Okul içi ve Okul dışı Öğrenme Ortamları Üzerine Bir Bakış

Öğrenme bir süreçtir. Bu süreç pasif olmanın aksine canlı, enerjik ve aktiftir. Öğrenen bireyler bu süreçte çevrelerindeki dünyayı keşfederken bilgi biriktirir, çeşitli fenomenleri gözlemler ve zihinsel modellerini inşa ederler. Bunları ise deneyimler ile kalıcı hale getirir. Bu bağlamda deneyimler önceki bilgiler üzerine inşa edilerek bir öğrenme iskeleti oluşturur. Öğrenmeyi bireysel veya tekinsel düzeyde gerçekleşen bir şey olarak sınırlamamak gerekir. Çünkü öğrenme karmaşık bir aktivitedir. Öğrenme sırasında başkalarıyla etkileşime girerek öğrenmenin sosyal bir ortamda gerçekleşmesi bireyde mevcut öğrenme algısının gelişmesini, değişmesini ve zenginleşmesini sağlar. Öğrenme aslında bir öğretim sonucu değildir. Bir bilgi girdisi ve yine bir çıktısı arasında deneyimler ve zihinsel çabayla davranışta değişiklik ile sonuçlanması durumudur.

Peki gerçekten ihtiyacımız olan öğrenme ortamı okul mudur?

Okulun bireylere kazandırdığı birkaç becerileri ele alalım. Örneğin “ezbercilik”, ezber yapma becerisi ufuk açıcı ve yaratıcı işlevselliği olan bir beceri midir? Cevabını çok rahat verebiliyorsunuz. Çünkü çoğunlukla hepimiz, ezberciliğin gerçekten öğrenme dışında başka her amaca hitap ettiğini deneyimledik. İlkokul döneminden beri okul kurumu bireyleri kodlamaya çalışan ve bireyleri tekilliğe iten bir ortak paydamız haline geldi. Eğitsel anlamda bu gerçekten korkunç bir durumdur. Bahsetmek istediğim diğer bir beceri ise elde edilen , verilen bilgiyi kontrol edememe becerisidir. Çünkü bu beceri kişinin kendini ve yaşadığı çevreyi tanımamasına dolayısıyla izole bir ortama maruz bırakılmasına neden olur. Bireyde ki özgüveni yok ederek yerine toplumsal kodlarla kodlanmış soyut bir birey ortaya çıkarır. Öğretim programlarında ki FTTÇ kazanımları bunların aksini gösterse de görev yapmakta olan öğretmenler ve yetiştirecekleri nesiller düşünüldüğünde “sorgulama” becerisinin önemi bir kez daha vurgulanmaktadır. Okul kurumu öğretmenlerin yeterliliklerini , becerilerini yine kurum yapısına ve işlevselliğine göre sınırlamıştır.

Eşit eğitim olanağı, istenebilir ve uygulanabilir bir hedeftir. Öğrencilerin her birinin eşit eğitim hakları okullaşma ile çoğu öğretmenler tarafından engellenmektedir. Oysa okul dışı hem öğretici hem de öğrenen birey için birer bağımsız ve var olmuş gerçek öğrenme ortamlarıdır. Var olan mevcut bilgiler, beceriler burada değişime uğrar ve gelişir. Monotonluktan çıkan keşfedici, eğitsel ve eşitlikçi yönüyle okul içi öğrenme ortamından üstündür. Bu bağlamda öğretmenlerimiz de hem aynı zamanda öğrenen konumundadır. Bu da demektir ki bireysellik kavramı bilinçli topluma dönüşür. Böylece her birimiz bu yükü kabullenip, diğerlerini uyarabiliriz. Her birimiz kendimize, okullu her bireye yapılanlardan sorumluyuz.

KAYNAKÇA
• Aldan Karademir, Ç. & A.S. Saracaloğlu[Asian Journal of Instruction] e-ISSN:2148-2659 2013 – 1(2), 56-65 SORGULAMA BECERİLERİ ÖLÇEĞİ’NİN GELİŞTİRİLMESİ
• Ivan Illich – Okulsuz Toplum Kitabı (Schoolless Society Book)
• Sontay, G. &Tutar, M.& Karamustafaoğlu, O. [Journal of Research in Informal Environments (JRINEN) ] Year/Yıl 2016, Volume/Cilt (Issue/Sayı) 1 (1), 1-24 “Okul Dışı Fen Öğrenme Ortamları ile Fen Öğretimi” Hakkında Öğrenci Görüşleri: Planetaryum Gezisi
• Saraç, H. [EKUAD JETPR] Eğitim Kuram, Uygulamalar ve Araştırmalar Dergisi Cilt 3(2017) Sayı 2, 60-81 Türkiye’de Okul Dışı Öğrenme Ortamlarına İlişkin Yapılan Araştırmalar: İçerik Analizi Çalışması

Ayşe KUMRAL Giresun Üniversitesi Fen Bilimleri Öğretmenliği Lisans Öğrencisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here