TERCİH EDİLMİŞ NEZAKET

“Bazıları hayatımıza girerken mutlu ederler, bazıları hayatımızdan çıkarken mutlu ederler, hayatımıza girerken mutlu edenlerin konuşmaları ve tavırları ön plandadır, çıkarken mutlu edenlerin yine konuşmaları ve tavırları ön plandadır. “ İsmet TOPALOĞLU

Merhaba🙂
Benim yazdıklarımı şuan nerede, ne koşullarda okuyorsun bilmiyorum ve bu yazıyı yazarken düşünceler denizinde yine kendi yaşantımı anlamlandırmakla meşgul olduğumu bilmeni istiyorum. Yine yeniden yoğunluktan kaçmak için bahaneler ararken buldum kendimi. Kutsal köşemde An’ın tadını doyasıya hissetmek üzere enfes dakikalardayım…

Kafamda uçuşan harfler öyle güzel bir araya geliyorlar ki yazmamak elde değil… Tamda uzunnn, soğuk kış gecelerine yakışır bir hikâye düşüveriyor aklıma.

Kralın birisi rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü görmüş. Rüyasının etkisiyle uyanır uyanmaz, şehrinin en meşhur iki rüya yorumcusunu çağırtmış. Rüyasını yorumlamalarını istemiş.
İlk yorumcu; “efendim, maalesef rüyanız hiçte hayra alamet değil. Tüm akraba ve sevdiklerinizi kaybedeceksiniz. Hepsinin ölümünü göreceksiniz” der.
Kral bu yorum karşısında deliye döner. Adamın kellesini vurdurur.
İkinci yorumcu; “efendim, rüyanızda dişlerinizin döküldüğünü görmeniz ömrünüz çok uzun olacağına delalet eder. Hem de o kadar uzun ömürlü olacaksınız ki, çevrenizde hiç kimsenin yaşamadığı kadar uzun yaşayacaksınız” şeklinde yorumlar kralın rüyasını.
Bu yorumu duyan kral, adamı bir kese altınla ödüllendirir.

Aslında mesele ne söylediğimizden ziyade, nasıl söylediğimiz değil midir? İnsan ilişkilerinde değişmez kural, “kalbine giremediğiniz insanın, beynine giremezsiniz!” kuralıdır. Nazik olmayı; görerek, okuyarak, deneyimleyerek edindiğimiz zarif konuşma ve davranış biçimleri bütünüdür şeklinde de ifade edebiliriz. Kültürel kodlar, onlar kaçınılmaz öğretilerimizdir zaten.

Çok uzağa gitmeden kendimden örnek vereyim sana. Ben insan ilişkilerimde genellikle tercih edilmiş bir nezaket kullanmayı önemsiyorum. Her şeyden önce bu durum beni mutlu ediyor. Bunun yanında birlik ve uyum içinde yaşamamı sağlıyor. Ancak en önemli tercih sebebim ise muhatabım olan bireylerin daha ölçülü konuşmalarını ve davranmalarını sağlıyor. Bu şekilde davranmam sosyal veya profesyonel yaşamımda öne çıkmamı ve farkımı yansıtmamı sağlıyor. Bu davranışımda istikrarlı davranmam ise yaşam farkındalığı olan bir insan haline getiriyor beni. Önce kendimi tanıyor, kabul ediyorum (yazıldığı kadar kolay yaşanmıyor tabiki 🙂 bil isterim), daha sonra başkalarını tanıyor ve kabul etmeye çalışıyorum. Bunu içselleştirdiğim ve istikrarlı olduğum sürecede davranış ve konuşmalarıma saygı ve incelik yansıyor ve bu davranış kalıcı hale geliyor. Benim en sık yaptığım hata ise “İnsanları gereğinden fazla önemseyip büyütüyorum, kendimde bir zaman sonra onların karşısında otomatikman küçülüyorum”(bu kısım tartışılır). Ancak kendime dair bildiğim tek gerçek; mükemmel eksikliklerime rağmen iyi insan kalma çabamdır o ayrı 🙂 Sonuç mu?

Her şey dozunda güzel!!! Ne yemeğin tuzunu ne de hayatında değerin ve nezaketin dozunu fazla kaçırma.

Müzik Önerisi
Dursun zaman dursun diyorsun da
Oyun değil ki yaşamak
Sen inanmasan da son var anla…

“Yaşam farkındalığı” ile kal, “Kaliteli bir yaşam” diliyorum 🙂

Gazi Üniversitesi '11 Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni Kişisel mottom; insanları tanı ve sağa kaydır. ogretmenbalim@hotmail.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin