Z KUŞAĞI VE DEĞERLERİN DİLİ

Z KUŞAĞI VE DEĞERLERİN DİLİ

Son zamanlarda gündemimi epeyce meşgul eden karmaşık bir konu; Z kuşağı ve davranışlarında, yaşantılarında oluşturamadığımız değerlerimiz.Bir şeyi parçalamak kolaydır, toparlamak ise çok zor. Söz konusu toparlamaya çalıştığımız şeyler değerlerimiz ise işimiz çok  çok zordur. İstanbul Gönüllü Eğitimciler Derneği (İGEDER) Kongre Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Selahattin Duman, 2000’den sonra doğan ‘Z kuşağı’ çocuklarının 2030’lu yıllarda kendilerini yönetemeyeceklerini savundu.” Z kuşağı olarak adlandırılan çocuklarımızın benmerkezci ve sorumluluk al(a)mama durumları ise beni dipsiz kuyulara itmekte ve bu durum korkunç sonuçlara neden olmaktadır. Akabinde aklıma ilk gelen soru ise;Tek boyutlu sanal dünyaya indirgenen çocuklar kendilerini bile yönetemezken, toplumsal mirası olan değerlerini nasıl devralıp, devam ettirecek?

Toplum bilimciler, değer kelimesininesnelerin ve olayların bir toplum, bir sınıf ya da bir insan yönünden taşıdığı önemi belirleyen niteliği ya da bir toplum, bir sınıf, bir insan için önem taşıyan nesne ya da olay” olarak tanımlamışlardır.

 1993 yılında Robbins’e göre; değerler, gideceğiniz yönü belirleyen pusulalardır. Ne giydiğiniz, nerede yaşadığınız, kiminle evleneceğiniz, yaşamak için ne yaptığınıza kadar her şey değerlerin etkisi altındadır. Ayrıca neleri yapıp, neleri yapmamamız gerektiğini de söyleyen değerlerdir.

Prof. Mahmut Tezcan, Türk toplumunun değerlerini; aile, eğitsel, ekonomik, dinsel, siyasal ve boş zaman değerleri olarak sınıflandırırken,

“Türk değerlerini, olumlu ve olumsuz ifade edecek olursak; olumlu değerler, Dilin (Türkçe) kullanımı, kahramanlık, yurtseverlik, mertlik, dindarlık, kanaatkârlık, tutumluluk, toprağa bağlılık, konukseverlik, saygı, hayırseverlik, hoşgörülülük, namus-şeref, ciddilik-ağırbaşlılık, alçak gönüllülük ve iç temizlik. Olumsuz değerler ise. Cahillik, hilekârlık, saldırganlık, hurafecilik bağnazlık, ihmalcilik, tembellik, zalimlik, hainlik ve intikamcılıktır. ”

Z kuşağı; İnsanlık tarihinin el, göz, kulak vb. motor beceri senkronizasyonun en yüksek nesli olarak tanımlanmaktadırlar. Yani mekanikleşmenin ilk belirtileri Z kuşağı çocuklarında.”

 Bu kuşağın özellikleri;

Aile bireylerinin kendilerini çocuklarına karşı yetersiz gördükleri, psikolojik bunalım örneklerinin her geçen gün arttığı bir nesil. Sosyalleşme kavramının hiçbir anlam ifade etmediği ve teknolojiye kurban edilen bir nesil. Hayal dünyalarının sınırsızlığı ile cevabı bulunamayan sorular soran nesil. Aynı anda aktif bir şekilde pek çok işe dahil olabilen bir kapasite ile zekaları ve becerileri hayranlık uyandıran ancak bunu boşa kullanan nesil. Otorite ve kural tanımazlık korkutucu boyutta, istedikleri doğrultusunda direnişleri kırılamaz sağlamlıkta ve haklılıkları konusunda, grup halinde hareket etmek sorgusuz sualsiz katılacakları eylemler arasında ilk sırada olan nesil. Dile getirilemeyecek bir konu da yoktur onlar için, ayrıca her şeyi her yerde konuşmaya müsaitler. Ve son olarak Z kuşağı çocukları gökyüzündeki Güneş’ten de bihaberler.

Sonuç olarak bizlere düşen bazı görevler vardır. Bunları şöyle sıralamak mümkün:

* Anne babalar çocuklarla ilişkilerini düzenleyemiyorlar. Arkadaşları gibi davranarak bir ebeveyn gibi davranmayı ikinci plana atıyorlar.

*Ailelerde çocukların ciddi ilişkiler, bağlantılar kurabileceği düzen kayboldu, mümkünse çocuklarını oturdukları bilgisayar, tablet, telefon yani dünya ile ilişkisini kesen teknolojiden ayırıp ve kendilerinin de en önemli rol-model olduklarını hatırlamalarıdır.

* Ailelerin en çok dengeyi kurmakta zorlandığı konulardan biri de çocuklara kontrol hissi vermek. Anne babalar ya aşırı kontrolcü ya çok serbest davranıyor, çocuğunu yönetemiyorlar.

* Geleceğimizi oluşturan bireyler ile ortak paydada buluşabilmek için yeni nesillerin çağına dair kendimizi yetiştirmek, onların doğru şekillenmeleri, doğruya yönelmelerini sağlamak, temel değerlerimizi belleklerinde bulundurmalarını ve sağlıklı – bilinçli ve tam destekli yaşantılarında uygulayarak ilerlemeleri için önce biz büyüklerin konuya hâkim olmamız gerekli.

*Bir ulusu var eden ve onu sonsuza dek yaşatacak olan onun değerleridir. Değerlerini kaybeden uluslar, ulusal kimliklerini de kaybedeceklerdir. Türkiye’nin toplumsal değer yargılarını korumak için Z kuşağına ihtiyacımız vardır. Korurken de bireyler ile ortak paydada, zamana ve teknolojiye entegre olacak ve daha faydalı bir şekilde değerlerini geliştirmeli ve yenilemeliyiz..

Bu konuda sorumlu olan herkes, üzerine düşeni tam yapmadan eleştirme(!) lüksüne girmemeli! Çünkü sadece eleştirmek, samanlıkta iğne aramaktan farksızdır. Bizleri değiştirecek ve geliştirecek olan sözler değil, davranışlardır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.