Düşünüyorum, Öyleyse Varım.

beyin
Düşünüyorum, Öyleyse Varım.

Yaşamanın amacı VAR olabilmek değil mi?

Yaşamda var olabilmek için, varlığımızı önce kendimiz kabul etmeliyiz ki bu diğer insanlara da yansısın. Seçimlerimiz de tam bu noktada şekillenmekte. Nasıl var olmak istediğini bulabildiysen, çok şanslısın. Geriye sadece onu gerçekleştirmek kalıyor. Potansiyelin ne olursa olsun bunu geliştirebilirsin. Her organını, hücreni en mükemmel haline dönüştürebilirsin. Beynin gücünü, tıpkı bir bellek kapasitesi gibi arttırabilirsin. Düşünceni, davranışını geliştirebilir ya da değiştirebilirsin. Tabular, önyargılar, ördüğümüz duvarlar aşılabilir. Zihinle düşünüp, kalbimizle hareket edebiliriz. Hayatın bize ironisi bu olsa gerek başarının, başarısızlığın tek engeli de kendimiz.

Kişi değişimini, deneyimini kendi yaratır. Negatif bir düşünce önce negatif bir davranışa dönüşür. Zihindeki düşünceler tutuma, tutumlar da davranışa dönüşür. Mesela; “ben başarısızım, yapamam” diye düşünen bir öğrenci sınav zamanı yaklaştıkça kaygısı, korkuları iyice artar. Kendini yetersiz gördüğü için çalışmayı erteler. “Beklenti Etkisi ya da Kendini gerçekleştiren kehanet” olarak tanımlanan olay gerçekleşir. Çok tekrar ettiğin düşünce beyninde inandırıcılığını artırır. Bu da senin davranışlarına yansır veya davranışın düşünceni doğrulamak için uğraşır. Başarısızlığını ispat edene kadar kişi kendiyle savaşır ve sınavdan kötü not alır. Düşündüğüne inandığında, tüm davranışların ona göre şekillenir. Başka bir örnek; denizde büyük bir dalga ile geminin sallanması; bir kişiyi korkudan titretirken, diğer bir kişiyi kahkahalarla gülüp mutlu edebilir. Deniz aynı deniz, dalga aynı dalga fakat bakan, algılayan kişi, verdiği tepkiler farklı. Korkuya veya mutluluğa sebep olan şey dalgalar değil, dalgalara karşı olan tecrübelerimizden kaynaklı düşüncelerimiz.

Düşüncelerimizin farkında olarak, yeni bir düşünce tarzı geliştirebilir, değiştirebilir, şekillendirebiliriz. Ayrıca düşüncelerimizle her şeyi etkiliyoruz sadece kendi hayatımızı da değil üstelik. Etrafımızda bize temas eden her şeyi.  Özellikle bu yönde veya sonucu bu doğrultuda destekleyici, araştırmaları incelersek konuyu daha iyi anlarız.

MIT ve Viyana üniversitesinin (2017) ortaklaşa yürüttüğü bir çalışmada, başlangıçta araştırmanın amacı başka olsa da çıkan sonucu “Uzak mesafede Ürkütücü Eylemi” olarak tanımladılar. Sebebi ise, fotonların hareketleri gözlemci düşünceleri ile değişmesi ve yıldızların bu yönde hizalanması. Ama ilginç olan şu; çalışma için hizalanan yıldızların ışığı seçildiğinde, en yakını 600 yaşındaydı. Gözlemci ya 600 yıl öncesini etkilemişti ya da yıldızlar 600 yıldır bu deneyin olacağını biliyorlardı.

İbni Arabi’nin dediği gibi; “İnsanlar yıldızların sinir uçları gibidir, kainata etki ederler.”

Benzer birçok bilim dalından psikoloji, biyoloji, kimya, fizik gibi örnekler vererek, sonuçlarının düşünce gücüne dayandığını söyleyebiliriz. Canlı, cansız her şeyin atomlardan oluştuğunu düşününce bunun ne kadar sınırsız bir güç olduğunu anlayabiliriz. Hatta iki atom bir kez etkileşimde bulunduklarında aralarında bir bağ oluşuyor ve bu bağ ömür boyu kopmuyor. Hatta Tasavvuf en alt ile en üst seviyenin görünmez bağlarla bağlı olduğunu söyler. Yaptığın her şeyin bir titreşimle, o bağ aracılığıyla etkilediğini anlatılır ve ekler “Ameller niyete göredir”.

Yani ne düşünürseniz ne yaparsanız bir şeyleri etkileyip, değiştirdiğimiz yadsınamaz bir gerçektir.

Düşüncelerimize yeterince odaklanıp, gerçekliğine inanırsak nöronlarımızı yeniden programlayabiliyoruz. Böylece bir şeyi yaşamak ile düşünmek arasındaki ayrımı kaldırmış oluyoruz. Beynimiz düşüncelerimizi, yaşanmış gerçeklikler olarak algılıyor. Kuantum düşünme tekniğinin prensibi de buna anlatır. Ve olumlu düşünerek, istediklerini gözünde her gün canlandırarak, dramasını zihninizde oynatarak, gerçekleştirmeye dayanır.

Louise L. Hay ‘ın bu konuda yazdığı kitap çok etkileyicidir. Vücudumuzdaki her ağrının sebebinin düşüncelerimiz olduğunu ve bunu madde madde sıralamıştır.

Yaşamdan sonsuz tat almak, istemek, düşünmek, onları gerçekleştirmek elimizde değil, beynimizde. O yüzden ne istediğimize ne söylediğimize ne düşündüğümüze çok dikkat etmeliyiz. Büyük bir güç var elinizde ve onu istediğiniz gibi şekillendirmek de yine beyinde başlıyor. Zihinsel kalıplarını değiştirip olumluya çevirebilirsin. Her şeyin içinde bir güzellik bulabilirsin. Şu an da yaşıyoruz fakat düşüncelerimizle yarını geleceğimizi etkiliyoruz. İyi düşün, değiştirebilirsin. Farkında mısınız? BAŞLADINIZ …

MÜGE BEHRAM

 

 

 

Kaynaklar

 

  1. MIT news, Stars align in test supporting “spooky action at a distance” (MIT, 2017)

http://news.mit.edu/2017/loophole-bells-inequality-starlight-0207

  1. Mühendisler Odası, Atomlar Arası bağlar

https://muhendishane.org/kutuphane/temel-malzeme-bilgisi/153-2/

  1. Louise L. Hay, Düşünce Gücüyle Tedavi 2 (Hay, 1984)
  2. İbni Arabi, (Arabi)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here