Daha Fazlasısın!

Selçuk Sefer’in yaratıcı drama derslerinden birinde, John Berger’in Görme Biçimleri’ne dayanan bir çalışma yapmıştık. Bir fotoğrafın üç versiyonu, üç gruba dağıtılmıştı. Orijinal hali bir gruba; biraz daha derine odaklanmış, bütünü göstermeyen ancak birden fazla detay içeren hali diğer bir gruba ve tek bir detaya odaklanılmış hali son gruba. Ardından da bu fotoğraflar hakkında bir hikaye kurgulamamız istenmişti. Tabii ki esas fotoğrafla en ilgisiz olan ve bizi bambaşka yerlere taşıyan hikaye, sadece tek bir detaya odaklanmış fotoğrafın verildiği gruptan gelmişti. Bir insana ne kadar geniş sınırlar, az tanımlamalar verirsek, ifadelerimizi ne kadar esnek kılabilirsek, o insanı, o kadar yaratıcı olmaya teşvik ettiğimizi fark etmiştik. Bugün bu çalışmaya daha önce bakmadığım bir yerden, insan ilişkileri üzerinden bakacağım.

Bir insanı ne kadar az tanıyorsak, onun hakkında o kadar geniş varsayımlara varabiliyor hatta kafamızda o insan için kendimizce bir karakter dahi yaratabiliyoruz. Bu yarattığımız karakter üzerinden ona yaklaşıp o karakter dışında bir şeyle karşılaştığımızda da şaşkınlığa uğrayabiliyoruz. Yaratıcılığımızı, bir insanı daha iyi tanımanın yollarını keşfetmek için değil, zihnimizin güvenli koridorlarında onu varsayımlarımızla şekillendirmek için kullanabiliyoruz. Sonrasında; haddini aşan tavırlarda bulunma cesareti, yoktan yere yaşanılan hayal kırıklıkları, olmadık beklentiler, karşı tarafa misyonlar yüklemeler… kısacası insan ilişkilerine balta vurabilecek bir dünya şey… Peki bunu neden yapıyoruz? Birini tanımaya çalışmak yerine, onu kafamızda yaratmaya bizi iten ne?

Yeni bir bilgi edinirken beynimizde yeni sinapslar (Nöronlar [sinir hücresi] arası bağlar) oluşur. Biz pratik yaptıkça sinapslar belirginleşir, derinleşir ve bilgi içselleşir, bize ait hale gelir. Bir insanı tanırken de bu böyledir, yeni sinapslar oluşur ve hangi sinapsları belirginleştireceğimiz, hangi bağlantıyı kuvvetlendirmeye yöneleceğimiz bilinçaltımızın elindedir. Birinde ilk fark ettiğimiz güzel özelliklerse bunların yanında var olan ya da olabilecek olumsuz özelliklerin varlığını düşünmek dahi istemeyiz çünkü onlar iyi hissettirmez, keyfimizi kaçırır. Onun yerine olumlu özellikleri düşünmeye ve bunlarla ilgili deneyimlere yoğunlaşırız. Hatta bu varsa kesin bu da vardır gibi varsayımlarla alternatif sinapslar yaratırız. Böylece var olan ya da var olduğunu varsaydığımız güzel özelliklerin bilgisinin yüklendiği sinaptik bağları derinleştirmek ve olumsuz özelliklerle ilgili bağlantılara hiç temas etmemek, o kişileri zihnimizde süper kahramana dönüştürmeye başlar. Zihnimiz onları mükemmel varlık statüsüne koyar. Ardından hiç temas edilmemiş olumsuz bilgi ile yüzleşme ya da varsayımlarla zihnimizde gerçek kıldığımız bir sinapsın yıkımı bizi derin bir hayal kırıklığına uğratır. Bu ilk görüşte hoşlanmadığımız insanlarda da böyledir. Orada da olumsuzlara odaklanıp o kişiyi kendimizden uzak tutmak güvende hissettirir. Yine alternatif sinapslarla o kişiden uzak durmamızı destekleyecek varsayım ağları yaratırız. Bir gün gelir o kişi öyle iyi bir şey yapar ki “Nasıl yani?” deriz. Bu, nasıl olabildi anlayamayız.

Oysa basit. Herkes iyi ve herkes kötü. Kimse melek değil. Kimse şeytan da değil. Mutlak iyi ve mutlak kötü yok. Bir sürü kişiyi öldürmüş bir adam bir başkasının hayatını hiç çıkarı yokken kurtarabilir. Kendini dünya iyiliğine adamış bir kadın çok kötü olduğunu düşündüğü birini öldürüp katil olabilir. Melekler katil olmaz, şeytan karşılıksız iyilik yapmaz. Ama insanlar her şeyi yapabilir. Yapmayı seçtiklerimiz iyi ya da kötü diye tanımlanmamızı elbette etkiliyor ama herkesin içinde her şeyi yapabilecek potansiyel var.
Kendimizi mükemmel sanmamız ya da mükemmel olmak için aşırı zorlamamız da aslında kurduğumuz sinapsların derinliğinden kaynaklanıyor. Ben şöyle biriyim, ben bunu yapmam, şunu yaparım, ben bunu severim, şunu sevmem… Hepsi derileştirdiğimiz sinapslar üzerinden kendi hakkımızdaki algımız.

Siz kendinizin kim olduğuna inanıyorsunuz bilmem ama çok daha fazlasısınız ve inanın tanıdığınız herkes de öyle!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.