YENİ NESİL ÇOCUKLARLA İLETİŞİM

“Yeni nesil çocuklara, eski bir eğitim sistemi içerisinde nasıl daha iyi yardımcı olabilirim ve içinde bulunduğum sistemde yerimi koruyarak günümüz özelliklerine sahip çocuklarla nasıl başa çıkabilirim?”

On iki yıldır sürdürdüğüm öğretmenlik deneyimim en az öğrettiğim kadar öğrendiğim de bir süreçti ve bu soru öğretmenlik hayatımın her gününde aklımdan çıkarmadığım, sürekli üzerinde çalıştığım ve beni hızla değişmekte olan nesil farklılıklarına adapte eden soru oldu.

Bu noktada, hala öğrenmeye devam etmekte olan bir öğretmen olarak kendimce uyguladığım ve olumlu sonuçlar aldığım uygulamaların temeli; derslerde ve ders dışında zaman ayırarak öğrencilerin benden beklentilerini dinlemek, onları anlamaya çalışarak aslında beklentilerin çift taraflı olduğunu ve benim de onlardan beklediğim bazı şeylerin olduğunun farkına varmalarını sağlamaya çalışmak. Bunu oluşturmak ve birlikte yaşanacak en az bir yılın daha sağlıklı ve mutlu geçmesini sağlamak için öncelikle temel kuralların oturması adına zaman harcamak gerektiğini düşünüyorum.

Çocuklara sorumluluk duygusu vererek bir danışman gibi yanlarında olduğumu hissettirip seviyelerine uygun isteklerde bulunmak, onların doğal ve mantıklı sonuçlar çıkarabilecekleri, ders alabilecekleri beklentiler oluşturacaktır. Sebebi karşılıklı anlaşılmış ve birlikte karar kılınmış temel kuralların mantık çerçevesinde belirlenip uygulanarak alışkanlık haline getirilmesi çok daha sağlıklı bir iletişim ve daha sağlam ilişkiler oluşturacaktır. Bu alışkanlıkları oturtmaya çalışırken takınılması gereken esas tutum etkili bir paylaşım ortamı oluşturmaktır. Onların sırdaşı olmak, paylaşımlarına değer verip güvenlerini kazanmak tartışmasız çok önemli. Bunlardan daha da önemlisi öncelikle benim onlara güvenmem ve bunu onlara hissettirebilmem. Çünkü güvenilir bireyler yetiştirmek istiyorsam öncelikle ben onlara güvenmeliyim.

Korku temeline dayalı bir otorite yaratmaya uğraşmak, tüm yıl boyunca, tek kelimeden oluşan “hayır, yap, yapma, …” gibi emirler yağdırmak ve bu kural koyucu otoriteyi sarsmadan sürdürmek hem yanlış hem de karşılıklı anlayış ve güven temelli bir ilişki sürdürmekten çok daha zor. Çocukların ben yanlarında olmadığım zamanlarda da herhangi bir otoriteye gereksinim duymayıp doğal ve mantıklı sonuçlar açısından öngörülerini geliştirmek ve gerekli temel kuralları koymayı öğretmek onların çok daha sağlıklı bireyler olarak yetişmelerini sağlayacaktır. İtaat ettirmeye çalışmadan, kendi irademi dayatmadan, güç savaşına girmeden, aşırı tepki gösterme dürtüme elimden geldiğince engel olarak işbirliği içerisinde, sevgiye dayalı bir iletişim kurmanın öğretmen-öğrenci ilişkisindeki en önemli unsur olduğuna inanıyorum.

NİHAN ŞAKAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here