Eğitimde Ticarileşme ve Özelleştirme

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Dershanelerin Özel Okula Dönüşümü Sürecinde Kurulan “Temel Liseler” Eğitimde Ticarileşme ve Özelleştirmeyi Hızlandırmaktadır!` başlıklı açıklama metnidir.

Türkiye`de özellikle AKP`nin tek başına iktidar olduğu son 12 yıl içinde, en geniş ve en yaygın kamu hizmeti olan eğitim alanında hem içerik olarak hem de örgütsel işleyiş açısından piyasa merkezli bir “işletmecilik” anlayışının benimsendiği bilinmektedir. Bugüne kadar eğitim sisteminde eğitim biliminin en temel ilkeleri ve halkın ihtiyaçları göz ardı edilerek sayısız yasal değişiklik ve fiili uygulamaya imza atılmış, eğitimin en temel sorunları çözülmek bir yana daha da artmıştır.

AKP iktidarı döneminde sayıları iki kat artan dershaneleri “paralel ile mücadele” adı altında kapatarak özel okula dönüştürme girişimlerinin ilk sonuçları ortaya çıkmaya başlamıştır. Türkiye`deki bütün dershaneler 1 Eylül 2015 tarihinde resmen kapatılacaktır. Dershane hizmetini Haziran ayında sonlandırmaları gereken bu kurumların yerini alacak kurumlar “temel lise” olmaya başlamıştır. Temel liselerin hem ortaöğretim programını uygulayacak hem de öğrencilerini üniversite sınavına hazırlayacaktır. Normal okullarda haftalık 40 saat ders olmasına karşın, temel liselerde haftalık ders saatinin 25 saat olması planlanmakta, bu durum özellikle 12. sınıf öğrencilerinin bu liselere kayıt yaptırmasına neden olmaktadır. Her ne kadar bu kurumların adı temel lise olsa da pratikte yine dershanecilik faaliyeti yapılacak, lise müfredatı büyük ölçüde göstermelik olarak uygulanacak; böylece zaten sorunlu olan lise eğitiminin niteliği daha da düşecektir.

Temel lise adı altında öğrenim verecek ve öğrencileri üniversite sınavına da hazırlayacak olan bu liselerin ücretleri şimdiden dershanelerin üç katını bulmuştur. AKP hükümetinin dershaneleri kapatma yönündeki kararı sonucu velilerin sınavlara hazırlık faturası en az üçe katlanmış, lise son sınıf fiilen üniversite hazırlık sınıfına dönüşürken temel liselerin son sınıfına kayıt fiyatları 16-25 bin TL arasına yükselmiştir. Hükümet bir kez daha “kaş yapacağım derken göz çıkarmış” fatura yine öğrencilere ve velilere yıkılmıştır.

Bugüne kadar 1300 dershane temel lise olmak için başvurmuş; bazıları ruhsat alarak önümüzdeki eğitim-öğretim yılı için kayıt almaya başlamıştır. “3 bin TL eğitim teşviki” ile tanıtılan ve dershaneden dönüşen temel liseler ile özel okullar arasındaki rekabet öğrencileri ve velileri mağdur etmeye başlamış, özellikle 12. sınıf öğrencileri YGS ve LYS`ye daha rahat hazırlanabilmek için temel liselere yönelmiştir.

Temel lise uygulamasının bir diğer olumsuz sonucu, devlet okullarının öğrencilerin kaçışını önlemek için fiilen dershanecilik faaliyeti yapar hâle getirilmesidir. Bazı okullarda okul yöneticileri öğrencilere, temel liselerin yaptığı gibi yasal programı kağıt üzerinde yapıp öğrencileri sınava hazırlayan bir eğitim verilmesini bile teklif edebilmiştir. Öğrencilerin özellikle sınava girecekleri yıl kayıtlarını her biri “özel işletme” olan temel liselere aldırmaları, devlet okullarındaki öğretmenlerin daha başarısız olduğu algısı yaratmakta, sınav başarısı temel liselere, olası başarısızlıklar ise devlet liselerine fatura edilmek istenmektedir. Öğrencilerin temel liselere yoğun şekilde yöneliminin sürmesi durumunda önümüzdeki eğitim-öğretim yılında çok sayıda branş öğretmeninin norm kadro fazlası hâline düşmesi ve bu durumun yeni mağduriyetler yaratması kaçınılmaz görünmektedir.
Hükümet, dershane sisteminin bir sonuç olduğunu görmemekte ısrar etmekte, temel lise uygulaması ile eğitimde ticarileşme ve özelleştirme uygulamalarını hızlandırmaktadır. Bu tutum asıl sorunun sınav odaklı eğitim sistemi olduğu gerçeğini değiştirmediği gibi, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da bozulması anlamına gelmektedir. İktidarın asıl niyeti öğrencileri dershanelerden kurtarmak değil; bu bahaneyle kamusal eğitimi tasfiye edip eğitimi tamamen piyasa ilişkileri içine çekmek, kamu kaynaklarını özel okullara aktarmak ve kamusal eğitimi tasfiye etmektir.

Eğitim Sen, dershanelerin kapatılması ve özel okula dönüştürülmesi tartışmalarını, yıllardır uygulandığı gibi, kamusal kaynakların eğitimin ticarileştirilmesi ve her geçen gün daha fazla oranda piyasalaştırılması için özel okullara, dolayısıyla sermayeye aktarılması olarak değerlendirmektedir. Yapılması gereken, halkın ödediği vergilerden oluşan kamu kaynaklarının devlet okullarına aktarılması, eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmasıdır.

Nitelikli bir eğitim sistemi oluşturmak için, tek başına eğitim sisteminin kamusal nitelikli olması ve kamu kaynakları tarafından finanse edilmesi elbette yeterli değildir. Kamu tarafından herkese eşit ve parasız olarak sunulması gereken eğitimin laik, bilimsel ve demokratik bir içerikte olması, kamusal, nitelikli bir eğitim sisteminin oluşturulması açısından zorunludur. Bu anlamda Eğitim Sen`in yıllardır savunduğu ve eğitim hakkının temel ayaklarını oluşturan kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim talebi gerçekleşmediği sürece, ne eğitimde yaşanan çürümenin önüne geçmek ne de yaşanan sorunlara kalıcı çözümler üretmek mümkün olacaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.