BİN TURNA KUŞU

blog yazarı
Nehir Kocak

Sadako hayat dolu bir kızdır. Koşmak onun en iyi bildiği iştir. O gün Japonya’da barış günüydü. Japonya’da Hiroşima’ya atılan atom bombaları yüzünden ölen vatandaşlar için dua ediliyordu. Sadako bu günü anmayı çok seviyordu. Sadako o gün babaannesi Oba-san’ı da kaybetmişti. O gün bitmiş yarın gelmişti. Sadako eve heyecanla gelmişti. Ayakkabılarını fırlatıp eve girmişti. Sadako’nun müjdeli haberleri vardı. Sadako spor bayramında okulun atletizim yarışlarında koşacaktı. Sadako artık daha çok çalışıyor ve daha hızlı koşuyordu. Yarış günü Sadako neredeyse yürümeyi unutmuş gibiydi. Ama yarış başlayınca nasıl koştuğunu bile anlayamadı. Ve birinci oldu. Yarış sonunda Sadako’nun başı dönüyordu. Sadako bunun normal olduğunu düşündü. Ama bu normal değildi. Artık Sadako’nun başı daha sık dönüyordu. Sadako bunu ailesine söylemedi. Çünkü söylerse ailesi ona koşmayı yasaklayabilirdi. Ve bu Sadako’yu hiç mutlu etmezdi. Sadako gene bir koşu yarışındaydı. Sıra Sadako’ya gelince Sadako yarışın ortasında bayıldı. Sadako’yu hemen hastaneye götürdüler. Doktorlar Sadako’yu kontrol ettiler. Sonuç pek iç açıcı değildi. Sadako hastalığını annesinin bağırması ile öğrendi. Sadako “lösemiydi”. Hemşireler Sadako’yu bir odaya yatırdılar. Bir süre sonra Sadako’nun ailesi gitmek zorunda kaldı. Sadako’nun yanlız geçireceği ilk geceydi. Sadako çok korkuyordu. Yüzünü yastığı ile kapatıp ağlamaya başladı. Ertesi gün Sadako’nun en iyi arkadaşı Şizuko geldi. Elinde altın renkli bir origami kağıdı vardı.

Şizuko:
Bin turna kuşu hikayesini hatırlıyorsun değil mi?Bu ilk turna kuşu benden. dedi.Sadako aslında efsanelere inanmazdı. Ama genede denedi. Japonya’da bin turna kuşu yapan kişinin dileğinin gerçek olacağına inanılırdı.

Sadako Şizuko’dan turna kuşu yapımını öğrendi. İlk başta çok zorlandı ama sonra eli alıştı. Bir gün erkek kardeşi Masahiro:
Bu turna kuşları masada olmaz.Eğer istersen onları tavana asabilirim.Sadako buna çok sevinir.Masahiro bundan sonra tüm turnaları tavana asar. Sadako hastanede kısa sürede olsa bir arkadaş edinir.Onun adıda Kenji’dir. Kenji’nin anne ve babası atom bombaları yüzünden ölmüştür.Kenji halası ile kalır.Ama halası çok yaşlı olduğu için onu ziyarete gelemez. Kenji’de lösemi hastalığına yakalanmıştır. Ertesi gün akşam Kenji’nin odasından acı sesler gelir.Bir kaç dakika sonra hemşire Sadako’nun odasına gelir ve Kenji’nin öldüğünü söyler. Sadako’nun içi yanar. Saatlerce ağlar.

Sonra hemşireye:
Benimde sonum nasıl olsa aynı olacak. Değil mi?der. Hemşire ona kızar. Sadako ilerleyen günlerde daha çok turna kuşu yapar. Sadako günden güne iyiler. bir ara Sadako 1 haftalığına evine gider. Sadako evde turna kuşu yapamaz.1 hafta içinde Sadako daha da kötüler artık turna kuşu yapamaz hale gelir Bir akşam Sadako gene turna kuşu yapmaya çalışırken hemşire gelir ve Sadako’nun elinden kağıdı alır.Ve uyumasıni söyler. Sadako ilerleyen günlerde yemekten içmekten kesilir. O gün annesi ona bir hediye getirir. Annesi Sadako’ya bir kimono almıştır.

Sadako:
Niye aldınız ki. Nasıl olsa hiç giyemiyeceğim.
Annesi ona kızar. Bir kaç gün sonra annesi Sadako’ya en sevdiği yemekten getirir. Ama Sadako yemez ve uyur. Bu Sadako’nun son uykusu olur. Sadako Sasaki 25 Ekim 1955 yılında ölür. Geriye kalan 356 turna kuşunu arkadaşları tamamlar. Ve şu anda Hiroşima’da turna kuşları ile Sadako’nun heykeli bulunur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin