Zaafına Ruhsat Almak!

Ayşe Dudu Tuncel
Ayşe Dudu Tuncel

“Bizzat katlanamadığınız eziyete, başkasının tahammül etmesini istemeyiniz.”  Publilius Cyrus

Zaaf

Oğuz Atay hayranlığımı çevremdeki dostlarım bilir. En çokta anlaşılmadığı noktalarda Albayım! Deyişi, beni benden alır. Bazan kimse beni anlamadığında, aslında anlamaya bile tenezzül etmediğinde daha doğru bir tabir olacak, başlarım Albayımla, dertleşmeye… Çünkü beni dinlemek bir tutam sorumluluk, bir tutam baş ağrısı, bir tutam emek istiyor (Yazdıklarımı paylaşma gibi telaşım yoktu. İç sesimi sizlere farklı bir isimde tanıtmayı dilerdim, lakin Albayımla uzun mesafe duygusal bağım var, yarı yolda bırakamam).


Kabul ediyorum. İnsanların kendilerince daha önemli işleri var; mesela para kazanmak, çok zengin olmak, aldığı arabanın markası, gram umurumda olmayan karşı komşunun saç rengi, dizideki âşıkların kavuşamaması, bir diğerinin kaşı, gözü, duruşu, aldığı kilolar… Bu satırları okurken sizler de bir sürü örnek ekleyeceksiniz … Aslında dinleme kapasitenizi bazen nasıl zorladığınızı düşüneceksiniz. Hatta iş hayatınızda öğrencilerle ilgili etik davranalım, onların özel durumunu magazin malzemesi yapmayalım derken bile kendi davranışlarına bakmayan, sizin meslek algınızı dedikodu malzemesi yapanlara dahi şahit olacaksınız:) Çifte standart… Demek ki neymiş sizin yaşantınız, tercihleriniz ve davranışlarınız etik ilkelerin dışında kalabiliyormuş… Çünkü o insancıkların zaafı da oymuş! Parazit gibi başkasının yaşantısından besleniyorlarmış.

Okuduğunuz gibi herkes zaafına ruhsat alabilmek için başkalarının yaptıklarını alet ediyor. Sadece ben yapmıyorum ki herkes dedikodu yapıyor, parayı asıl yukarıdakiler yiyor, dünyayı ben mi kurtaracağım, herkes aynı rengin laciverdi gibi… Bir tanesi doğrudur ama yazdıklarıma çok anlam yüklemeyin kimse kimseye güvenmiyor(!)
ah kuşak çatışmaları

Anlıyorum… Yargılamıyorum… Çünkü insanın kâsesinde ne varsa kaşığına o gelirmiş. Zihnini ne ile meşgul ediyorsa, dili de onu tekrar ediyormuş. Allah şifasını versin demeyi bu Pandemi ile öğrendim, bin minnet… Kiminin şifası öpücük, kiminin şifası tokat olabiliyormuş. Ben de o işlerle ilgilenmiyorum artık. Bence siz de salın gitsin:)

Amacım izlediğim bir programda bir kelime kalıbı geçti ve çok hoşuma gitti. Bir an durdum, düşündüm…“Zaafına Ruhsat Almak!” Bir de benim penceremden nasıl görünüyor diye Albayımla dertleşirken, burada paylaşıverdim.:)

Unutmayalım ki! Doğduğumuz andan itibaren edindiğimiz tecrübeler, hayatımıza dâhil olan insanlar, tercih ettiğimiz kitaplar, yol ayrımlarında seçimimizi kimden yana kullandığımız ve bunların ne kadarını kendimizde aynaladığımızı fark ettiğimizde; zaaflarımızı daha rahat kabullenirken, başkalarının yaşantılarını yemek yerine tüketen çöp kovası olmadığımızı göreceğiz. Dikkat edelim kalite düşmesin…

Sizce de öyle değil mi?

Gazi Üniversitesi (MEB Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni)/ Anadolu Üniversitesi (Siyasal Bilimler ve Kamu Yönetimi). Vizyonum "özde, sözde, yüzde, gözde terbiye ile farkındalıklı, sevgi dolu, değer veren ve paylaşımcı işlevsel bir yaşam oluşturmak". Misyonum "etik değerlerim çerçevesinde; ben ne biliyorum ve öğrencilerimin neyi, nasıl bilmesini istiyorum." egitimci2007@outlook.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin