“Öğretmenim, bu öğrendiklerimiz günlük hayatta ne işimize yarayacak?”

blog
Selena Hamitoğulları

“Bu öğrendiklerimiz günlük hayatta ne işimize yarayacak?” sorusu öğrenciyken hepimizin aklına gelen ve günümüzde öğretmenlerin de sık sık karşılaştığı bir sorudur.
Kimyayı maddenin iç yapısını inceleyen deneysel bir bilimdir diyerek bir tanımlarsak, öğrenciler için kimya öğrenimini de laboratuvarda deney yapmak ve çılgın kimyasal formüllerle uğraşmanın ötesine geçiremiyoruz. Bu noktada vurgulamamız gereken tanımın, kimyanın aslında maddeyle ilgili olan her konuyla ilgilendiği olması gerektiğini düşünüyorum. Bu geniş tanımlanmış cümleye, “Madde nelerden oluşur? Madde atomlardan oluşuyorsa birbirine nasıl bağlanmıştır ve birbirine benzemeyen maddeler oluşmuştur? Maddedeki dönüşüm nedir?” gibi soruların hepsi dahil edilebilir.

Kimyanın konusunun maddeyle ilgili olan her şey olmasına rağmen öğrenciler, hala kimyayı günlük hayattan kopuk düşünmektedir. Kimya derslerinde pasif kalan öğrencilerin kimyaya karşı ilgileri azalırken, hayat boyunca bilim okur-yazarı olmaları konusunda da kimya karşılarına bir engel olarak çıkmaktadır. Kimyayı günlük hayattan uzak bir şekilde anlattığımızda kimyanın doğasından ve öğrenciden izole bir eğitim programı oluşturmuş oluyoruz. Eğitimcilerin çoğu ezberci eğitime karşı çıksa da konuyu günlük hayatla ilişkilendirmediğimizde öğrenciye de teorik bilgiyi ezberlemekten başka yol sunmamış oluyoruz.

Kimya öğretiminde karşılaştığımız tüm bu problemlerin sonucunda bağlam temelli öğrenme yaklaşımı fikri ortaya çıkmıştır. Burada bahsettiğimiz “bağlam” kelimesi “birlikte örmek” veya “parçalarıyla tutarlı olan” anlamlarını vermektedir. Bağlam temelli öğrenme yaklaşımında öğrenmeye günlük hayattaki bir olay veya problem ortaya atılarak başlanır. Yani önce bağlamlardan bahsedilir. Kavram sunulacak ise günlük hayatla ilişkilendirilmiş şekilde öğrenciye sunulur. Bu yaklaşımda kitap üzerinde teorik olarak öğrendiğimiz bilgiler ise günlük hayat problemlerimizi çözmek için bize bilgi sağlayandır. Böylece öğrenilen kavram ve ilişkiler bir problemin çözümünde kullanılmış olur ve teorik bilginin pratiğe dönüşümü sürecine tanıklık eden aktif öğrencinin derse ilgisi artmış olur. Bunların sonunda ise günlük hayattaki olaylar ve kavramlar-teorik bilgi arasındaki bağ kurulur.

Bu yaklaşıma eleştiriler bir noktadan bakmak istersek, “günümüz sınıfları bize bağlam temelli öğrenme ortamı sunabilir mi?” sorusunu ele alabiliriz. Bağlam temelli öğrenmenin günlük hayatla bağlantı kurmak üzerine şekillendiğini belirmiştik. Maalesef ki günümüzde sınıflarımızdaki öğrenci sayısı çok fazla. Bu yüzden de sınıf yönetimi konusunda öğretmenlerimize çok iş düştüğünü de belirtmemiz hiç yanlış olmaz. Öğrenme ortamı sınıftaki tüm öğrencilerin kendilerini rahat hissedebilecekleri ve yeteneklerine uygun olarak hazırlanmalıdır. Öğrencinin bilgiyi anlamlandırmasına öncelik verdiğimiz için ders planlaması tüm öğrencilere soru sorabileceğimiz ve onlardan geri bildirim alabileceğimiz bir ortam düşünülerek ve zaman yönetimi dikkate alınarak yapılmalıdır. Burada tekrar dikkat çekmek istediğim bir konu vardır ki, kimya öğretimi sadece laboratuvar sınıflarında olmaz. Günlük hayatla ilişkilendirdiğimizden dolayı kavramsal öğrenmenin olabileceği sosyal, kültürel ve fiziksel pek çok farklı ortam öğretmenler tarafından kullanılabilir hale getirilebilmelidir.

Öğrenme ortamını düzenlemenin haricinde bu yaklaşımda öğretmen, öğrencileri öğrenmeye ve düşünmeye motive etmelidir. Düşündürücü sorular sorarak kavramlar arasındaki ilişkiyi düşündürmelidir. Bundan dolayı öğretmen burada tam anlamıyla “öğrenmeyi kolaylaştıran ve rehber” rolündedir. Kilit noktalara gönderme yapan sorular sormalı ve öğrencilerin kendi kendilerine öğrenmeleri konusunda yol göstermelidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin