SİZ HALA OYUNLAŞTIRAMADIKLARIMIZDAN MISINIZ?

Zeynep Aydın
Zeynep Aydın

Oyun insanlık tarihi kadar eski olan ilkel insanın doğayı ve hayatı öğrenmek için kullandığı ilk etkinliktir. Bir çok düşünür oyun üzerine çalışmıştır. Oyunun Locke ve Rosseau’nun çalışmalarına kadar uzanan, uzun ve detaylı tarihi bir araştırması vardır. Gazali çocuğun eğitiminde oyunun çok önemli bir yeri olduğunu ifade etmiştir. Vygotsky oyun için çocuğun sosyal yönden gelişmesini sağlayan bir araçtır derken; Piaget ise oyunu dünyayı tanıma aracı olarak görmüştür. Günlük hayatımızda kullandığımız aşık atmak deyimi uzun yıllar önce insanların aşık kemiği ile oynadığı oyunlardan gelir.

Aşık Kemiği

Çocuk dünyaya geldiği andan itibaren oyun hayatının bir parçası haline gelir. Yaşına ve içinde bulunduğu zamana göre oynadığı oyunlar değişse de oyun hep vardır. Hatta ebeveynlerin en büyük yardımcısıdır çoğu zaman. Birçoğumuza “bak uçak geliyor” diyerek yemek yedirilmiştir. Büyüdükçe oyunlarımızı kendimiz seçmeye başlarız.

Bir düşünün küçüklüğünüzden bu yana oynadığınız oyunları. Ben hem sokak oyunlarını hemde dijital oyunların başlangıcı olan tetris, atari gibi oyunları oynamış şanslı bir neslin çocuğuyum. Yaşımız kaç olursa olsun sebeplerimiz farklı da olsa oyun hayatımızın içindedir her zaman. Tıpkı hayat boyu süren öğrenme yolculuğumuz gibi.

Eğlenerek ve keşfederek öğrenmek en hızlı ve kalıcı öğrenme yollarındandır. Özellikle geleneksel eğitim ortamlarında çabuk sıkılan ve dikkat sorunu yaşayan öğrenenlerin olduğu bir yüzyılda. Bireyin oyun oynarken hissettiği heyecan, merak, tutku, başarma duygusu gibi içsel motivasyon öğeleri etkin bir öğrenme ortamı sağlayabilmek adına en önemli araçlardandır. “Tüm insanlarda oynamayı isteyen bir çocuk gizlidir” der Nietzsche. Elimizde bu kadar yaygın ve etkili bir materyal varken eğitsel oyunları derslerimizde neden kullanmayalım ki?? Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, biri oyun oynayarak diğeri ise geleneksel yöntemlerle öğrenen iki grubun başarı düzeyleri karşılaştırıldığında oyun oynayarak öğrenen grubun başarı düzeyi diğer gruba göre daha yüksek veya en kötü ihtimalle eşit çıkıyor. Kalıcılıkta ise oyun oynayan grubun puanları daha yüksek. Dolayısıyla öğrenenlerin derse karşı ilgi ve motivasyonunu arttırması bile derslerimizde oyunlaştırma kullanmamız için geçerli sebeplerden yalnızca bir tanesi.

Durum böyleyken neden derslerimizi daha eğlenceli ve etkili hale getirmeyelim. Alanda çalışan bir öğretmen olarak her öğretmenin oyunlaştırmayı dersin kazanımlarıyla birleştirerek kullanması gerektiğini düşünüyorum. Oyunları derslerimizde kullanmaktan kastım serbest oyunlar veya bir kutu oyununu sınıfa getirip yapılandırmadan oynatmak değil elbette. İyi tasarlanmış, yapılandırılmış ve ders kazanımlarını içeren oyunlar bizi hedefe götürecek olanlar. Eğitimde oyunlaştırma tasarımı yapılırken akış, motivasyon ve bağlılığın oluşabilmesi oyunlaştırma tekniklerinin, hedeflerin ve bireysel farklılıkların dikkate alınarak doğru uygulanabilmesine bağlıdır. Bu süreçte geleneksel oyunlardan kutu oyunlarına ve dijital oyunlara kadar kullanabileceğiniz bir çok oyunlaştırma aracı var. Üstelik hem örgün hemde uzaktan eğitimde kullanabileceğimiz araçlar bunlar. Önemli olan oyun tasarım ilkelerini, bileşenlerini bilmek ve bunları dersinizin, öğrencilerinizin özelliklerine göre yapılandırabilmek. Oyunlaştırma hem sizin hemde öğrencileriniz için keyifli bir süreç olacak. Bir kere kullanmaya başlarsanız hep bir sonraki seviyeyi merak edeceksiniz. Gelin bu yolculuğa birlikte çıkalım ve oyunu kuralına göre oynayalım ne dersiniz?

Hayatta bir oyun değil mi zaten kimi zaman yerinde saydığın kimi zaman seviyeler atlayıp ödüller kazandığın. Oyunun sonunda en çok aklımızda kalan ise akışta hissettiklerimiz..

1983 yılında Afyonkarahisar’da doğdum. İlk ve orta öğrenimini Afyonkarahisar’da tamamladım. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği anabilim dalından 2006 yılında mezun oldum ve aynı yıl Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak göreve başladım. Gaziantep Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim Dalı’nda yüksek lisans ve doktoramı 2016 yılında tamamladım. “Yaratıcılık ve Yaratıcı Düşünme”, “Aktif Öğrenme”, “Öğrenmeye Yönelik İnanç” ve “Otantik Görev” konularında ulusal ve uluslararası çalışmalarım bulunmaktadır. Yenilikçi öğretim yöntemleri ve Oyunlaştırma alanlarında çalışmaya devam etmekteyim.

YORUM YOK

Exit mobile version