Siz De Sürü Psikolojisine Hizmet Edenlerden Misiniz?

Siz De Sürü Psikolojisine Hizmet Edenlerden Misiniz?

Öncelikle psikoloji konusu ilgimi çeken bir konu olmasına karşın bu alanda uzmanlaşmış bir birey kadar yeterli bilgi ve deneyime sahip değilim. Bu konu hakkında okuduklarımdan ve gözlemlediklerimden hareketle kendi birikimimi de paylaşmayı bir borç bilirim.

Konuştuğumuzda herkesin rahatsız olduğu bir durum gibi gözükse de davranışlarına baktığımızda hepsinin açık ara birinci olduğu durumdur “Sürü Psikolojisi”. İnsan, düşünme ve kavrama gücünü kullanmak gibi, başka canlılarda olmayan çok önemli bir özelliğe sahip ama çoğu işini içgüdüsel /sezgisel tepkileri ile bir sürü psikolojisi içinde yaşamak zorunda kalır veya tercih eder. Kanımca düşünme ve anlama gücünü seçme hakkı olduğunun farkındadır lakin hazır düşünceleri kullanmaya şartlandığı için hayatını otomatik pilota almış gibi davranmakta tereddüt etmez. Kendini ulaşılmaz ve mükemmel sanan birey kendi düşünce tarzı ile çelişenleri eleştirmeye ve aşağılamaya başlar. Ama belki de asıl yanlış yapan kendisidir ve bunu sorgulamaktan aciz bir durumdadır. Kim bilir?

Bilim insanlarının yaptığı çalışmalarda, “çoğu zaman insanın mantığıyla  karar almadığını ve karşılaştığı en basit bir durum karşısında dahi genellikle insanın bilinçaltının onun ne yapacağına karar verdiğini, sonra da mantığının devreye girip bu kararı doğruladığını” ispatlamıştır.  Bu bilgiler ışığında insanın dikkatini çeken bir şeyi görmesi, o şeyi yapmış olması gibi algılamasına neden olmaktadır. Bilim insanlarına göre ise bunun gerçekleşmesini sağlayan, “insanın beynindeki ayna nöronlarıdır.” İnsanın birisini bir şey yaparken seyretmesi, o işi kendisinin yapması gibi bir etki yaratır

National Geographic Channel’ın, ‘Brain Games’ yani ‘Akıl Oyunları’ isimli programında insanların sürü psikolojisini test etmek için sosyal bir deney yapılıyor. Linkteki videodan izleyebilirsiniz.   http://www.siralio.com/bilim-ve-teknoloji/suru-psikolojisi-deneyi/

Sürü Psikolojisine Hizmet Eden Bireylerin Özellikleri

İnsan dediğimiz varlık çevresini etkileyen ve çevresinden etkilenen bir yapıya sahiptir.  Bu nedenle toplumdaki kalıplardan ve düşüncelerden kolaylıkla etkilenir. Toplumla birlikte hareket eden bireyler ortak bir ruha teslim olurlar; diğerleri gibi düşünürler, hissederler, davranırlar. Gruba ait olmaya başlayınca bireylerin kendi akılları, iradeleri, yetenekleri ve kişilikleri geri planda kalır. Böylece toplumun kontrol edilmesi zorlaşır hatta zaman zaman tehlikeli bir hal alır. Bu özelliklerden bazılarını söyle sıralamak mümkün;

* Çoğunluğa uymak için birey gerekirse yanlışı kabul eder ve yaşantısında uygulamaktan çekinmez. Belli bir davranış çoğunluk tarafından benimsenmişken onu reddeden kişi olup çoğunluğu karşısına almak istemez. Örneğin moda adı altında çoğu insan belli bir giyim tarzını benimsiyor diye kendi zevkine ters düşmesine rağmen benimser ve kabullenir. Müzik, kendimiz dahil her şeye yabancılaştığımız modern dünyada, duyduğumuz herhangi bir müzik sesinin ruh halimizi değişmesini sağlayabileceğini gözlemlemek yeterli. Bir müzik türü veya bir sanatçı ne kadar çok kişi tarafından dinlenmeye başlanırsa,(Aleyna Tilki /O sen olsan bari (!) manipülasyonla şişirilen dinlenme oranının, insan merakını tetiklemesi ve kendini o şarkıyı dinlerken bulması gibi)  tek bir bireyin de aynı davranışı gösterme olasılığı artar. Çünkü müzik artık toplum içinde kimlik yaratmak için tercih edilmekte ve dinlediği müzik türleri ile birey hakkında yüzeysel tahminlerde bulunmak çokta zor değil. Sosyal Medya, birçok sosyal paylaşım sitesi olması rağmen en fazla kullanılan siteler yeni kişilerce de daha çabuk benimsenenler olur. Facebook, Twitter, İnstagram, Linkedin vb. sonuç olarak; hayatın öznesi olamayan, kendini gösteremeyen bireylerin aidiyet hissine duydukları ihtiyaç çoğunluk tarafından kabul gören normları kabul etmelerine neden olur.

Nietzsche der ki: “Sürü yaşam biçimi; yalnızlıktan, dışlanmaktan delicesine korkan insan psikolojisine, onaylanma bağımlılığı da eklenmesiyle ortaya çıkan ve uygulanmasıyla da kendine özgü bir yaşam kurma özgürlüğünü ancak düşlerinde görebilecek bir hayattır.”

Farkında olarak dinlemekten zevk aldığım bir şarkıdır. Keyifli dinlemeler 🙂

https://www.youtube.com/watch?v=2UcbHrcFN7c

*Sırf diğerleri yapıyor ve söylüyor diye sorgulamadan yaşamına aktarır. Zararlı alışkanlıkları olan bir grup içine dahil olan bir kimse grubun davranışlarını takip ederek alkol, sigara veya uyuşturucu kullanımına başlayabiliyor ve kendini daha özel hissettiğini vurguluyor ancak sonuçları yıkıcı olmaya devam ediyor.

*Yaşadığı dini atalarından öğrendiği kadar uygular. Gönderilen kutsal kitabı okumaktan aciz bireyler duydukları ile insanı tek kelime ile cennetlik, tek kelime ile cehennemlik edecek cesarete sahiptir. Muazzam olan evreni duydukları ile yorumlamakla kalmaz öyle beylik laflar ederler ki insanın aklı ile dalga geçerler.

 “Dünyanın sorunu akıllılar hep kuşku içindeyken, aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.” Bernard Russel

*Bencilce davranır kendini dünyanın merkezi sayar. Hayatta kalmak için başkasına ihtiyaç duymalarına rağmen bencilliklerinden ödün vermezler. Örneğin bir sinema salonunda, gürültü yapmak, telefonu kullanmak vb. ya da alışveriş merkezlerinde/ yaşadığı ortamlarda arkasından gelen var mı diye beklemeden kapıyı çarpması, sırf kendi istiyor diye sevdiklerine baskı yapması gibi. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, gözlemlemek yeterli.

Sürü Psikolojisine Hizmet Etmeyen Bireylerin Özellikleri

*Bu bireylerin kendine ait değerleri vardır, kalabalıktan kopyalamaz.

*Kendine ait ahlak anlayışı, inanç dünyası, erdem tanımı vardır.

* Tek kişilik bir yolculukta insanlık için birlik içinde ve kardeşçe yol almak ister.

* Bir gün gerekirse iyi ve güzel olan için kendi ile savaşacak cesarete de sahiptir.

*Kendine inanır, yoksa kimsenin ona inanmayacağını çok iyi bilir.

*Yüzeysel çoğunluğun anlamsız, boş, bilgisiz, günü kurtaran yaşamının çekiciliği umurunda değildir.

*Yaşamının sorumluluğunu omuzlarında hisseden, “daha ne yapabilirim” diye kendine soran, arayan insan olarak acı çekerek, zorluklara katlanarak, büyümeyi, gelişmeyi ve hayatın hakkını vermeyi tercih etmiştir. “

*Akılsız başlarla dolu bir dünyada kalabalıkla birlikte hareket eden değil, onlara rağmen hareket eden özü hür insandır.

 Sonuç olarak; Demek ki sürüyü izlemek, her zaman varlığını güvence altına almak anlamına gelmiyor, çoğu zaman uçurumdan atlamaya benziyor. Ben bu paylaşımımla, sıra dışı olun demiyorum, farklı olun demiyorum, kendi yeteneğinize ve cesaretinize güvenin de demiyorum. Tek başınıza kalsanız da size göre doğru olandan vazgeçmeden, her davranışınızı bilinçli (aklınızı kullanın) ve sorgularak, vicdanlı yapın yeter diyorum. Keyifli pazarlar 🙂 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.