BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK SEMPOZYUMU

DOĞA KORUMA ve MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Ankara

BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK SEMPOZYUMU
22-23 Mayıs 2012, ANKARA, Ramada Plaza Otel
Sempozyum Hakkında;

MAKSAT: 22 Mayıs Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü’nün kutlanması ve ülkemizin biyolojik çeşitliliğinin belirlenmesine, araştırılmasına, izlenmesine ve biyolojik kaynakların ekonomiye kazandırılmasına yönelik mevcut bilgilerin paylaşımının sağlanması..

KAPSAM:Bakanlığımıza bağlı 15 Bölge Müdürlüğü kurulmuştur. Bölge Müdürlüklerinin görev alanında bulunan biyolojik çeşitlilik zenginliğini akademik düzeyde ortaya koyan çeşitli çalışmaları bulunmaktadır. Sempozyumda karasal ve sucul ekosistemlerin barındırdığı biyolojik çeşitlilik bildirileri akademisyenler tarafından sunulacaktır. Ayrıca, Sempozyum sırasında Bölge Müdürlükleri tarafından bölgelerinin biyolojik çeşitliliğini tanıtıcı stantlar kurulacaktır.

HEDEF:Bölge Müdürlüklerimiz ile üniversiteler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi, biyolojik çeşitlilik ile ilgili mevcut bilgilerin paylaşılması ve ülkemizin biyolojik zenginliği konusunda farkındalığın artırılması hedeflenmektedir.

KATILIMCILAR: Bölge Müdürlükleri, Kamu kurum ve kuruluşları, Üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum örgütleri davetlidir.

ULUSLARARASI BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK GÜNÜ

Biyolojik çeşitlilik, canlıların farklılığını ve değişkenliğini, içinde bulundukları karmaşık ekolojik yapılarla, birbirleriyle ve çevreleriyle karşılıklı etkileşimlerini ifade etmektedir. İnsanların başta gıda olmak üzere temel ihtiyaçlarını karşılamasında vazgeçilmez bir yeri olan canlı kaynakların temeli biyolojik çeşitliliktir. Diğer bir deyişle biyolojik çeşitlilik bir ülkenin biyolojik zenginliğidir. Dünyanın giderek azalan canlı kaynakları ve giderek kirlenen toprak ve su kaynakları dikkate alındığında, ülkelerin sahip olduğu biyolojik çeşitlilik, stratejik bir güç durumuna gelmektedir.

Dünyada biyolojik çeşitlilik kuzeyden güneye ve batıdan doğuya doğru artış gösterir. Ülkemiz ise, kuzey ile güney, batı ile doğu arasındaki geçiş noktası olarak, üç farkı biyocoğrafik alanı birleştiren ve geçiş formları ile birlikte, Avrupa-Sibirya, İran-Turan ve Akdeniz olmak üzere üç biyocoğrafik alanı kapsayan bir ülkedir. Bu nedenle Türkiye hem tür, hem genetik hem de ekosistem seviyelerinde yüksek bir çeşitliliğe sahiptir.

Birleşmiş Milletlere üye ülkeler tarafından, dünyanın karşı karşıya olduğu çevresel sorunlarla baş edebilmek için uluslar arası seviyede işbirliği sağlanması gerektiği kabul edilmiş ve 1992 yılında Rio’da düzenlenen Dünya Zirvesinde iklim değişikliği, çölleşme ve biyolojik çeşitliliği konu alan üç temel çevre sözleşmesi imzaya açılmıştır. Bu üç sözleşmeden birisi Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesidir.

Ülkemiz Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ni imzaya açıldığı 5 Haziran 1992 tarihinde imzalamıştır. Sözleşme, TBMM tarafından 29 Ağustos 1996 tarihinde 4177 sayılı Kanun ile onaylanmış ve onay belgesinin Birleşmiş Miletlere tevdisi akabinde14 Mayıs 1997 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sözleşmeye bu güne kadar 193 ülke taraf olmuştur.

Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin üç temel amacını;

Biyolojik çeşitliliğin korunması;
Biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımı;
Genetik kaynakların kullanımından kaynaklanan faydaların adil ve hakkaniyete uygun paylaşımı oluşturmaktadır.
Biyolojik çeşitliliği en geniş muhteviyatta ele alan BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin metninin kabul edildiği “22 Mayıs” tarihi BM tarafından “Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü” olarak ilan edilmiştir. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Sekreteryası tarafından her yıl Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Gününde ele alınacak bir konu belirlenmektedir. 2012 yılı için Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Gününün konusu “Deniz Biyoçeşitliliği” olarak kabul edilmiştir.

Dünya yüzeyinin yüzde 70’ini okyanuslar kaplar ve kıyı ve deniz çevreleri deniz yaşamının varlığını destekleyen çeşitli yaşama ortamlarını içerir. Denizlerimizdeki yaşam soluduğumuz oksijenin üçte birini üretir, değerli protein kaynağı sunar ve küresel iklim değişikliğini dengeler. Kıyı ve deniz topluluklarının bazı örnekleri rizofora, mercan resifleri, deniz çayırları, yosunlar, açık okyanus toplulukları (pelajik topluluklar) ve derin deniz topluluklarıdır.

Kıyı ve deniz biyolojik çeşitliliğinin korunması ve sürdürülebilir kullanımı için ortak endişe bakış açısı ile Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Akit Tarafları Sözleşmenin uygulanması için eylem programı üzerinde anlaşmıştır. “Kıyı ve Deniz Biyolojik Çeşitliliği üzerine Jakarta Görevi” adı ile anılan Program 1995 yılında onaylanmıştır. Program kapsamında 1998 yılında onaylanan iş programı vasıtasıyla Sözleşme bütünsel kıyı ve deniz alanları yönetimi, canlı kaynakların sürdürülebilir kullanımı, korunan alanlar, kültür balıkçılığı ve yabancı türler üzerine odaklanmıştır.

Bu çaba içinde Sözleşme uluslararası örgütler ve girişimler, bölgesel örgütler (Bölgesel Denizler Sözleşmesi ve Eylem planları gibi), yerel hükümetler, araştırma kuruluşları ve hükümet dışı örgütler dahil olmak üzere pek çok iş ortağına sahiptir.

http://www.milliparklar.gov.tr/DKMP/biosempozyum/bioweb/program.pdf

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin