Ne Yani “ Ben Büyüdüm Diye Mi Kirlendi Dünya ?”

Bir dünya hayal ediyorum, insanlığın doğası ile uyumlu olduğu, Sevginin, saygının değerini bulduğu, her yerde hâkim olduğu. Özkan Salman

Güzel bir günden “Turist Ömer” selamıyla selamlarım sizleri :)
Hani bazen, durup dururken geçmişi düşünürsün, çocukluğunu ve peşinden kocaman bir ahhh çekersin ya. Bende öyle tamamladım bugünü… Kafamda zibilyon tane çözümü olmayan ama düşündükçe canımı sıkan sorunlar topluluğu var.

Daha dün gibi aslında çocukluğum. Büyümek için acelede etmemiştim hâlbuki… Dünyanın sadece ben ve ailemden ibaret olduğunu bilmek beni daha da bağlardı onlara. Tek derdim karnımın acıkması ya da çocukluk arkadaşımın sürekli mızıkçılık yapmasıydı. Kendi sorunlarımı çözemeyince, annemden “yardım” istemek hiçte zoruma gitmezdi.

Zamanla sokak aralarında oyun arkadaşlarım çoğaldı ve ailem dışındakilerle de birlikte yapabileceğim uğraşlarımın olabileceğini öğrendim. Oynadığımız her oyunun kendine göre kuralları vardı ben bu kurallara uymayı çok kolay benimsedim. Mesela “körebe” oynardık ve ben “ebe” olmayı sevmezdim. Ama eğlenebilmek ve arkadaşlarımı memnun etmek için istemesem de yapmam gereken sorumluluklar olduğunu öğrendim. “Yakan top” oynarken, canını yaktığım arkadaşlarımı; sarılarak teselli ederdim. ”Değer” vermenin duygusal gereklilik olduğunu işte öyle öğrendim. Bazen, diğer sokaktaki çocukların oyunumuzu bozmaya geldiğini anlayınca, gayri ihtiyari en gıcık olduğum arkadaşımı bile korumayı öğrendim.

Karın ya da yağmurun yağması, sıcacık evimden çıktığımda sorun olmazdı. Çünkü tekrar ısınacağım aklımın bir köşesinde hep olurdu. Büyüdüğümde kar ya da yağmurun kış demek olduğunu bilmek benim en büyük sorunum oldu. Bilmezdim ki kış günlerinde evsiz ya da evi olduğu halde ısınacak imkânı olmayan insanların olduğunu… Kış, benim için kardan adam yapmaktan, yağmur altında annemi peşimden koşturmaktan ibaretti.

Okula başladım, işler yavaş yavaş ciddiye bindi. Sınıfta bir birey olmayı, bir kapının ardında olanların kapının dışına çıkmaması gerektiğini öğrendim. Durumu iyi olmayan bir arkadaşım varsa, ona hissettirmeden ihtiyacını gidermenin verdiği mutluluğun yerini hiçbir şeyin dolduramadığını öğrendim. Birlik olmayı öğrendim. Kavga edenler arasında orta yolu bulmak için söylediğim pembe yalanları ve tekrar sarılmalarını izlemedeki zevki hiçbir dizinin vermediğini öğrendim. Öğretmenimin verdiği ödevlerle sorumluluk sahibi olmayı öğrendim. Sınıf içinde bencil davrandığımda işin yürümediğini; “önemsiz iş” ya da “önemli iş” diye ayırmadan, iş bölümü yaptığımda işlerin kolayca ve düzgünce mükemmele ulaştığını öğrendim.

Büyümeye devam ettikçe, işlerim de sorumluluklarım da büyüyor, bunların yanı sıra artık benim dışımda da bir dünya olduğunu yavaş yavaş öğreniyordum. Televizyon dışında, kendi gördüklerim de beni etkilemeye başlıyordu. Daha küçük yaşlarda oynadığım “öğretmencilik” oyununun, “kendini yenileyemeyen aciz insan topluluğuna dönüşmesi” karşısında yetersiz kaldığını annesine el kaldıran çocukları görünce öğrendim. Artık, öğretmencilik benim için bir oyun değildi,çare bulmak için gerçek öğretmene ihtiyaç olduğunu öğrendim.

Herkesin herkesi tanıdığı mahallede gece geç saatlere kadar yaşıtlarımla oyun oynardım. Annem, geç saate kadar oynamamam için hikâyeler anlatırdı: “”Aşağı mahallede sapık varmış, çocukları kaçırıyormuş, buraya da gelir, hadi içeri gel.. “O zamanlar sadece korkup, “sapık” denilen şeyin ne olduğunu bile anlamazken; bugün ne manaya geldiğini öğrendiğimde sapıkların varlığından korkmayı bırakıp yaşadığım çağdan nefret etmeye başladım.

Sonra hayatıma birtakım sınavlar girdi. OKS, ÖSS, KPSS, ALES vsr vsr. Sanki hayatın kendisi başlı başına bir sınav değilmiş gibi, bu sınavlar sayesinde de rekabeti ve rekabette ahlâklı davranmayı öğrendim. Rekabetin düşmanlık olmadığını, ne olduğumu ve kim olduğumu unutmamayı öğrendim. İnsan olmamın; matematikten, coğrafyadan geçmediğini öğrendim.

Ben büyüdükçe ihtiyaçlarımı gidermek için “para” denen bir nesneye ihtiyaç duydum. Biz insanlarda her zaman aynı miktarda olmazdı ki bu illet . Paranın amaç değil, araç olduğunu öğrendim. Paylaşmayı bildim… “Sır” dediğim kavramlar girmeye başladı hayatıma, güvendiğim samimi arkadaşlıklarım oluşmaya başladı. Kime ikinci kez güveneceğimi öğrendim, dersler çıkardım.

Bu örnekleri, saat saat, dakika dakika anlatabilirim. Velhasılıkelam “Ben” büyüdüm; gerek etrafımda, gerek okullarda, gerek mahallelerde, gerek ülkemde, gerekse dünyada; yalanı, saygısızlığı,sevgisizliği, hileyi, sahtekarlığı, fesatlığı ve gösteriş delisi insanları gördüm. Artık, benden başka bir dünyanın da olduğunu öğrendim. Anlık hırs ya da istekler için yapılan pervasızlıkları; sebebi sadece devletlerin çıkarları için olan savaşları, masum insanların ölüşlerini gördüm.

“Ben büyüdüm, benimle beraber birçok insan da büyüdü, kimi öldü kimi kaldı, kimi benden gençti kimi benden yaşlı… Ya ben, bir yerlerden yanlış dersler çıkardım, yanlış şeyler öğrendim ya da bugün; insanları, insanlığı kandıran; ahlâksızlığı marifet bilen insanlar benimle aynı yerden bakmıyorlar dünyaya… Ben küçüktüm ve benden ibaretti dünya. Ben büyüdüm ve dünyanın benden ibaret olmadığını gördüm.

Sonuç mu ?
Ben büyüdüm ve kirlendi dünya…

Not: Bir sonraki yazımda da kirlenen dünyayı bir serçe misali ağzımdaki su damlası ile nasıl temizlemeye çalıştığımı anlatacağım.

Keyifli Dinlemeler :)

Kaynak :http://web.itu.edu.tr/ozenemr/buyuduk_kirlendi.htm

2 YORUMLAR

  1. Ne denebilir ki. Kim bilir bundan sonrasında neler deneyimleyip, neler öğreneceğiz. İnanıyorum ki sizden öğrenecek çoooook şeyim var.
    O halde bir klasikle sonlandırayım.
    DİĞER GÖNDERİNİZDE GÖRÜŞMEK ÜZERE?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.