Değişen başarı kriterlerimiz

Başarının TDK’daki anlamı, “Başarma işi, muvaffakiyet.” olarak geçiyor. Yani başarı için bir işi layığıyla, hakettiği ölçüde yapma durumu diyebiliriz. Hayatta başarılı olmanın neye göre belirlendiğini doğrudan belirten bir yer olmasa da her yanımız sınavlarla, mülakatlarla ve daha nice onaylanmalarla dolu. Her şeyin hızla değiştiği günümüzde aslında başarı kriterlerimiz de değişiyor.

Doğduktan sonra başarılı olma sözünü ilk olarak ilkokul sıralarında duyuyoruz. İlköğretimden sonra güzel bir lisede ögrenim görebilmek, üniversite derken güzel bir işe sahip olmak, sonra iyi bir evlilik yapmak, mülkiyet edinmek, çocuk sahibi olmakla sıralama ilerliyor. Tüm bunların hepsi güzel şeyler olsa da, çevreye göre değişmekle birlikte günümüzdeki avam haliyle başarılı bir yolun mihenk taşları sayılıyor. Ancak hepsi için yollar o kadar dar ki, çoğunluk aslında aynı yoldan birbirinin üzerine basarak geçmenin savaşını veriyor. Şimdilerde çoğumuz yoldaki tabelalar gibi medyanın bize sunduğu örneklerle hayatımıza yön verebiliyoruz, farkında dahi olmadan… Ancak şıkların arasından doğruyu seçmeye alışan zihnimizle onlarca yanlış şık arasından birisini seçerek ilerlediğimizi farkedemeyebiliyoruz. Onu sevmiyorum; ama bu daha iyi derken acaba ikisi de yanlış olabilir mi diyenimiz pek kalmadı. Başka bir yol daha var mı, ya da bu yol bu kadar neden dar, hayattaki amacıma götürüyor mu diye sorulmadan maddi hırslarla yollara düşüyoruz. Öğretilmeyen yollarda kaybolmaktan ödümüz kopuyor. Eğitim sürecinde çoğu zaman soru sormak için değil susmak, yeni yollar aramak için değil ezberlemek, düşünmek için değil olanı hatırlamak üzerine yetiştiriliyoruz. Sonrasında bu durum şaşırtıyor mu? Elbette hayır, ne yazık ki hayır.

Eskiden takım elbiseli, kolunda pahalı saati olan, son model lüks bir otomobille gördüğümüz birisi başarılı olarak kabul edilirdi. Şimdi dünyadaki başarılı sayılan kişilerin bazılarında mesela Mark Zuckerberg’in üzerinde günlük kıyafetleri – hatta aynı kıyafetleri- görmeye alıştık. Zamanının değerini anlayıp kendi değerini yaratmayı seçenler pahalı markalar yerine işlevine göre tercihlerini yapmaya başladı. Çoğumuz saati telefondan kontrol etmeye alıştık, ayrıca bir saate en azından pahalı olanlarına ihtiyaç duymuyoruz, hatta dijital olanları tercih edebiliyoruz. Pahalı bir araca paramızı ve zamanımızı harcamaktansa mobil yaşamı tercih etmeye başladık. Üniversite mezunu olmak eskiden bir çok başarı kapısını aralayabilirdi. Günümüzde üniversiteden mezun olmayan ve başarılı olan insanların hepimiz farkındayız. Eskiden kırsal kesimde yaşamak hayatın bir çok imkanından eksik kalmak olarak kabul edilirdi. Misal şehirden köye göç edenler için yapamadı, başaramadı denilirdi. Şimdi insanın yaratılışına aykırı dizayn edilen şehir yaşamından yorulan insanların çoğunluğu kırsala yerleşmeyi emeklilik hayali olarak görüyor. Doğal yasam için tercih edenlerimiz de günden güne artıyor. Bu gibi örnekleri çoğaltabilmemiz mümkün. Düşündükçe yelpaze genişliyor.

Zamanla artacağına inanmak istediğim bir kesim sahip olduğu pahalı araçlardan çok kendi değerlerine yatırım yapmaya başladı. Doğayı ve içinde yaşayan tüm canlıları düşünmeye başladı. Başarının maddi boyutunun yanında insani değerlerimize dokunan kısmı için verilen önem günden güne artıyor. Geçmişte dayatılan başarı kriterleri için hayatını harcayan insanların çoğu şimdi aramızda bile değil. Şimdiki başarılı profillerin ileride nasıl görüleceğini de bilmiyoruz.

Peki insanların geneli neden aynı yolları aşındırmayı kabul ediyor?

Öncelikle bireyin kendini gerçekleştirme gereksinimi duyabilecek olgunluğa gelebilmesi gerekiyor. Varoluş kaygılarıyla kendi güvenli alanımızı en bildiğimiz yoldan tanımlamak olgunluğa sahip olmayan bireyler için en güvenli liman. Bireyin kendi yolunu anlamlandırması için kendi başarısını yaratması için çoğu zaman yalnızlığı, güvensizliği ve hatta o yoldaki türlü başarısızlıkları göğüslemesi gerekiyor. İnsanların onayından ziyade onların ötekileştirmelerine rağmen yollarında kendi başarı kriterlerini yaratma cesaretine sahip olmaları gerekiyor. “Siz kendinize inanın, başkaları da size inanacaktır.” diyor Goethe tam da bu durum için.

Mekanikleşen tüketim toplumunda bu güvenli denilen yolda yürürken başarılı olmanın tek amacının maddi değerler olduğu durumda satın aldıklarımız mutluluk getiremiyor, hatta durumu kangren hale getirip bizi o yoldaki bir bataklığa saplayabiliyor. Başarı kriterlerini her bireye tek bir paketle dayatan bu toplumsal dizgelere karşı her insanın kendi standardına giden yolda kendisi olma hakkına sahip çıkması gerekiyor.

Bize dayatılan bizim de çevremize dayattığımız bu başarılı hayatta rol almak uğruna herkese özel olan, sınırlı, ileriye doğru akan zamanımızı kendi değerlerimiz için kendimize özgü hayat standartlarımız için değerlendirmek akla daha uygun gözüküyor. Nasıl ki başarı kriterleri zamanla değişebildi, öyleyse kişinin istediği standartlara göre de kişiden kişiye esneklik gösterebilir. Kendi değerlerimize göre belirlediğimiz başarı ölçütlerimizle kendi hayatımızı yaşayabiliriz ve o zaman bize ait olur. Diğer türlüsü bizi başka insanların gözünde başarılı kılmaktan öteye götürmeyecektir.

 

1 Yorum

  1. Bir insanın başarılı olabilmesi için önce ideali olması ve sonrasında onun için çabalaması gerekir. O hedefe nasıl ulaştığı ya da bu süreçte nasıl yollardan geçtiği başarı noktasının tartışılır bir konusudur. Günümüzün tüketim odaklı düşüncesi maalesef başarıyı maddiyatla değerlendirerek birçok şeyi es geçebiliyor.
    Çok güzel yazmışsın 👏🏻👏🏻👏🏻😊

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here