KARANLIK MADDE

KAPALI KUTU ‘KARANLIK MADDE’

Evren 13.8 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak bir noktada, Big Bang yani Büyük Patlama adıyla bildiğimiz bir olayla oluştu. Bu patlama sadece tek bir noktada değil evrenin her yerinde gerçekleşerek bizim de dahil olduğumuz yaratılmış her şeyi ortaya çıkardı ve zamanla gelişti. Ancak patlamadan sonra yanıt bulunamayan bir şey vardı; elimizde bir kütle bulunuyor. Bu kütle büyük bir patlamaya maruz kalacak ve ardından tekrardan birleşecek. Olay sonrasında ilk kütle ile son kütlenin uyuşması gerekir değil mi? Fakat patlama sonucunda teorik olarak elde edilen ve var olması gereken kütle miktarıyla gözlenen miktar uyuşmuyordu. Demek oluyor ki yeterli miktarda gözle görülür madde yok. O halde nerede bu eksik olan şey? Bu soru işaretine şu şekilde bir açıklık getirildi. O da; Karanlık Madde.

Kayıp olan şeyin karanlık madde olduğunu öne sürmelerine rağmen astronomlar için bu kavram hala belirsizliğini ve onlar için bir bulmaca olma özelliğini korumakta. Çünkü yapılan araştırmalar doğrultusunda gökbilim, görebildiklerimiz ve varlığını bildiklerimiz ile (gezegenler, yıldızlar, galaksiler ve diğer formlar) evrenin % 15’ini oluştururken, geri kalan 85’inin karanlık madde olduğunu söylüyor. Gerçekten azımsanamayacak bir sayı. Karanlık madde etrafına ışık yaymıyor, gönderilen ışınları geri yansıtmıyor hatta ışığı emmiyor bile. Bu sebeple de var olmasına rağmen onunla alakalı herhangi bir şey saptanamıyor. Tam bir hayalet değil mi? Peki ama görünmeyen bir şeyin varlığından nasıl emin olunuyor? İşte asıl soru bu.

Karanlık madde, varlığını ispat etme yolunda çalışmalara cevap vermiyor olabilir fakat baktığımızda Einstein’ın teoreminde uzay, yerçekimi sebebiyle eğilip bükülebildiği ve genleşebildiği bir yapıda olmasıyla bize zaten karanlık maddenin varlığı hakkında bir yol gösterir. Artı olarak karanlık maddenin galaksi ve yıldızlar üzerindeki etkilerini görebiliyoruz. Bu konudaki gelişmelerle birlikte görünmeyen kısmın haritası dahi çıkarılabiliyor. Galaksilerden gelen ışığın karanlık madde içerisinden geçerken kırılarak ortaya çıkan şekil bozukluklarıyla bize ulaşması bunu sağlıyor.

Evrenin her geçen gün genişlediğini, yapılan araştırmalar doğrultusunda biliyoruz. Bu genişlemeyle eğer karanlık maddenin devasa büyüklüğü daha da artacak olursa, yine milyarlarca yıl sonra evren kendi içinde çökmeye başlayacak ve termodinamik açıdan ölmeye mahkum bir evren ortaya çıkacak. Olayın öteki tarafında evrenin genişlemediğini bazı etkiler sebebiyle biz öyle görüyormuşuz gibi düşüncesini savunan bilim insanları da mevcut. Bu konu hakkında daha farklı düşüncelere sahip olanlar da var. Kısacası her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Bence bu tarafın detaylarıyla da kafamızı iyice karıştırmayalım. Bilim zaten garip.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.