GÖZÜNÜ ZİRVEYE DİKERSEN YAPARSIN!

GÖZÜNÜ ZİRVEYE DİKERSEN YAPARSIN!

Hayallerimiz olmalı hem de öyle sıradan hayaller değil. Zirveye dikilmiş hayaller…Ve hayal olarak kalmamalı. Hayalini kurabildiysek bir kere artık ona ulaşmak için bir ihtimalimiz var demektir. İhtimal diyip de küçümsemeyelim. Dünya gibi bir evrende olan her ihtimalin gerçekleşme olasılığı hep vardır. İnsanın inanıp da yapamayacağı şey yoktur. İnanmak, başarmanın yarısıdır derler. Klişe ama bir o kadar da gerçek bir inançtır bu. İnanç, görülmeyene inanmaktır, görünmeyene inanırsanız başkalarının görmediklerini görürsünüz diye boşuna dememiş  Gözünü Zirveye Diken bir büyüğümüz. Hayatımızın birçok döneminde bunu kendimizde de görmüşüzdür. Etrafımızda da örnekleri vardır. Bunu bir kişi bile yapabiliyorsa o andan itibaren herkesin yapabilme ihtimali vardır. Başarabilme ihtimali ise güdülenmesiyle doğru orantılıdır. Bir güdüyü eyleme ittiren güç onu gerçekten çok istememizdir.

Hedefimize ulaşabilmek için amaçlar oluşturmalıyız kendimize. Amaçlarımızı uygulamak için de planlı, programlı hareket etmeliyiz. Bir sistem oluşturmalıyız kendimize. Şartlar ne olursa olsun amaçlarımızı uygulamaktan vazgeçmemeliyiz yani pes etmemeliyiz. İmkansız gibi görünse de hedefimiz hayalimizin peşinden koşmalı, bu yolda yorulmamalıyız. Biliyoruz ki tarihe ismini yazdıranlar hep imkansızlıkları hayal edenler ve onlara ulaşabilmek için asla pes etmeyenlerdir.

Hayallerimize ulaştığımız yolda tek olabiliriz. Genelde gözünü zirveye dikenlerin yanında ilk başlarda kimse olmaz. Hatta onu demorilize eder ve ona deli, hayalci gibi ithamlarda bulunurlar. Albert Einstein’ in meşhur bir sözü vardır;  “Sakın sana kötüsün diyenlere aldırma bana da gerizekalı dediler. Atomu parçalayıp ellerine verdim.”

İnsanlar senin başlangıç ve süreç kısmınla asla ilgilenmezler. Sadece sonuca odaklanırlar. Yalnızca başarırsan yaptığın şeyi istemeyerek de olsa alkışlarlar yoksa başta zirveye gözünü dikmiş olmanın onlar için hiçbir anlamı yoktur.

Gözünü zirveye diken insanlar öyle sıradan, basit insanlar da değildir. Çünkü onların sınırları yoktur, çalışmayı seven ve çevre tarafından oluşturulmuş kalıpları yıkan özel insanlardır.  Onlar kolay kolay yorulmazlar. Çünkü hayat amaçları, hedefleri gözlerine ışık tutar. Sürekli bilinçleri uyanıktır onların. 

Hayallerine ulaşmak için uğraşır, çabalarlar. İlk adımlarında başarılı olamayabilirler ama tekrar denerler, tekrar, tekrar, tekrar… Her başarısızlığından bir şey öğrenip, yanlışlarından ders çıkarırlar. Asla umutlarını kaybetmezler. Her adımda daha bir hırsla ve motivasyonla yolculuğuna devam ederler. İnsanın sahip olduğu motivasyon yürüdüğü bu yolda içgüsel bir şekilde ona yön verecektir. İçimizdeki bu gizli gücü ortaya çıkaran aslında ilk başta attığımız o zor adımdı. Gerçekten ama kayıtsızca hayalimizi başarabileceğimize olan inancımızdı. Ve arkasından gelen planlarımız, uğraşlarımız, cesurca olan denemelerimiz hatta başarısızlıklarımız ilerlediğimiz yolda bizi zirveye ulaştıracak olan yön levhalarımızdır. Biz bu işaretlerimizle artık yorulmadan hatta yorularak ama vazgeçmeyerek ilerlemeye devam edersek zirve artık o kadar da uzakta değilidir. Bize görünmeye başlamıştır bile. Artık hayalimize ulaşmak için çok az kalmıştır.

Unutmayalım ki hepimiz hayallerimiz kadarız…

1 Yorum

  1. Hayal, inanç, azim ve başarı zincirinden oluşan ve sonucu zirveyle ödüllenen güzel bir yazıydı, karamsarlığı bir kenara bırakarak hayallerimizi gerçekleştirmek için bir adım atmamızı sağlayan etkileyici sözleriniz için teşekkür ederiz Çiğdem Hanım. Diğer yazılarınızda buluşmak dileğiyle…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.