YETİŞKİNLERİN ÇOCUK TİYATROSU İLE SINAVI

YETİŞKİNLERİN ÇOCUK TİYATROSU İLE SINAVI

“Okulöncesi eğitim kurumunda okulun tüm çocukları bir arada… Çocukların yarısı, sandalyede, yarısı yerde… Dip dibe kucuş kucuş oturuyorlar… Öğretmenler ellerinde telefon, etkinliği belgeleyerek sosyal medyaya servis etmek için hazırlar… Oyuncular peluştan yapılmış kostümleri/askılı pantolonları, kızartılmış ve çil konmuş yanakları, iki kuyruk yapılmış saçları, belki de sakalları ile hazırlar… Hatta o kadar hazırlar ki; kendi aralarında şakalaşıyorlar… Oyun başlıyor… Çocuklar gülmeye hazır… Gülmek için bekledikleri hareket komikleri, kandırmaca anlar olmasa bile gülüyorlar… Çünkü tiyatro demek sadece gülmek demek… Oyuncular çocukları memnun etmek için bedensel ve dil gelişimini tamamlayamamış çocuk taklidi yapmaktan heder oluyor… Abartılı jest ve mimikler, yersiz vurgulardan oluşan replikler… Oyunun sergilendiği mekanda sürekli bir hareket… Düzenli olarak şışşşşşşt! diyerek uyaran yetişkinler… Sürekli girip çıkan okul personeli, tuvalete götürülen- getirilen çocuklar… Oyun devam ederken, sahneye dalıp özçekim yapan öğretmenler… Çocukların ilgisini çekmek ya da interaktif(!) tiyatro yapmak için çocuklara yöneltilen; sadece evet/hayır yanıtını verebilecekleri sorular… “Büyümek için sebze yemek şarttır”, “Büyüklerin sözünden çıkarsak başımıza çok kötü işler gelir” gibi bir mesajı altını çize çize vermenin mutluluğuyla biten oyun… Oyunun bitmesinin hemen ardından hareketlenen ve büyük bir gürültü ile sınıflara dağılan çocuklar… Değil oyunu değerlendirmek, teşekkür etmeyi bile unutan öğretmenler… Okul için kaldığı yerden devam eden hayat… Tiyatro grubu için sıradaki okul…”
Tiyatro gruplarının okullardaki gösterimlerinden yapılan bu gözlemler; çocuk tiyatrosu üzerine tüm tarafların (tiyatrocular, eğitimciler ve ebeveynler) özeleştiri yapmasını, sorumluluk alması gerektiğini ortaya koyuyor. Nitelikli işler yapan tiyatrolar ve bu süreci etkin ve işlevsel biçimde düzenleyen okullar elbette bu yazının kapsamında değil.
Daha yaşanılır bir dünya isteyen herkes; yaratıcı, üreten, sorgulayan, düşünen, kendini ifade eden, özgüvenli, özsaygılı, özdenetimli bireyler yetiştirilmesi gerektiğini ifade eder. Ancak bunun için en önemli araçlardan olan sanat ve sanat eğitimine hak ettiği değer verilmez. Yaratıcı drama, halkoyunları, satranç, müzik, seramik, spor vb. gibi alanlar eğitim politikaları gereği okullarda giderek azalırken, yerini koruyan alanlardan birinin çocuk tiyatrosu olması sevindiricidir. Rağmen niteliği açısından ele alındığında koca bir sorun olarak karşımızda durur.

Özlem Öznur Gökbulut
(Okulöncesi Eğitimcisi)

*TEB Oyun Dergisi (Kış 2018/ Sayı:36 Mitos Boyut Yayınları)
#çocuktiyayrosu #tiyatropedagojisi #erkençocukluk #okulöncesi #okulöncesindesanateğitimi #çocukvetiyatro

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

8 − 6 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.