BU ÇOCUK UZAYDAN MI GELDİ?

blog yazar
Pelin TOPUZ

BU ÇOCUK UZAYDAN MI GELDİ?

 

Çocuk, 18 yaşını doldurmamış, sevgi ve şefkat ile gelişim gösteren, sürekli hareket halinde bulunan, somut dönemden soyut dönemine evreler halinde geçiş yapan, kendini ve etrafını keşfetmeye çalışan birey olarak tanımlanmaktadır. Ancak bazen çocukla o kadar çok aynı ortamda kalırız ki kendimiz de çocuğun yaşına inip onun gibi davranır ya da hissederiz.  Öğretmenler için bu meslek deformasyonu olarak da bilinir.

Geçirmekte olduğumuz bu zorlu süreçte anladık ki birbirimize hatta kendimize bile tahammülümüz oldukça az. Bunun sosyolojik, psikolojik, ekonomik birçok sebebi olabilir ancak bu sebepler sonucu değiştirmiyor: Tahammül kalmadı!

Çocuklar bebekliklerinden itibaren tablet, telefon kullanıyor ya da akıllı akıllı konuşuyor diye onlar için çok zeki, çok akıllı der dururuz ve sonra istediğimiz davranışı göstermediklerinde de kızarız ya da hemen o davranışını düzeltmesi için telkinlerde bulunuruz. Peki, biz her zaman uslu muyduk? Sabah erkenden uyanıp yatağımızı toplar, kahvaltının hazırlanmasına yardım eder ve anne babamız ne yememizi isterse yer miydik? Öğretmenimiz konuşma deyince konuşmaz, cevap ver deyince cevap mı verirdik?

Özellikle İstanbul’da büyük bir kesimin çocukluğunu sokaklarda geçirdiği yıllar epey geride kaldı. Şuan bazı şehir ya da ilçelerde çocuklar sokakta oyun oynuyor olabilir ama bu yüzde kaçlık bir dilim ki? İşte tam bu sebepten dolayı yazının başına dönüp önce bizler kendimizi ne kadar tanıyoruz diye içe dönüş yapmalıyız. Siz nasıl bir çocuktunuz, sizi neler kızdırırdı, neler güldürür ve neler heyecanlandırırdı? Biraz kendi çocukluğunuza dönüp hayallerinizi, isteklerinizi ve hayal kırıklıklarınızı hatta o günden bugüne yanınızda taşıdıklarınızı şöyle bir düşünün. Bulduğunuz her bir cevap sizi çocuğunuza/öğrencinize adım adım daha da yaklaştıracak ve zamanla tahammül seviyeniz arttıracaktır.

Sahi biz bu çocukların ana dilini gerçekten bilmiyor muyuz? Bu soruları aklınıza geldikçe kendinize sorun hatta sadece kendinize değil temas ettiğiniz insanlara sorarak unuttuğunuz gerçekleri hatırlamaya çalışın. Çocukluk arkadaşlarınızı arayıp biraz sohbet etmeye ne dersiniz? Bu hem sizi özünüze döndürür hem de çocuğunuza bir adım yakınlaşmanızı sağlar. Siz ne kadar iyi hissederseniz çocuk da o kadar iyi hissedecektir.

Unutmayın,

”Bir insanın anavatanı çocukluğudur!’’

                                                          Doğan Cüceloğlu

 

 

Sınıf Öğretmeni

Karakter ve Değer Eğitimi Uzmanı

PELİN TOPUZ

@oyundili

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin