“Söz, hakikatin yaratıcısı, kurucusu ve üreticisidir.”
Sözün Düşüşü, Jacques Ellul

Zamanın birinde Hızır birisinin kapısını rastgele çalıyor. Adamı alıyor karşısına, “dile benden ne dilersen” diyor, “ne istersen yapacağım, ama sana yaptığımın iki katını komşuna yapacağım.” Adam uzun uzun düşünüyor, sonra Hızır’ın karşısına geçiyor: “Senden dileğim şudur: Benim bir gözümü kör et.”

Sizin de fark ettiğiniz gibi sunulan hediyeleri bile nefret için kullanıyoruz. Geçenlerde aldığım bir eğitim sırasında, “Merhamet Yorgunluğu Sendromu” diye bir kavram öğrendim. İnsanların “Empati” kurmak istememelerinin, olaylara ve durumlara sığ bir bakış açısı ile yaklaşmalarının temel nedenleri arasındaymış.

Küçük Bir Nüans
Lütfen! Empatiyi, gerçeklerle yüzleşmekten kaçıp, sorumluluk almak istememekten dolayı tercih etmeyenler üzerine alınmasın. Çünkü “Empati” tanımı mazeret kabul etmiyor. Ayrıca magazinsel bilgi öğrenmek amaçlı “Güldür Güldür” programında dram teyzelerinin oynadığı rollerdeki gibi mizahta kaldırmıyor.

Bilimsel Açıklaması
“Merhamet Yorgunluğu” kavramı ilk kez 1992 yılında Hemşire Joinson (1992) tarafından, travmatik stresi doğrudan yaşayan insanlara yardım ederken, dolaylı olarak geçirilen travmanın duygusal etkisi olarak açıklanmış̧.” (1)

Merhamet Değerdir, Ritüel Değildir!
“Merhamet” kelimesinin benim hafıza sarayımdaki yeri; gören gözüm, işiten kulağım, hisseden kalbim varsa karşı taraftaki canlının yaşadığı travmayı ve ağrıyı derinden fark etmem ve bunun sonucunda duyduğu acıyı, üzüntüyü, şefkatle destekleme ve iyileştirme ihtiyacımdır (Misyon meselesi, herkese uymayabilir). Küçük Prens misali yaşadığım gezegende etkileşim içinde olduğum canlılara merhamet duymakla sorumluyum. Bu belki kaldırımdaki çiçek, gökte uçan kuş, köprü altında mendil satan çocuk, varlık içinde sevgisizlikten tükenen insan, sanal mecralarda paylaştığı her mutluluk pozunun bir saniye öncesinde ne kadar mutsuz olduğuna şahit olduğum bir birey olabilir… Belki de yıllarca bir lokma ve bir hırka ile yetinerek de mutlu olabileceğini bile bile yukarıdaki çiftçi gibi onun yükselmesi bana bağlıysa ben batmayı dilerim aç gözlülüğü… Masum canların yanmasından gözünü bir anlığına dahi kırpmayan insanlara duymaya çalıştığım elmas kadar kıymetli değerim!

– “O kadar da değil,zalime merhamet edilir mi? “ diyenleriniz olabilir.
-“Evet, edilir. Çünkü iyi olana herkes merhamet eder. Önemli olan kötüye merhamet ederek, şifası neyse onu bulsun diye dua edecek şekilde kendini yetiştirmek, derim. Ben şunu bilirim ki insanım, duygu tüccarı değil. Kötü işini en iyi şekilde yapıyor diye ona beddua ediyorsam. Kendi bulunduğum yeri sorgularım, hangimiz daha kötü?” (Bu kısmı okumasanız da olur. Bir eğitimci olarak dar ve sığ bakış açısına sahip bireylerin şahsıma çeşitli sıfat tamlamaları ile etiket arayışlarını sevemiyorum, öz saygı gereği diyelim). O yüzden “Merhamet” ritüel değil, insanca yaşamanın gereğidir. Bunu bilir, bunu söyler, bunu uygular ve bunu savunurum.

Tükeniyorum
Merhamet yorgunluğu yaşayan bireylerde aşağıdaki belirtiler fark edilir:
*Fiziksel belirtiler (Yorgunluk, enerji eksikliği, performans ve güç kaybı, kilo alma veya verme, sürekli baş ağrısı, hipertansiyon/hipotansiyon, uyku bozuklukları, gastrointestinal problemler, bağışıklık sisteminde zayıflama vs.)
*Duygusal belirtiler (Tükenmişlik, ilgisizlik, duyarsızlaşma, anksiyete, muhakeme kaybı, çoşku azalması, duygusal kırılmalar, inanç ve değerlerde değişim vs.)
*Sosyal belirtiler (Vurdumduymazlık, tepkisizlik, yardım etmede isteksizlik, acıyı paylaşamama vs.)
*Zihinsel belirtiler (Dikkatin zayıflaması, can sıkıntısı, konsantrasyon problemleri, hata yapmaya yatkınlık vs.)

Yüzleşme
Merhamet Yorgunluğu ile Baş Etme Yöntemleri (2):
* Kişisel Stratejiler ( Uygun bir iş-yaşam dengesi sağlamak, kişisel psikoterapiye başlamak (Aman ha! TV dizilerinden bahsetmiyorum(!)), iyileşme aktivitelerini tanımlamak, manevi ihtiyaçlara kulak vermek).
*Profesyonel Stratejiler ( Daha deneyimli bir meslektaşla düzenli bir mesleki danışmanlık sağlamak, profesyonel ağlar oluşturmak, iş ve kişisel hedeflerinin farkında olmak)

Gözlemlerim ve araştırmalarım sonucunda kavramı öğrenene kadar farkında olmadan üstesinden geldiğim bir sendromdan sizlere bahsetmeye çalıştım. Karşılaştığımız insanlar, maruz kaldığımız TV programları, sohbet konularının magazinsel ve insan onuruna aykırı, kusur odaklı oluşu, kişilerin uğraşılarının olmamasından dolayı diğer kişilerin yaşantılarını saplantı haline getirişi, ekonomik kaygılar, korku kültürü içinde oluşturulmaya çalışılan bir dünya, duyarsızlaşan ve şıklara sıkıştırılan yaşamlar, en iyi ben yaparım ego mastürbasyonları, barışı anlatırken bile savaştan verilen örneklerle yetiştirilmeye çalışılan bir nesil. Bu acımasız sosyal öğretiler içinde kaybolup giden bireyler arasında benim de yokuş aşağı çekilişim… Sabırlı, uyumlu, okuyan, araştıran ve idealist bakış açım sayesinde ben üstesinden gelebildim. Peki ya siz ne durumdasınız?

Belki karşılaştığımız çoğu olay, durum ve birey için bizim merhamet göstermemiz gerçekten de sonuçları değiştirmez ama zamanla kafalar değişir. Hayatı kavramlar ve bizim onlara yüklediğimiz insanca anlamlar belirler. Bugün için bize önemsiz gibi gelen, zararsız bazı durumlar, uzun vadede toplumun hastalıklı bakış açısına, sonra da davranışlarına yansır ve önemli sonuçlar yaratır. Maalesef geçmişte yaşananlardan kaçamadık. Ancak gelecekte yeni bir yanlışın mağduru olmayı önlemek için elimizden gelen her şeyi yapabiliriz ve yapmalıyız.İfadeleri sözlü olarak bile değiştirmeyi denememiz yeni bir yanlış için şans ve olasılık vermememiz demektir. Dikkat edelim söz düşmesin!

Kaynakça
(1) Joinson C. (1992) Coping With Compassion Fatigue. Nursing, 22, 116-120.
(2) Gentry, J. B. (2004). Trainingas-Treatment: Effectiveness of The Certified Compassion Fatigue Specialist Training. İnternational Journal of Emergency Mental Health and Human Resilience(6(3)), 147-155.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin