Vallahi Efendim Ben Öğretmenim Anlamam! Gözümle Çok İyi Dinlerim…

Ayşe Dudu Tuncel
Ayşe Dudu Tuncel

“İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, ince bir yerleri işte oraya değmemeli.”Yaşar KEMAL

Merhaba… Bugün tarih 9 Nisan 2021. Saat 2.00.

Gün geçmiyor ki toplumu acıları ile yüzleştirerek iyileştirme çabaları doğrultusunda kutu kutu antidepresan bağımlısı yapmasınlar. Yaratılmaya çalışılan dramlar ülkesinde, uç noktalardaki insanlar arasında sıkışıp kalan; ruhları yorgun olan insanları, ruh hastası kıvamına getirmeyi başardılar çok şükür. Bunu da yine evlerdeki aptal kutusu aracılığı ile gerçekleştirdiler. Neden ve hangi dizilerden bahsettiğimi anladığınızı umuyorum. İzlemeseniz bile muhakkak duymuşsunuzdur. Zira haftanın tamamında ışık saçan ruhları dahi, inatla siyaha boyuyorlar. (İzlemek zorunda değilsin! Diyenler olacaktır aranızda… Çizgisi olan eleştiriler, beni hep ileri taşımıştır. Sorun etmem. Lakin bir öğretmen olarak toplumumun gerçeği karanlıkken, gözlerimi açsam da gündüz olmuyor. Ben umursamasam da dersime giren öğrencim umursuyor. Onun gerçekliğine kayıtsız kalamıyorum.Bir de karakterim gereği ben öyle rahatsız olduğum konularda açık defter bırakmıyorum. Kötü kapatsam da bir şekilde o konu ile ilgili defteri muhakkak kapatıyorum.)

Ne çok şey sığdırdık be!.. Şu aptal kutusuna… Sabahtan akşama kadar rezalet!.. BİM’e tavuk siparişi yetiştirir gibi silahla öldürülenler bitti, sırada “Doktor Hanımın” kobay fareleri var. Fareler bile deneylerde kullanılırken mahremleri bu kadar ortalığa dökülmemiştir.

Doktor Hanımın kişiliğine, mesleğini sevmesine ve yaptığı işin doğruluğuna inancına saygım var. Yaşadığı toplumu kendi yöntemlerince iyileştirme çabalarını ve dizilerle toplumun tamamına hizmet etme konusunda kullanmaya çalıştığı yöntemini de anlıyorum. Ama hak vermiyorum!

Hak veremiyorum, çünkü çalışmalarını ortaya koyarken, iyi niyetli olup olmadığı konusunda kendimce emin olmak için tüm kitaplarını okudum ve neredeyse yaptığı tüm seminer ve konferanslara katılmaya da özen gösterdim. Bundan birkaç gün öncesine kadar. Ancak teşbihte hata olmaz “Doktor Hanım” da atalarımızın sözlerinden bahsetmeyi çok sever.” Ayı yavrusunu severken öldürürmüş “ derler ya, bu işte ona döndü sonunda…
O yüzden kusurunuza bakın lütfen!

Kimse hakkında kötü düşünmekten yana olmamaya özen gösteriyorum. Ama hayattan öğrendiklerimi de yabana atamam. Gerçek şu ki; her gülümseyen, yanınızdayım diyen de sevgi besleyemeyebiliyor. Okuduğum psikoloji kitapları dışında, pek bilgim yok alanıyla ilgili. O yüzden kaynağını anımsayamadığım şu hikaye ile neden bu kadar kalemimin keskinleştiğini ifade etmeye çalışayım.

Bir profesör konferans vermek için bir şehre gitmiş. Belirlenen saatte salona girmiş fakat ne görsün? Salonda yalnızca bir kişi oturmakta. Profesör bir an gururuna yediremeyip gitmeye yeltenmiş. Ancak bunun kendisini dinlemeye gelen kişiye saygısızlık olacağını düşünüp vazgeçmiş. Gidip kürsüdeki yerini almış fakat önce bir sorayım, diye düşünmüş;
“Acaba bu kişi tek başına beni dinlemek ister mi?” Profesör adama sormuş:
– Beyefendi gördüğünüz gibi salon boş. Ama siz bana ve fikirlerime değer verip buraya kadar zahmet etmişsiniz. Siz anlatmamı isterseniz ben konferansı yalnızca sizin için de sunarım. Ne dersiniz?
Adam cevap vermiş:
– Vallahi efendim ben anlamam! Ben seyisim. Ahıra bir at gelse de yem veririm, yüz at gelse de yem veririm.
Profesör mesajı almış! Hatta biraz da aşka gelip kürsüye çıkmış. Anlattıkça anlatmış. Anlattıkça anlatmış. Normalde iki saatlik konuşma hazırlamışken, bu hızla üç saat anlatmış.
Dört saat anlatmış… Beş saat anlatmış… Nihayetinde konuşmasını bitirip adama sormuş:
– Beyefendi nasıl buldunuz konuşma mı? Beğendiniz mi?
Adam cevap vermiş:
– Vallahi efendim ben anlamam! Ben seyisim… Ahıra bir at gelse de yem veririm, yüz at gelse de yem veririm! Ancak… Ahıra bir at gelirse diğer doksan dokuz atın yemini de o ata vermem!

Demem o ki, Sayın Doktor Hanım! Vallahi ben öğretmenim, psikiyatristlerin işinden anlamam. Ancak senaryoları sizin eserlerinizden uyarlanan dizilerinizi izledikten sonra dersime gelen çocuğun, nasıl olumsuz etkilendiğini uzaktan eğitimle bile gözünden anlarım. İyilikler tırtılları öldürünce değil, kelebeğe dönüştürünce değerlidir. Farkında olun isterim… Kabul, insanın doğduğu ev kaderini başlatır, bari dizilerle yaşadığı toplumu da o kadere mahkûm etmeyin. Belki de toplum değişirse o birey de değişir. Ters çabala kuralı duymuşsunuzdur, muhakkak. Benim uykum kaçtı, çocuklarımın tadı kaçmasın…

Müzik Önerisi:
Aç gözünü seyret tekrarı yok bunun
İşimiz muhabbet efkârı yok bunun
Arada bir dilimiz sürçer ise affola
Tutmasını biliriz de kemiği yok bunun
https://www.youtube.com/watch?v=nuD6zQQsUOI

Kaliteli yarınlara…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin