Ruhun Pik Yapması

“Hiçbir uyuşturucu, hatta alkol bile, toplumsal hastalıkların ana sebebi değildir. Eğer sorunlarımızın asıl kaynağını arıyorsak, insanlara uyuşturucu testi yapmak yerine; aptallık, cahillik, açgözlülük ve güç hayranlığı testi uygulamalıyız.” Patrick J.O’Rourke

Ocağın altını kontrol etmek; bazıları için tedbir değil, hayat tarzıdır. Lakin küçük bir farkla… Hayat ilham olmayı sever.Peki, ya kopya çekmek!
Bu bir miktar tedirgin etti değil mi?
Çünkü hayatın mottosu bellidir. “Ben ima ederim, ihmali affetmem… Yine de sen bilirsin. O yere göğe sığdıramadığın egona ve özgür iradene de müdahale etmem. Lakin yaşamının da demosu yok. Aklında bulunsun “ der.

Benim bakış açıma göre “kontrol etmek” demek elini kolunu duygularınla bağlamak demektir. Böylece duyguların aracılığı ile ayağına pranga, kalbine kelepçe takarsın. Sonra rüzgâr ruhunu tersten üfler. Bol yeşillikli hayal kırıklığı ve üzerine limon sıkılmış güç savaşları…

Ne yazık ki bu konuda toplumun sosyal öğretisi ise şudur;
“İnsanlar birbirlerini düşündüklerinde, hissettikleri olumsuz duygulara bağlıdır.” Davranışsal dönüşümü ise “bana taş atarsan seni, o taşın altında ezerim!” felsefesine dayanır.

Nedeni mi?
İşin alt metninde, toplumda bireylerin kendilerini güvende hissetme hisleri yatar. Sözde, bu yüzden böyle davranmayı “tercih” ederler. Ne hikmetse güvenli bir liman olmayı sevmez ve yaşamlarına dâhil olan güvenli limanları ise aciz kabul ederler. Onların yaşamlarına sudan sebeplerle müdahale ederek, bir kaşık suda fırtına koparmaya bayılırlar.

Ne yaparsınız?
“Heyecan seviyoruz” toplum üyeleri olarak…
Kafalar;İnternet tarayıcısı, sekmeler peşi sıra açık ama ruhlar donmuş, yol alamıyoruz.

Kabul edelim ki sınavsız ruhlar olgunlaşamaz, biz toplum olarak bunu da atlatırız. Ancak şu noktaya dikkat etmekte fayda var. Kişisel deneyimlerimizin sonucunda müneccimlik yaparken; kişilerin davranışlarını ve cümlelerini yanlış okuyarak, bir canları var, o canlarını da kıskançlık krizinde boğmayalım.

Karşı taraftakinin de pik noktası (tahammül sınırı) vardır. Ateşinizi köze, suyunuzu tsunamiye elbette döndürebilir. Hamurunuzun kimyası aynı:) Sizin, onun yaşamında oluşturmaya çalıştığınız etkiye, tepkisiz kalıyor olması; ne onun halı ne de sizin sopa olduğunuz anlamına gelir.
İnsanız sonuçta… En vazgeçilmez yeminlerden dönmüşlüğümüz var!

Yazar burada şunun altını çizmek istiyor:
Zamanla her toplumun bir hikâyesi doğar. Her şeye lezzet katan zamandır ve siz affetseniz de o bunu affetmez…
Zaman! Aklını kalp hizasına getirerek, kendini akort etme zamanı… Bedenimizin ritmini de notalarla hizalayalım ki ruhumuz pik yapsın. İşte o zaman her şey daha güzel olur. Dikkat edin kalite düşmesin… Bir de ağız tadı önemli. Amann! Ağzımızın tadı bozulmasın:)

Kitap Önerisi: Zeynep S. ÇARMIKLI/Pembe Fili Düşünme

Gazi Üniversitesi (MEB Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni)/ Anadolu Üniversitesi (Siyasal Bilimler ve Kamu Yönetimi). Vizyonum "özde, sözde, yüzde, gözde terbiye ile farkındalıklı, sevgi dolu, değer veren ve paylaşımcı işlevsel bir yaşam oluşturmak". Misyonum "etik değerlerim çerçevesinde; ben ne biliyorum ve öğrencilerimin neyi, nasıl bilmesini istiyorum." egitimci2007@outlook.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin