Piaget’in Bilişsel Gelişim Kuramından İnsanlığın Gelişimine Kısa Bir Bakış

Sevgi DENER
Sevgi DENER

Bir zamanlar çocuklar küçük yetişkinler olarak bilinirdi. Onların biz yetişkinlerden farklı olduğu göz ardı edilirdi. Bu durum çocukları anlamak için yeterli olmadı. Çocukların yetişkinlerden farklı olduğunu ortaya koyan bilim insanlarından biri de Jean Piaget’tir. Kuramları anlamak için geliştiren bilim insanlarını da anlamamız, kuramların bir anda oluşmadığını görmemiz gerekir. Jean Piaget ilerleyen yaşlarına etki eden ve kuramlarını ortaya atmasında büyük rol oynayan gözlemlerini 10 yaşlarında yapmaya başladı. Küçük yaşlarda yazı yazma, kütüphane ve özellikle biyoloji ile yakından ilgilendi. Felsefe, doğa bilimleri ve psikoloji alanlarında çalışmalar yaptı. Çocuklara verdiği önem herkesten bir adım öne çıkardı onu. Geleneksel eğitimin yerini yeni yöntemlerin alması gerektiğini düşünüyordu. 3 çocuğunu gözlemleyerek bilişsel gelişim kuramını ortaya atmıştır.

Uygarlıklar da tıpkı insanlar gibi bilişsel gelişimin evrelerinden geçmiştir. Aslında uygarlık yerine insanlık tabiri daha doğru olur bu noktada. Bir vakitler somut düşünme evresindeydiler. Çakıl taşları ile koyunlarının sayısının tamam olduğunu bilirlerdi. İşlemleri yeni öğrenen çocukların parmaklarını kullanmaları gibi. Zaman böyle akıp giderken işleri somut düşünme ile tamamlanmamaya başladı. Dünyaya bakışları değişti, gelişti ve soyut düşünme evresine geçtiler. Dünya ile bağını elleriyle kurmuş ve işlem yaparken ellerini kullanmanın, yasaklanışı kadar zordu onlar için bu durum ama gelişim bunu mecbur kılmıştı. Bir şeyleri nesnelerle temsil etmek yerine artık soyut olan rakamları kullanabilirlerdi. Zaman ilerledikçe Platon gibi filozoflar sayıların aslında olmadığını, idealar aleminden yansıması olduklarını bile söyleyecekti.

Ticaret tarihine baktığımızda da durum böyledir. Alınanların ve verilenlerin karşılığı somut olarak istendi. Her ticaret değiş-tokuş usulüyle gerçekleşti. Bir şeylerin bedelini somut olarak görmek istediler. Yani bir zamanlar gözlerini para bürümüş insanlar yoktu diyebiliriz. İnsanlığın ticarette soyut döneme geçişi paranın icadıyla oldu. Lidyalılar paranın ilk parayı M.Ö. 7 yüzyılda gerçekleştirdi. İnsanlığın ilk varoluşundan epeyce uzak bir tarih. İlk dönemlerde maddi değeri miktarının azlığı sebebiyle, yüksek olarak belirlenmiş altın kullanılıyordu. Altın yerini sembolik ve daha soyut olan paraya bıraktı.

Sevgi Dener

30.01.2021

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin