ÜSTÜN ZEKALILAR ÖĞRETMENİ GÖZÜYLE ÖZEL YETENEKLİLERİN EĞİTİMİNE BAKIŞ

‘Zekâ, yaratıcılık, sanat, liderlik kapasitesi veya özel akademik alanlarda yaşıtlarına göre yüksek düzeyde performans gösterdiği uzmanlar tarafından belirlenen çocuklar MEB tarafından özel eğitime muhtaç birey kategorisinde değerlendirilir.’

Son yıllarda özel yetenekli çocukların eğitiminde iyi örnekler görebilsek de henüz yolun başında olduğumuz aşikâr. Sıkışmış bürokrasi, ilerlemenin önünü ciddi anlamda tıkamaktadır. Bu hantallık özel yetenekli çocukların fark edilememesine, fark edilse bile özelliklerine uygun eğitim alamamalarına neden olmaktadır. Özel kurumlar, başta büyük şehirlerde olmak üzere üstün zekalı çocukların eğitimine ciddi yatırım yaparken, MEB gelişmeleri takip etmekten uzak bir duruş sergilemektedir. Gelişmiş ülkelerde üstün zekalı çocuklar devletin hazinesi olarak görülürken, ülkemizde bu çocukların eğitiminin büyük oranda özel sektörün girişimine bırakılması üzücü, bir o kadar da üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.

Özel yeteneklilerin eğitimini film gibi düşündüğümüzde, başrol oyuncularının ebeveynler ve öğretmenler olduğunu düşünmeliyiz. Bu durumda ebeveynler bilinçlendirilmeli, alanında uzman öğretmenlerle, özel yetenekli çocukların özelliklerine uygun eğitim-öğretim almaları sağlanmalıdır. Aksi takdirde ebeveynler, adeta bilgi çöplüğünde yalnız kalacaklardır. Bu durumun farkında olan birkaç akademisyen ve bürokratın çabasıyla, 2006 yılında lisans düzeyinde eğitim veren ilk program açılmıştır. İstanbul Üniversitesi, Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi, Özel Eğitim Bölümü, Üstün Zekalılar Öğretmenliği. Çok önemli bir adım olmakla beraber, Üstün zekalılar öğretmenlerinin durumu günümüzde de ayrı bir tartışma konusudur. Zira öğretmenler özel yetenekli çocuklara devlet kanalıyla eğitim veren bilim ve sanat merkezleri(BİLSEM) yerine Sınıf Öğretmeni kadrosunda istihdam edildiler. Nedeni ise kanımca vahim bir hata olan BİLSEM’in ilkokul kısmının o dönemde öğrenci almamaya yada azaltmaya yönelmesiydi. Bu durumda mezunlar boşta kalmasın diye(!) sınıf öğretmenliği kadrosuna atama hakkı tanındı. İşin ilginç yanı ise; günümüzde BİLSEM kadroları, sınıf öğretmenleri arasından mülakatla öğretmen seçilerek dolduruluyor. Yani yetişmiş personel varken, personel yetiştiriliyor. Bu gibi uygulamalar bilimsellikten oldukça uzak bir görüntü sergileyerek, MEB’e ciddi imaj zararı veriyor. Ayrıca alan mezunları Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’ne de atanmalıdir. Bunun yolu da tüm akademik süreçte ‘özel eğitim’ alanında değerlendirilen üstün zekalılar öğretmenlerinin, Talim Terbiye Kurulu tarafından ‘sınıf öğretmenliği’ alanında değerlendirme yanlışından vazgecilmesidir. Madem ki üstün zekalı öğrenci özel eğitime muhtaç, o zaman diğer özel eğitime muhtaç bireyler gibi, (zihin engelliler, işitme engelliler, görme engelliler) RAM’a gittiğinde alanın uzmanı eğitimci bulabilsin. Üstün zekalı bireyler için resmi tedbir dışında modüller hazırlansın, özel eğitim merkezlerinden devlet desteğiyle yararlanabilsinler. Ancak böyle olduğunda özel yeteneklilerin eğitiminde önemli adımlar atılıyor diyebiliriz.

Şöyle düşünelim; bir gün çocuğunuzun öğretmeni sizi görüşmeye çağırdı. Çocuğunuzun yaşıtlardan ileri seviyede olduğunu, bu yüzden sınıfta çok sıkıldığını, müfredatın ilgisini çekmediğini söyledi. Özel yetenekli olabileceğini, rehberlik araştırma merkezinde incelenmesinin uygun olacağını belirtti. Yazıldı, çizildi ve çocuğunuza randevu verildi. İncelendi ve ‘özel yetenekli’ tanısı konuldu. Resmi tedbir alındı ve çocuğunuz zenginleştirme modülünden faydalanmaya başladı. Siz ve öğretmeni etkinlik hazırlamada uzman görüşü, yardımı için RAM’a gittiniz. Ancak çocuğunuzun eğitimi sürecinde size yardımcı olacak uzman yok. Zihin, görme veya işitme engelli olsaydı çocuğunuz, karşınızda uzman bulurdunuz. Zaten diğer özel eğitime muhtaç bireyler gibi destek eğitiminden de faydalanamıyorsunuz. İşte bu noktada film kopuyor. İnternetten, kitaplardan hatta sağdan soldan duyduklarınız kafanızı karıştırıyor. Sözümona uzman olduğunu iddia edenin A dediğine, diğeri B diyor. Hal böyle olunca da karmaşa başlıyor…

*Bu makale bir üstün zekalılar öğretmeninin durum değerlendirmesidir. Tamamen kişisel gözlem ve düşünceden ibarettir.

Volkan UĞUR
Üstün Zekalılar Öğretmeni

1 Yorum

  1. Hocam öncelikle teşekkür ederim , elinize sağlık yaşanılanlara çok güzel tercüman olmuşsunuz , İnşallah devletin bu konudaki çalışmaları da beklentilere karşılık verir ; İnşallah yavrularımız kaybolmadan vatanımıza milletimize faydalarını gösterebilirler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.