TANRI KAYMAK ZEKÂMI KUTSASIN :)

Hepimiz dengiz. “Parmaklarınıza bakınız, birbirine denk görünmeyen şeylerin nasıl denk olabildiğini anlamak için.” Mikhail Naimy/ Mirdad’ın Kitabı

Merhaba
Hayatımın bir bölümünün flu olmasına rağmen hatırladığım en güzel hayalim, bir kitap yazmaktı. Bu öyle bir kitap olmalıydı ki şuana kadar insana dair yazılmış tüm kitapları içine almalıydı. Bu benim ütopyamdı belki de… Bu hayalimi duyan “yok artık deli misin?” Derdi. Hayallerimi bir bir gerçekleştirdiğimi görenler, dinleyince hayran kalırdı. Beni anlayanlar ise şartları ve koşulları bu yönde, benim yazabilmem için iyileştirmeye çalışırlardı (Canım ailem). Önceleri heves gibi olan yazma isteği zamanla tutkuya dönüştü.

Ben cümlenin birini toparlamaya çalışırken, zihnim yolu yarılamış olurdu mesela. 10 dakikalık teneffüste ya da öğle yemeği sırasında, sanal bir dünyada, sanal bir karakteri düşünmeye başlamak bile o kadar keyifliydi ki tarifi yok 🙂 Önceden dikkat etmediğim ya da önemsemediğim insan davranışlarını tuhaf bir şekilde, büyüteçle inceler hale gelmeye başlardım. Zihnimde bir kaç saniyelik çılgın hareketlenmeler olurdu, sonrasında ilginç bir unutulmuşluk oluşurdu. Bu ilginçlik yaşananların genişliğinden değil, darlığından kaynaklanırdı belki de. O an okuduğum yazı, dikkatimi çeken jest ve mimikler tüm dünyadan soyutlanmam içinde yeterli olurdu.(Merak etme hala devam ediyor 🙂 )

Bu insan davranışlarını çözmeye çalışma işinin, bana zaman zaman pahalıya patladığı da olmadı değil hani. Uzun süredir yeni insanlarla tanışmamaya özen gösteriyordum. Her seferinde konuşmamak için mantıklı sebeplerim oluyordu. Bazen konuşmak için kendimi zorladığım bile olmuştur. O insanların yaşantıları, ihtiyaç duyduğum zamana ait olmayan, içinde kendimi bulamadığım sözlerden oluşan, yabancısı olduğum bir dile aitti sanki. Çokça yeltendim insan psikolojisinde ne anlama geldiğine bakmaya… Bir türlü emin olamadım. “Ne anlama geliyorsa geliyordur işte!” diyerek tekrar yoluma baktım. Önemli olan ne hissettirdiğiydi. Sahi bu durumun beni düşünmeye ve yazmaya itmesi bile yeterli değil miydi?

Bu aralar yine önüme pek çok yol açılıyor ve ben hangisini seçeceğimi bilemediğim bir zaman dilimindeyim. Herhangi birine öylece gitmeden durup bekleme zamanı sanki. Tıpkı dünyaya geldiğim ilk gün nasıl derin derin bir soluk aldıysam. Öyle soluk alıp veriyorum bu aralar. Hiçbir şeyin benim dikkatimi dağıtmasına izin veremem. Bekliyorum ve bekleyeceğim. Aklımın tekrar kalp hizasına gelmesi gerekiyor. Kalbim benimle konuştuğu zaman, kalkıp tekrar beni yüreğimin götürdüğü yere gitmek için…

Bu yazdıklarım, sadece günlüğümde yer alan anı olmaktan öte, aynı zamanda yaşantımın büyük bir bölümü ile ilgili olduğu için bugün bu tarihe not düşmedir (özleniyorsun Oğuzcum ATAY).2017 yılından bu zamana kadar bu sitede yazarak, sen kıymetli dostumla da paylaşma fırsatı buldum. (Hayatta ikinci büyük şansım :)) Ne yazarsam yazayım; sitem, öfke, eleştiri (zaman zaman pesimist davrandığım doğrudur), hissettirdiği memnuniyet duygusu yetiyor aslında.

Şu kısacık yaşantımda kimim ben diye sorduğumda kendimi tarif edebiliyor olmanın mutluluğunu yaşıyorum açıkçası. Biri çıkıp Ayşe’nin “yapmacıklıktan uzak, üstü kapalı şeylerden tiksinen, günümüzün acınası samimiyetsiz samimiyetlerine sırt çevirmiş, tanımadığı insanların kendilerini anlattıklarında, onlara rahatlama fırsatı için zaman harcayacak kadar cömert birisidir” dediğini duyar gibiyim. Bir de otoriteyle başı hep derttedir. Bunların dışında aslında Ayşe bir şifacıdır, sorun gidericidir, kurtarıcıdır, bulunmaz bir takım yetenekleri ve fedakârlıkları da vardır desem abartır mıyım? (Takdir beni yakından tanıyanların olsun :)). Ancak beni hazırcevap, şakacı ve iyi bir arkadaş olarak hatırlamaları hiç fena sayılmazdı. Haa bir de yüksek proteinli kamyon arkası sözlerimle… Başlamak en zor şeydir bazan. Sonrasında ki her şeyde en az onun kadar zor olur. Tıpkı benim kitap yazmaya başlamam gibi değil mi? 🙂

Ey Kavgacı sevgi!
Ey Sevilen nefret!
Ey Hiçten yaratılan şeyler!
Ey ağır hafiflik! Ciddi hoppalık!
Güzel şekillerin biçimsiz kargaşası!
Kurşun tüy, parlak duman, soğuk ateş, hasta sağlık!
Hep uyanık uyku!
Ey kendisi olmayan!
Duyarım bu sevgiyi, ama zevk alamam ondan.
Shakespeare

Kaliteli bir yaşam dilerim 🙂

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin