ZÜLFÜYÂRE DOKUNMAK!

Bence eleştiri hoş bir şey değildir ama gerekli ve genellikle yararlıdır.
İnsan Yaratmak/Virginia Satir

Merhaba Kıymetli Okur 🙂
Meslekte yedinci yılını tamamlamış bir öğretmenim. Anlayacağınız yolun henüz başlarında sayılırım. Bu kadar kısa zamanda bana mesleğimin kazandırdığı en nadide özellik, karşılaştığım tüm insanları önemsemem ve gözlem yapmak için karşıma çıkan bir fırsat olarak görmemdir. İster bilinçli, ister bilinç dışı yapılsın her davranış, karşılaştığım kişi hakkında muazzam detaylar verir. (Bilimsel olarak ispatlanmış bir durum, ben sadece uygulayıcıyım:) ).En küçük önemsiz bir davranış bir insanı, bu yöntemle ne kadar yüceltebilir ya da ne kadar küçültebilir bunu izlemek, yaşadığım toplumla aramdaki en özel iletişim ağlarımdan biridir, diyebilirim. Doğal olarak ben de hatalar yapabilen bir bireyim ve öz eleştiri yaptığımda kendi davranışlarımın toplumun fertlerince, nasıl algılandığını da bolca sorgularım.

Bunları sana niye mi anlatıyorum?

Malum öğretmenlerin “üç ay” (aslında ikidir o ) tatil yaptığı süreçteyiz. Geçtiğim yılın muhasebesini yapmak için yeterince zamanım oluyor. Hangi davranışlarımı devam ettirmeliyim, hangi davranışlarımdan vazgeçmeliyim vb. Ya da sınıfta öğrencilerde gözlemlediğim hangi davranışlar, topluma nasıl dönüyor? Olumlu dönüşler mi var? Yoksa olumsuz dönüşler daha fazla mı? Yapılanlarla, söylenenler ne kadar tutarlı? Gibi gibi sonsuz soru yumağı…

Tüm yıl boyunca “Gençlik nereye gidiyor?”, “Bu çocuklar neden böyle davranıyor?”, “ Biz öğretmenler nerede, neyi eksik yapıyoruz? Türünden bolca sitemim ve eleştirilerim oldu. Gençlik ve çocukluk derken ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerinden bahsediyorum. Bu tatilde öz eleştiri ile sınırlı kalmadan, büyük resme bakmaya da karar verdim. Sonuç mu? Tutarsızlıklarla dolu… Bunları da seninle paylaşmak istedim kıymetli okur. Bazen sen, çocuklar ve gençler doğru yapıyorsunuzdur da, yetişkinler hastalıklıdır. Onların yanlışlarının bedelini ödemek için kendini günah keçisi ilan etmeden önce bir durup düşünmen lazım.

Nasıl mı?

“Tabi ki davranışlarını sorgulayarak. “

AH ŞU TUTARSIZ YETİŞKİNLER!

•Hep sorulur adettendir. (Gençler nereye gidiyor?) diye. Bu bana göre eksik soru, yetişkinlerin nerede durduğu da ilk soru kadar önemli değil mi? Dünyanın yaşanılabilir olmasını engelleyen genelde gençler mi, yoksa yetişkinler mi?

•Yüz binlerce öğrenci tek bir soru fazla yapabilmek için okul, dershane, kurs üçlüsünde en kıymetli dönemlerini harcarken, dünyaya nasıl zarar vermiş olabilir. Düşünsenize üniversite giriş sınavına hazırlanan genç, buzulların erimesi için çayı ocakta unuttu?( Tabi bu uç noktada bir örnek oldu. Yetişkinin tek derdi var o da günü kurtarmak). İlkokul öğrencisi oyuncak silahı ile ortalığı kan gölüne çevirdi. Bu örnekte eh işte…

•Birbirleri hakkında her türlü konuşan, yalan söyleyen yetişkinler üniversite bitirse bile, kahvede oturan köylü Mehmet ağa ile aynı şeyleri konuşuyor.(Amacım sadece benzetme yapmak kendini yetiştiren insanlara saygım sonsuzdur.) Ama şimdiki nesil söyle konuşuyor, böyle konuşuyor diyerek yerden yere vurmak adettendir değil mi? Bu konu önemli ve derin yaramız olarak kalacak. Çünkü kendini iyi yönde değiştirmeye niyeti olmayan yetişkin, savunmasını yaparken şöyle der; “Ben gençlerin konuşmasına karışmıyorum ki…” Tabi ki karışmıyor ve böyle diyerek sorumluluklarından kaçıyor. Gençlerin ve çocukların; doğru konuşmasına da yanlış konuşmasına da karışmıyor çünkü. O yüzden her yerde bol küfürlü, argolu kelimelere kulağını tıkayıp geçiyor. Ya da zaten umurunda bile değil.

•Farklı kimliklere bürünüp her türlü ahlaksızlığı yapanlar da sadece ergenler zaten. Din adamı, sanatçı, oyuncu vb. sıfatıyla ekranlara çıkıp inançlara ve değerlere küfredenler ve katledenler de hep gençler ya!

•Televizyonlarda 7 yaş üstüne uygun olarak işaretlenmiş filmlerde ve dizilerde, bel üstüne çıkamayan yapımcılar kaç doğumlu? Sonra bu çocuk neden değişti? Televizyonu ve interneti amacına uygun kullanmayı bilmiyorsan, evinde bari tutma ailene dinamit koymazsın sevgili yetişkin.

Gençleri bırakıp yetişkinlere yani kendimize bakma zamanımız gelmedi mi? Onlara tutturmuşuz bir türkü “Sizler bu ülkenin geleceğisiniz!” gibi içi bomboş nakarat. Onlar gelecek ise biz neyiz? Bizler de bu ülkenin bugünü değil miyiz?. Biz yaşadığımız günü bile kurtaramazken, yarınları kurtarma işini niçin gençlere ihale ediyoruz?

* Kimin elinin kimin cebinde belli olmadığı, çarpık ilişkilerle dolu dizilere reyting rekoru kırdıran bizler. Kan damlayan, şiddet kusan senaryoları yazdıran, (İzlemesek kaçı tutunabilir).

* Evlilik gibi kutsal bir müesseseyi, evlilik programlarında çöplüğe dönüştüren,

* Youtube fenomenlerini seyrediyoruz diye ağlaşıyoruz. Ama o fenomenlere film çektirip parayı götüren,

* Televizyonda arkadaşına, eşine şiddet uygulayanları, çevreye zarar verenleri, sırf zengin diye gayrı meşru ilişkileri ballandıra ballandıra gösterdikten sonra, okul koridorlarında kavga eden öğrencileri disipline hangi hakla gönderebiliriz. (Yetişkin olmak çifte standart kullanma hakkını vermez bizlere).

* Bir yandan her türlü rezilliği özgürlük olarak sunan, cinsiyetsiz bir toplum özlemiyle yanıp tutuşan yazarların kitaplarını okurken, bir yandan ailenin öneminden bahsedemeyiz.

* Para uğruna sürekli inşaat yaparak şehri betona boğarken, gençlerden geleceği inşa etmelerini bekleyemeyiz.

Yaşadığımız topluma tüm ahlaksızlıkları aşılarken, sonuçlarına bu kadar şaşırmadan benimsemiş olmamız ne kadar da trajik. Son yıllarda kaç tane kaliteli film çekilmiş ve hakkıyla insanlığı, dürüstlüğü, birlikte eş güdümlü yaşamayı anlatıyor. Kitapçıların çok satanlar rafındaki kitaplardan kaç tanesi gençlere yaşadığı toplumu sevdirmek için yazılmış acaba? Biz dedelerimizin emanetine sahip çıkamadığımız için yarınları gençlere nasıl emanet etme hakkını kendimizde görüyoruz. Sonuç olarak kıymetli okur, “Geçmişini unutturduğumuz bir nesle, gelecekten ödev veremeyiz!” Konuşmayı bırakıp kendimizi olumlu yönde değiştirme zamanımız gelmedi mi? Sürçülisan etmişsem affola. 🙂

Kitap Önerisi
*Bir Ömür Nasıl Yaşanır/ İlber Ortaylı
*Beyaz Gemi/ Cengiz Aytmatov
Belgesel Önerisi
*Mucize İlaç

Bu yazıyı yazarken başlığı koymama ilham veren şarkıyı da paylaşmak isterim 🙂

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.