Uyuduğunu Biliyor Musun?

Sen çok iyi kalplisin.

– Sen de.

– Gözlerinden belli oluyor. Gülerek bakıyorsun.

Demedim ki sen sadece beş yaşındasın ve dediklerimi anlamayacaksın. Çünkü sadece ağzıyla değil gözleriyle de gülebilen biri dünyanın en akıllı insanından daha anlayışlıdır. Ve sen toplumun öngördüğü gibi haylaz bir erkek çocuğu olmak zorunda değilsin.

Doğuştan getirdiğimiz özellikler bize imtiyaz kazandıramaz. Ve eğlenmenin de bir ruhu var. Çocukların eğlenceli anlarını iyi gözlemleyin. Kötülüğün kokusu mu hakim oluyor yoksa cenneti çağrıştıran sonsuz bir sevgi ve iyilik haliyle mi herkes doluyor? Ben, o leş kokudan tiksiniyorum, üzüntü duyuyorum. Öfkeleniyorum. Öyleyse yargılıyorum. Sebebini düşünmeden sonuca odaklanıyorum. Çünkü iyi, pak ve sevimli olanı sevmek fazlasıyla kolay ama öbür türlüsü…

    Yargı varsa sevgi yoktur. Onlar aynı denizde yüzemez. Yargı su yüzüne çıkarsa sevgi batar, sevgi açıkça görünerek yüzerse yargı batar. Ancak hiçbir çöküş yok olmak demek değildir. Yargının görünmüyor olması yarın da görünmeyeceği anlamına gelmez. İçimizde görünmeyen ne çok şey vardır. Saklanan bir şeyin yok olduğunu söyleyebilir miyim? Ya da bugün görünen sevgim yarın kendini göstermekten vazgeçebilir. Denizin derinlerine batan bir sevginin içeride nasıl hapsolduğunu, neye tutsak olduğunu benden iyi kim bilebilir? Ama bırakın, bırakın ki yaşanmayan sevgi sorgulansın. Yaşanan sevgisizlik acı versin. Bu bilinçsizlik ortadan kalksın. Sebepsiz yere sevildiğinde afallayan, boş boş bakan, sevgiyi tanımayan ve onun ruhunu anlamayan çocuklara karşı yerine getirmediğimiz insani görevin hesabını nasıl vereceğiz? Ruhsal hastalıkların kaynağını nasıl bulacağız, bunları nasıl aşacağız?

Doyamadığımız uykudan ne zaman kalkacağız? Uykudan uyanma evresi, o gözlerimi ilk açışım, çok acıydı. Ama ben zor da olsa uyanmışken pek çok insanın uyuduğunu görmek çok daha acı verici… Çünkü bu evrensel bir acı. Benliğime değil, ruhuma batan bir acı…

Ötesi, gerisi, hepsi benliğimi yaralamıştı. En sonunda öldürmeyi başardılar. Çünkü benliğim ve ondan kaynaklanan korkularım, tutkularım, duygularım ölmeseydi sevgiden oluşan ruhum doğmayacaktı…

Herkesin bilebileceği şekilde İstanbul Üniversitesi- Üstün Zekalılar Öğretmenliği mezunu, 25 Ekim 1995 doğumlu ve şuanda Bezciyan Ermeni İlköğretim Okulu'nda sınıf öğretmeni olan bir insanım. İnsanlıkla ilgili değerlerin ardından gidiyorum. Hayatımı "sevgi" kavramını bütünüyle yaşamaya ve yaşatmaya adıyorum. Bu uzun yolculukta ben de her gün kendim ve insanlar hakkında bir şeyler öğreniyorum ve bunları paylaşmak istiyorum. Çocukları, ailemi, dostlarımı, çikolatayı ve sınıfımızdaki balığımız Huys'u(umut) çok seviyorum. Ölen balığımız Luys'u(ışık) da özlemle anıyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.