Sosyal Medya, Hafıza ve Manipülasyon İçin Çalan Çanlar

“Eğer bir ürüne para ödemiyorsanız, ürün sizsiniz demektir !”

Merhaba Sevgili Okur,

Güzel bir Eylül akşamından sevgiler… Sen bu yazıyı nerede, ne zaman, ne koşullarda okursun bilemiyorum ama paylaşma ihtiyacımı gidermek için bu konuda izlediklerimin, okuduklarımın ve düşündüklerimin bir yansıması olan hissettiklerimi bu köşede yazma gereği duydum. Kelimelerin dostluğuna sığınarak başlıyorum cümlelerime…

Bir gününü düşün, ne kadarını sosyal medya sitelerinde geçiriyorsun? Z raporunu aldığında karşılaştığın sonuç ne oluyor?(Z raporu da neymiş hayatı gelişine yaşıyorum diyorsan, “bugün geriye kalan hayatının ilk günü” altını çizmek isterim :))

Sosyal medya dediğimiz oluşum; bireylerin yani biz kullanıcıların, bu iş için özel tasarlanmış sitelerde birbirimiz ile yaptığımız paylaşımlar topluluğudur aslında. İlgi alanlarımıza ve tarzlarımıza göre düzenlenmiş oldukça fazla ve çeşitli sosyal medya siteleri mevcut. Zaman ve mekân sınırlaması olmadığından, bir nevi “kesintisiz iletişim yolu” olan sosyal medya ağları sayesinde dünyanın en uzak köşesinden hiç tanımadığımız birinin bir paylaşımı anında bize ulaşabiliyor. Sosyal medya vesilesiyle, aile ve arkadaşlarla, insanlarla iletişim kurarak, bilgi alışverişinde bulunabiliyoruz, hatta ticari ilişkiler ve kazanç sağlayanlara da şahit oluyoruz.

Sosyal medya araçları, seçimlerimiz, kişilik özelliklerimiz ve dolayısıyla hafızamızla çok yakından ilişkili. Bu kanıya şu bilimsel bilgiden ulaşabiliyorum. “Kullandığımız bir sosyal medya aracında, bilgisayar algoritmalarının bıraktığımız yorumları, beğenileri, ilgilendiğimiz içerikleri de tarayarak, detaylı bir analiz çıkarabilmesi ve bu durumu kullanıcıyı yani bizleri o alanda daha çok zaman harcaması için kullanmasıdır.” İşte girişte paylaştığım ” Ürüne para ödemiyorsanız, ürün sizsinizdir.” cümlesinin dayanağı da budur zaten. Facebook, Twitter, İnstagram, Youtube, Google vb. şirketlerin amacı bizleri ekranda daha fazla tutmak, kendi beklentileri doğrultusunda düşüncelerimizi manipüle ederek seçme ve tercih hakkımızı sabote etmektir. Acıdır ki tıpkı sigara paketindeki görselleri göre göre tüketmeye devam etmek gibi sosyal medya bağımlılığının da farkında olarak kullanmaya devam ediyoruz.

Peki Neden?

İçinde yaşadığımız kültüre ve toplumsal dünyadaki yerimize göz kırpan bu araçlar hepimiz için birer tanımlama, iletişim ve aidiyet aracı olarak görüldüğü yadsınamaz gerçek. Hatta algoritmalar, artık kişilik özelliklerimizi ailemizden ya da en yakın arkadaşlarımızdan daha iyi algılar hale geldiği için telefonlarımız bizim altıncı duyumuz haline gelmiş durumda ve bu durum bizim dopamin salgılama potansiyelimizi (hayattan zevk alma durumumuzu) artırmaktadır. Zaman zaman topluluk bazında renkli kişilikleri tanımamıza veya çeşitli gruplaşmalara maruz kalmamıza da sebep olabiliyor tabii. Kullandığı her sosyal medya aracında bir hesabı olan kişilerin, o mecraların her birinde ayrı bir şahsiyet taşıdıklarını gerçek yaşamda bu kişilerle tanışma fırsatı bulunca daha iyi anlıyoruz.

Müzik Önerisi:
Ne müttefik belli,
Ne sığınakların yeri…
Kaybettim bugün kendimi, hükümsüzdür,
Sonu yok bunun, boşluklardan boşluk beğendim…

Sosyal Medya Hesaplarına Koşulsuz Güven!!!

Yaşantımızda içinde bulunduğumuz toplum üyelerinin tutarsız davranışlarını sorguladığımız ya da rahatsız olduğumuz bir durum varsa nedenini çok uzaklarda aramayalım. Ellerimizin arasında bir ekran ya da tuş kadar uzakta çünkü. Nasıl ki tanımadığımız bir insana şüpheyle yaklaşıyorsak,elimizdeki yabancıya da bir o kadar koşulsuz güveniyoruz.Bunun nedeni belki de çoktan irademize hükmetmesine izin verdiğimiz içindir. Kim bilir?

Bunu önlemek için;

*Kullanım şartlarını dikkatle okuyalım ve hayati önem taşımıyorsa önceliklerimiz arasından çıkaralım: Kullandığımız telefon, tablet, bilgisayar ya da sosyal ağın ve uygulamanın kullanım şartlarını muhakkak okuyalım, kullanıcı olarak haklarımızı ve bizden beklenenlerin neler olduğunu bilirsek kartları eşit dağıtmış oluruz. Kriz çıkmadan yönetimi ele almak şart. Bazı alışkanlıkları bir günde edinmedik bir günde de bırakalım demiyorum. Sadece beynimizin yükünü biz taşırken, aklımızın yönetimini başkalarına bırakmayalım diyorum.

*İnsan psikolojisindeki zayıflığı ve zaafı bilirsek, olası suistimallere karşı kendimizi koruyabiliriz. Şunu bilmeliyiz ki sosyal medya kullanılmayı bekleyen bir araç değil, kendine ait hedeflerine ulaşabilmek için psikolojimizi bize karşı kullanmaya ayarlı yazılımlar topluluğu.

* Sevgimize ve hoşgörümüze ihtiyacı olan hayatımızın yapıtaşlarına öncelik vererek onları düşünmeli ve bu siteleri kullanım alışkanlığımızı belli oranda azaltarak gerekiyorsa kullanmayacak şekilde farkındalık kazanalım.

** *********************************************************************

TAVSİYE:
Belgesel: Sosyal İkilem
Belgeselin üç cümlelik özeti:
1.Sosyal medya araçlarında ürün biz insanlarız, yani kullanıcılar.

2. Her türlü bilgimizi analiz ederek bizi daha çok sistemin içinde tutmaya çalışıyorlar.

3.Bizi bir şey satın alma ya da bir yönde oy kullanma konusunda yönlendiriyorlar.

“Müşterilerine “kullanıcı“ diyen iki sektör vardır. Birincisi yasa dışı uyuşturucu sektörü, ikincisi ise yazılım sektörleridir.”

Sonuç Mu?

Yapılan araştırmalara ve çalışmalara göre mesele basit bir dikkat çekip vakit kaybettirmek değil aslında. “Beyin sapında ilerleyerek, daha derine inerek bireylerin kendilerine saygılarını ve kimliklerini ele geçirmek.” Filtreler aracılığı ile elde ettiği güzel, zeki ve çekici birey imajı ile beğeni ve yorumlara göre kendini değerlendiren bireylerin aşırı özgüven yüklenerek zirveyi görmesi, gerçeklerle yüzleşince de aynadaki gerçek kimliği ile barışamaz hale gelmesi. Zaten var olan elalem kavramının sanal ortama taşınarak güncellendiğini gösteriyor. Böylece toplumdaki insanların hakkımızdaki düşüncelerini daha umursar hale geldik. Kaygılı, kırılgan, depresif ve özgüvensiz bireyler bu güncellemenin yegâne sonucudur. Hayatlarımızı mükemmeliyet algısına göre şekillendirdiğimiz için yetersizlik duygusu tüm benliğimize yayıldı. Sahte ve kırılgan popülerliğimizle; terkedilmiş, boş, kolay yönlendirebilen bireyler haline geldik.

“Çanlar, kaybolan irademizin hükümsüzlüğü için çalıyor.”

Sevgiyle ve sağlıkla kalın…

4 YORUMLAR

    • Değerli Kübra,
      Henüz hiçbir şey için geç kalmış sayılmayız, farkındalık başladıysa umut var demektir. Yazarın dediği gibi ;”belki umut bir sonraki sayfadadır” Kim bilir??

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin