Okul öncesi ve ilkokul kademelerinde “Felsefe” neden ve nasıl öğretilmeli?

Felsefe

Merak dolu küçük yaş gruplarındaki çocukların soruları ve hayat deneyimleri felsefe ile doludur ve felsefenin gerçek anlamını, bilginin peşinde koşma ve deneyimleme süreçlerini saf haliyle yaşarlar. Öğrenmenin ilk basamağı olan merak güdüsünün, önce ev ikliminde daha sonra okul öncesi ve ilkokul kademelerinde çokça uyaran ile tetiklenmesi ve yapılandırılması gerekir.

Belirli şartlar altında, doğru ve doğal gözlem yoluyla filozoflar gibi çocukların da birer kavram mühendisi olduğunu görebilirsiniz. Eğer bu mühendisliğin temelinde; çocukların kendi aklı ile düşünemeyip edilgen bir şekilde aile onayı ile hareket etmesi, alternatif ve eleştirel düşünememesi, sorgulama yapmaksızın söylenenleri olduğu gibi eyleme geçirmesi gibi durumlar yatıyorsa, ileri yaşlarda etik bilincin, hoşgörü ve empati kavramının, fikir yürütme ve temellendirme becerilerinin içselleşme sancılarına rastlamak olasıdır.

Hemen hemen büyük çoğunluğumuz felsefe derslerini lisede tanıdık. Amacı, sınavda çıkacak olan sorulara doğru cevaplar vermek içindi. “Düşünüyorum, öyleyse varım” veya “Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” aforizmalarına felsefeye ilgimiz olsun veya olmasın hepimiz aşinayızdır. Birkaç “-izm” tanımı ve “Felsefe, tüm bilimlerin anasıdır” bilgisi felsefe bildiğimizin kanıtı olmaktaydı.

Peki gerçek hayatta felsefe çalışmalarının amaç ve kazanımları nelerdir?

Felsefe, neredeyse tüm yeteneklerin kökeninde var olan disiplinler arası geçişleri en kolay sağlayan eylemdir. 21. yüzyıl becerilerinden olan ve bugün dahi konuştuğumuz bazı yetenekler, geçmişte defalarca konuşulup tartışılmış, insanın entelektüel gelişiminin en temel parçası olmuştur.

I. Etik yaklaşıma sahip olma: Etik konusu felsefenin ana teması niteliğinde rol oynar. İnsanlar arası ilişkilerde yaşanan çıkmazları, insanın ahlak ve öz değerler ışığı ile aydınlatır. Bir kimsenin hırsızlık yapmama sebebi, alacağı cezadan korkması mı yoksa ahlaki vicdanının buna izin vermiyor oluşu mu olurdu? Devletlerde ceza sistemi ortadan kalkmış olsaydı, vatandaşların ne kadarı suça meylederdi? İnsan suç işlerken neden ahlaki tutumdan uzaktır? gibi birçok soru felsefenin etik konusu ile tartışmaya açıktır.

II. Hoşgörülü ve farklı olanı kabul etme: Bir felsefe tartışması olması için en az iki zıt argüman olmalıdır. Sorun çözme etkinliği olarak da bilinen bu eylem zaruri olarak zıt kutupları bir araya getirir ve ortak zeminde kabullenici ve empatik olmaya zorlar. Uygulamalarımın birinde, bir öğrencim ailesinin yaşadığı bir sorunu yazgıya atfetti, fakat diğer öğrencim bunun tamamen kendi kararları neticesinde bu durumu yaşadıklarını yorumladı. Yazgı, şans ve tercih konuları grubun zıt kutuplar oluşturmasına sebep oldu. Zıt kutupların kabullenici olma süreci ise birbirlerinin inançlarını tanıma, saygı duyma ve kabul ile devam etti. Her insan bir “neden” arar. Bu neden ile düşüncelerinin temelini oturtmuş oldular.

III. Kendini tanıma ve öz denetim: Duygu ve düşüncelerimiz üzerine bir başkası ile kritik yapmadığımız ve başkalarını dinleme şansı elde etmediğimiz zamanlarda dünyanın bizim algıladığımız, inandığımız ve bildiğimizi sandığımız şey olduğunu düşünürüz. Birçok yerde siyasi veya dini konular üzerinden birbiri ile tartışan, kavga eden hatta darılan insanlara tanık olmuşuzdur. Onları bu derece birbirine düşüren gerçekten farklı fikirlerde olmaları mı yoksa birbirlerinin düşüncelerini kabul edemeyip, aynı görüşte olmayanı dışlama güdüsüyle kendilerine hakim olamayışları mı? Ufak bir gözlem lütfen.

IV. Vatandaşlık ve toplum sevgisi: Ülkeler halklarla, halklar da grup insanlardan toplumu meydana getirir. İyi ve demokratik yönetilen bir ülkenin nasıl olması gerektiği sorusu, çocukların ve gençlerin içinde bulunduğu ve kendilerini ait hissettikleri toplumu irdelemeleri, kültürlerini tanımalarını, önceden uygulanmış örnekleri analiz edebilmelerini gerektiren, üç zamanlı bir düşünce yapısı geliştirmektedir. Demokrasinin kökenindeki eşitlik ve özgürlük kavramları, topluma atfedilen kavramlardı.

V. Yaratıcılık: Yaratıcı düşünme, felsefenin doğasında vardır. Merak, sorgulamak, eleştirmek, alternatif fikirler üretmek, entelektüel açıklık, diyalektik beceriler en önemli kazanımların içinde yer almaktadır.

Okul öncesi ve ilkokul çocukları ile felsefe çalışması nasıl yapılmalıdır?

Öncelikle, çocuklar ile felsefe çalışmaları yapmanın tek bir yolu, belirli bir materyali, yeri ve zemini yoktur. Bu konudaki en önemli ayrıntı, öğretmenin objektif tavrı ve kendi ekolüdür. Fakat bu objektif tavır, karşısındaki öğrencinin bilişsel olgunluk düzeyine kadar korunmalı, eğitim kademesinin yükselmesine göre öğretmen yeri geldiğinde kendi görüşünü savunabilmelidir.

Okullarda felsefe çalışmasının kalıcı olması için müfredat içerisine harmanlanması, öğretmenin insiyatifinden ziyade artık okulun bir politikası olmalıdır. Ders saatleri içerisinde yerleştirilen ve düzenli müşavirlik hizmetleri ile desteklenen felsefe dersleri, kulüp dersleri ile de bir arada gitmeli, istikrarlı ve kalıcı bir yol izlenmelidir.

İkinci önemli ayrıntı ise, okulun öğrencilere kazandırmak istediği etik değerlerin, okul yönetim politikası içerisinde ve gelecek hedeflerinde ne kadar yer aldığı ve ne kadar yürütülebiliyor olduğudur. Değerler eğitimi uygulamaları, ana kaynağı olan felsefe ile sistematik olarak mı geliştirilmeli yoksa sadece okul koridorlarına asılacak panolar ile mi yürütülmeli?

Hedeflerin tüm çalışanlar ve öğretmenler tarafından benimsenmesi ve gündelik düzenin içine entegre edilerek bir yaşam biçimine dönüştürülmesi, yapılacak işi yapmacıklıktan kurtaracaktır.

Felsefe derslerinin içeriği, öğrenciye kazandırılması gereken kazanımlar üzerine yoğunlaşarak hazırlanmalı, öğrencilere yönelik özgün içerikler oluşturulmalıdır.

Okul rehberlik birimi için alternatif yaklaşım: Felsefe çalışmaları

Okul öncesi, İlkokul ve ortaokul kademelerinde, kazanım ve süreç odaklı uygulamalar neticesinde ve öğretmenin hazır bulunuşluk düzeyine göre oluşturulacak sistem, rehberlik birimi ile de doğrudan ilgili planlanabilir. Etkin yapılandırılmış bir felsefe çalışması, rehberlik servislerine bolca fayda sağlayabilen alternatif bir yaklaşımdır. Bu sayede, önleyici olmada veya sorun çözmede disiplinler arası etkileşimin etkisini görebilirsiniz.

Akademik ve ekonomik kaygılar içerisinde okullarında kaybolan, test çözmeye programlanmış ve monotip olarak yetişen çocuklarımızda ahlaki gelişkinliğini ne şekilde sağlayabiliriz sorusunun cevabını, çocukların yollarını felsefe ile kesiştirdiğinizde görebilirsiniz. Maneviyat ve değerler eğitimi diye tabir ettiğimiz insanın özüne ait kazanımlar hakkında, anne babalar, günün koşuşturması ve ev telaşı içerisinde vakit bulamayıp, destek sağlayamazken, okul liderlerinin hedefleri artık değişmemeli mi?

Problem çözmenin önündeki en büyük engellerden bir tanesi; nereden başlamak gerektiğini bilememektir. Bazen de bildiğimizi sandığımızın doğru olduğuna ve değişmeyeceğine inanmamızdır. İçinde bulunduğumuz çağ, üretken ve düşünen bir nesil yetiştirilmesini bekliyorken daha ne kadar eski bilgilerimize sığınabiliriz.

Çocukların en güvendiği kişiler, anne babalarından sonra öğretmenleri oluyor. Biz eğitimciler, aydınlıklara açılan yola meşale olmazsak, çocuklar yürümeye cesaret edemezler. Biz onlara güvenmezsek onlar da kendilerine güvenmezler. Geleceği şekillendirirken, ne yalnızca bugüne ne yalnızca düne ne de yarına bakmamız gerekir. Üç zamanlı düşünme biçimi çocukların değil ilk olarak öncü olan öğretmenlerin ve eğitim liderlerinin düşünüş biçimini oluşturmalıdır.

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin