Meslek Seçimine dair 11 yaşından itibaren düşünebilmek.

blogger
Ayşe KISMET

Birçok psikoloğa göre ergenlik, bocalama ve fırtınalar içinde geçen, hatta bazılarına göre “2. Doğuş” olarak adlandırılan bir dönemdir.

“Yetişkin beden ölçülerinde yetişkin gibi olmaya çalışan, kimlik ve rol çatışması yaşayan, henüz çocukluktan kurtulamamış bir benlik” olarak da tanımlanan ergenlik dönemi 12-21 yaşlarını kapsamaktadır. 22 yaşına gelmiş bir bireyin artık ne istediğini bilmesi, kimliğini bulmuş olması beklenir.

Ancak bu yıllarda yaşanan; hızlı bedensel ve hormonal gelişim, cinsel uyanışlara adaptasyon, düşünsel ve duygusal değişim, ilgi ve beğenilerin dağınıklığı, sık karar değişiklikleri, ailesel ve toplumsal beklentileri sorgulama, akranlar arasında kabul görme ihtiyacı, “Ben kimim, ne olacağım” sorularına cevap arayışı, bir gruba ya da bir yerlere ait olma isteği, “İdol” olarak görülenin peşinden gitme, gibi pek çok etken, ergenlik sürecinin yaşanmasını olumlu ya da olumsuz etkilemektedir.

Geleceğin şekillendiği bir süreç olarak da görülen ergenlik, eğitim alanın belirlenmesi ve dolayısıyla mesleki yönelim açısından da büyük önem taşımaktadır.

Yetişkinlik döneminde “iş yaşamı”nın genel yaşam içindeki payı, yadsınamaz ölçüde önemlidir. Yapılan araştırmalar, bireyin kendi ilgi ve becerilerine uygun, kişilik özellikleriyle örtüşen işlerde çalışmalarının, yaşamdan aldıkları doyumu artırdığını ortaya koymaktadır.

Bağımsızlık kazanmak için çıktığı yolculukta, güvenli bir liman arayışı içerisinde gemisinin yelkenini sağlam tutmaya çalışan ’ACEMİ KAPTAN” gibi de adlandırılan ergen; Doğuştan getirdiği ve çevresel koşullarda sahip olduğu kapasitesinin farkına vararak, ilgi, yetenek ve kişilik özelliklerini tanıyarak, gelecek ile ilgili hedeflerini belirleyerek, belirlediği hedeflere ulaşmak için ihtiyaçları doğrultusunda hareket ederek, “İdealler ve gerçekler” arasında denge kurarak, araştırmacı ruhu ve alternatif düşünce üretme yoluyla, sorun çözerek, karşılaşılan güçlükler karşısında yılmayarak, yeniden deneyerek, hatalardan ders alıp, gerektiğinde “başka bir yol”da yürüyerek, kendini eleştirerek ama asla sevmekten vazgeçmeyerek, yaşamın her an sürprizlerle dolu olduğunu bilerek, yaşamının rotasını belirlemiş ’USTA KAPTAN’ olacaktır…

Lise yıllarında hemen herkes aynı sorunları yaşıyor. Mezun olduğu liseden iyi bir puanla mezun olmak, ( sınav sistemini eleştirsek de ) TYT & AYT sınavlarına doğru yöntemlerle hazırlık yapmak ve en nihayetinde doğru bölümleri seçmek ve bunun doğru sıralamasını yapmak. Lise sınıflarında okuyan gençler – çoğumuz gençliğimizde aynı şekilde yaşadık – daha çok son sınıftayken hem zorlu bir eleme sınavına hazırlık yapıyorlar, hem de gelecek 40 yıllarını belirleyecek meslek seçimini yapmaya zorlanıyorlar. Üstelik bu süreçte hazırlanırken, yaptıkları seçimin adı, bölüm tercihi oluyor. Oysa ki bu gençler meslek yöneliminde bulunuyorlar. Hayatta hangi mesleği icra edeceklerine karar veriyorlar.

Dolayısıyla 12. Sınıfta yani 18 yaşındaki genç, hem ergenlik sorunlarıyla baş etmeye çalışırken, hem hayatın birçok renginin ve sesinin farkına varmışken ve hayatında yeni yakaladığı renklerin ve seslerin tadını çıkarmak istiyorken, aynı zamanda zorlu bir eleme sınavına tabi olacaktır. Ve de en önemlisi yaşamını belirleyecek olan mesleği seçecektir.

Diğer taraftan, süreç ebeveynler açısından da zorlayıcıdır. Değişen dünya ve hayat koşulları karşısında, çocuğunu hem birey olarak yetiştirebilmek yani çocuğunun hayat tercihlerine saygı duymak, hem ebeveyn olarak kendi beklentilerine karşılık almak, hem de artık deneme tahtasına dönmüş eğitim sisteminin karşısında gençlere moral – motivasyon olmak ve sanırım en zoru da ülkenin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar ve krizlere rağmen, çocuklara iyi bir gelecek sunabilecek imkanlara sahip olmak.

Tüm bu atmosferin içinde olumlu gelişmelerin olduğunu bilmek güzel ve rahatlatıcı. Bu olumlu gelişmelerden biri de, Mesleki Yönelim Danışmanlığı adı altındaki branşlaşmanın, daha çok bu sorunla ilgileniyor olmasıdır.
Peki nedir Mesleki Yönelim Danışmanlığı…

Bu danışmanlık, 11 – 12 yaş grubundan itibaren tıpkı ortaokul ve liselerdeki rehberlik servisleri gibi, gençleri takibe alıyor. Uygulanan mizaç & kişilik testleri, öğrenme tarzı testleriyle, güçlü yönler, mizaç ve kişilik analizleri, yetenek ve beceri, değerler, ilgi alanları üzerinden kişi bazlı bir çalışma yürüterek, kişiye en uygun meslek(lerin) hangi(leri)si olduğuna dair bir rehberlik çalışmasıdır.

Danışmanlığın 11 – 12 yaşından itibaren başlıyor olması tesadüfi değil. Bu yaştan itibaren
başlanmasının sebeplerinden birisi, proergenlik dönemi olmasıdır. Bireyleşme, kendisi üzerine düşünme, kendisi, içinde yetiştiği aile ve yaşadığı çevre üzerinde farkındalık yaşaması, bunu ifade etmesi, bunun üzerine sorular sorması kişilik gelişimi üzerinde önemli farklar yaratacaktır. Ayrıca, 18 yaşında yapması gereken mesleki tercihleri üzerine aktif olarak düşünmese bile, gündemine girmiş olması, kişisel gelişim, farkındalık açısından yararlı olacaktır. Zaten, biz eğitimciler 10. Sınıftayken gencin mesleki yönelimiyle ilgili bir karar vermesini bekliyoruz ve istiyoruz. Zira tyt&ayt sınavının olduğu 12. Sınıfta mevcut ders programını düzgün bir şekilde hayata geçirmesinin yanı sıra, ayrıca hukuk mu psikoloji mi ya da endüstri mühendisliği mi tıp mı diye bocalamasını istemiyoruz. Böyle olduğunda, gençler odaklanma sorunu yaşıyorlar ve ne yazık ki, bu onları başarısızlığa götürebiliyor.

Bunun binlerce örneği var.

Mesleki yönelimin proergenlikte konuşulmaya başlanmasının başka bir yararı da, üniversiteye başlandıktan sonra görülüyor. Üniversite ikinci veya üçüncü sınıfta gençler bocalıyorlar, tereddüt yaşıyorlar. Birçoğuna mizaç ve kişilik testleri, öğrenme tarzı testleri yapılmamış oluyor ve binbir emekle kazandıkları bölümde neden yeteri kadar başarılı olamadıklarını anlayamıyorlar. Veya başarılı oluyorlar ama kişilik yapılarıyla bağdaşmadıkları için mutsuzluk yaşıyorlar. Aradıklarını bulamıyorlar. Bu mutsuzluğun sebebini de anlayamıyorlar.

Bu konuda son ve en kritik aşama, mezun olup, bir meslek sahibi olduktan sonra yaşanıyor. Sizin etrafınızda hiç tıp okuyup, sonra sıkılıp herhangi bir sanat dalıyla ilgilenen var mı? Ya da mühendislik okuyup sonra kendini ifade edemeyip serbest girişimci olan? Çoook dediğinizi duyar gibiyim…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin