Türkiye Ekonomisi İşçilerin Ölü Bedenleri Üzerinde Yükseliyor

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Türkiye Ekonomisi İşçilerin Ölü Bedenleri Üzerinde Yükseliyor` başlıklı açıklama metnidir.

Soma`daki işçilerin acısı dinmemişken, Şırnak`ta, İstanbul`da, Ermenek`te ve son olarak bugün Isparta`da öldürülen ve hala kurtarılamayan işçilerin haberlerini duymaktayız. Onlarca işçi alınmayan önlemler ve yapılmayan denetimler sonucunda cinayetlere kurban verilmektedir. İş cinayetlerinde dünya birincisi olan Türkiye`de işverenler katil, devlet ise cinayetlerin bir numaralı teşvik mekanizmasıdır. Artık emekçilerin ölü bedenleri ile zenginleşen bu sisteme dur deme vakti gelmiştir. Herkes madenlerde, inşaatlarda, tarlalarda can veren emekçilerin yasını alanlara çıkarak tutmalı, bugün Ermenek`te timsah gözyaşları döken katillerden hesap sormalıdır.
Türkiye ekonomisi biz öldükçe büyümekte (?), biz yaralandıkça grafikler yükselmektedir. İş güvenliği önlemleri fazladan maliyet olarak değerlendirildiği sürece her gün yeni kayıplar verilmeye devam edecektir. Meclis`te bu sıralarda yapılan merkezi bütçe görüşmelerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı`na ayrılan bütçenin düşürülmesi zaten yapılmayan denetimlerin önümüzdeki dönemde iyice azalacağını göstermektedir. AKP hükümeti mevsimlik tarım işçileri, inşaat işçileri, ev eksenli çalışan işçiler ve madenlerde çalışan işçilerle ilgili uluslararası sözleşmeleri imzalamamakta, cinayetleri kaderci mantıkla açıklamaya devam etmektedir. Dün Ermenek`te kameralara şov yapan bakanlar madenci ailelerini azarlayacak kadar densizleşmiştir. Bugün Isparta`nın Yalvaç ilçesi yakınlarında bahçeden elma toplayarak geçinen mevsimlik tarım işçisi çoğu kadın 15 kişi trafik kazasında feci şekilde can vermiştir. Dün aileleri azarlayan Başbakan ve kabinesinin bugün ‘trafik kazası bu işin fıtratında var` demesi muhtemeldir.
Bizler Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak toplumsal emeğin sahip olduğumuz en değerli şey olduğunun farkındayız. Bu yüzden emek alanında yaşanan her ölümün bütün değerlerimizi bizden almak için işleyen devlet ve sermaye işbirliğinde gerçekleştiğini biliyoruz. Okullarda ve üniversitelerde katledilen işçilerin çocuklarını yetiştiren biz emekçilerin; artık yeni cinayet haberleri duymaya tahammülü yok. Madende yaşayabildiği sürece çalışan ama çocuklarının başını okşayacak vakti kalmayan, inşaatta çalışmak için hiç tanımadığı memleketlere giden, kendi toprakları işgal altında olduğundan başkalarının tarlalarında çalışan anneleri ve babaları sinsice katleden bu sistemde bizlerin öğretecek tek bir şeyi kalmıştır. O da direnmek. Her koşulda, her yerde bu sistemi kabullenmemek ve direnmek. Zaten ders verme işini devlet ve sermaye gayet iyi yapmaktadır. Öğrencilerimizin ailelerini ellerinden alarak verdikleri ders ömrümüz boyunca unutulmayacaktır. Bizler ise çocuklarımıza sadece direnmeyi anlatmayı bugün en büyük insanlık görevi olarak görüyoruz.
Sendikamız hiçbir katliamın ve cinayetin yanında yer almayan onurlu insanların emek örgütüdür. Bu ülkenin geleceği olan çocuklarımıza sınıflarda pembe hayaller kurdurmayı ve yalanlarla onları kandırmayı reddediyoruz. Her gün yeni canlarımızı alarak büyüyen ekonomide isimlerimizi değil sayılarımızın ölçülmesine izin vermeyeceğiz. 19. yüzyılda madenlerde yaşanan toplu ölümleri, Bağcılar`da, Adıyaman`da ve Bursa`da katledilen kadın işçileri ve daha onlarca kaybımızı unutmuyor, unutturmuyoruz. Herkesi yaşanan katliamlara karşı ses çıkarmaya çağırıyor; bugün Isparta`da katledilen işçilerin ailelerine baş sağlığı diliyor, yaralıların bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını umut ediyoruz.