfsızlaştırılması ve “algoritmik yönetim sistemleri” altında daha yoğun bir çalışma temposuna zorlanmaktır.

  1. Algoritmik Denetim: Fabrikadan Ekrana Yeni Sömürü

Bugün kuryelerden yazılımcılara kadar pek çok çalışan, artık “insan” yöneticiler tarafından değil, soğuk algoritmalar tarafından denetleniyor. “Verimlilik” adı altında her saniyesi takip edilen bir çalışma düzeni, işçiyi makinenin bir parçası haline getiriyor. Dünya emekçilerinin çıkarı, bu algoritmaların şeffaf olmasını ve bu sistemlerin çalışanlar üzerinde bir baskı aracına dönüşmemesini gerektirmektedir.

  1. Emekçiler İçin Bir Yol Haritası: Yapay Zekayı Demokratikleştirmek

Yapay zekanın geleceği, kendi çıkarlarını “insanlık yararı” gibi pazarlayanların insafına bırakılamaz. Eğer bu devrimden toplumun geneli kazançlı çıkacaksa, şu temel talepler yükseltilmelidir:

  • Veri Emeğinin Tanınması: Yapay zekanın eğitildiği veriler, aslında kolektif insan emeğinin ve bilgisinin bir ürünüdür. Bu veriden elde edilen kârın sosyal haklara ve kamu hizmetlerine aktarılması şarttır.
  • Teknoloji Vergisi ve Sosyal Güvence: Otomasyonun yarattığı iş kaybını telafi etmek için teknoloji kârları vergilendirilmeli; “Evrensel Temel Gelir” gibi modeller, emekçiyi muhtaç bırakacak değil, özgürleştirecek şekilde tasarlanmalıdır.
  • Çalışma Saatlerinin Radikal Şekilde Azaltılması: Verimlilik artışı, işten çıkarma gerekçesi değil; maaş kesintisi olmadan haftalık çalışma günlerinin düşürülmesi için kullanılmalıdır.
  • Dijital Sendikalaşma ve Şeffaflık: İşçiler, yapay zeka sistemlerinin işyerindeki tasarım süreçlerine dahil edilmeli; algoritmik kararlara karşı toplu itiraz hakkına sahip olmalıdır.
Yapay Zeka
Yapay Zeka

Sonuç: Gelecek Kaçınılmaz Değil, İnşa Edilebilir

Yapay zeka kendi başına bir “kader” değildir; o bir araçtır. Bu aracın direksiyonunda sadece kâr odaklı azınlıkların oturduğu bir senaryo, toplumsal eşitsizliği uçuruma sürükleyecektir. Gelecek; teknolojinin sadece hıza ve sermayeye değil, insana ve onurlu bir yaşama hizmet ettiği bir düzen olmalıdır.

Dünya emekçileri için kurtuluş, teknolojiyi reddetmekte değil, onu kamusallaştırmakta ve ortak refahın motoru haline getirmektedir.