BEKLENMEYEN SINAV SONUÇLARI

Hepimiz okul hayatıyla beraber, rekabet ve sınav odaklı birer yaşam düzenine sahip oluyoruz. Kimi zaman araç olması gereken şeyleri amaç edinmiş durumda buluyoruz kendimizi ve her şeyimizle mücadele ediyor, emek sarf ediyor bunun sonucunda da doğal olarak en iyi sonuçları bekliyoruz. Peki en iyi sonuçlar dediğimiz şey ne?

Çoğumuz en iyi sıralamanın, bizim için en iyi sonuç olduğu yanılgısına sahibiz. Başarılı olmanın sırrı yüksek not almakmış gibi davranıyor, gerçekte ne istediğimizi kendimize sormak yerine cevabı sınavlarda arıyoruz. Oysa farkında olmadığımız bir şey var: birbirimizden, birkaç sınavın ölçemeyeceği kadar farklıyız. Tek ihtiyacımız olan; bize uyan işi, sevdiğimiz işi yapmak. Yeteneklerimizi ve daha da önemlisi farklılıklarımızı sınırlamaya çalışmadığımız sürece hepimiz başarabiliriz. Bazen bindiğimiz dolmuşlarda bile bunun örneklerini görüyoruz. Kimi çatık kaşlarıyla trafikte küfürler savurup, yolcuları azarlamaya kadar vardırabiliyorken işi, öyle şoförler var ki; dolmuşlarını armalarla süslemiş, LED ışıklar döşemiş, kişiselleştirmişler. Bu insanlardaki işini sevmekten kaynaklanan sabır ve hoşgörüye hayran olmamak mümkün değil.

Bizler de çabaladığımız şeyi gerçekten isteyip istemediğimizi kendimize bir sormalıyız. İnsanlara faydalı olabiliriz, ama hiçbir zaman başkaları için yaşayamayız. Kendimiz için yaşıyoruz, dolayısıyla ipler ellerimizde. Ancak şu da bir gerçek ki ipleri ne kadar sıkı tutarsak tutalım, bazı sarsıntıları önleyemeyiz. Asıl önemli olan, bu durumlarda kendimizi umutsuzluk ve endişenin pençesine bırakmamak. Umutsuzluğa kapılmadığımız sürece her zaman güzel bir yol bulabiliriz.

Sen de sonuç sayfasını açmış ancak beklediğini görmemiş olabilirsin. Bunu yaşayan ne ilk ne de tek insansın unutma. Başarısız olduğunu düşünmenin sana faydası olmayacak. Şimdi kendine sorma zamanı.

Ne istiyorum ben?

Moralimi yükseltip, yeterli motivasyonla bir yıl daha hazırlanabilir miyim, yoksa hevesimi geri kazanamayacak kadar sıkıldım mı?

Aslında çok yüksek olmasa da isteyebileceğim bölümler gelebilir mi?

Gerçekten istediğim bölüm kesinlikle gelmiyor mu?

Hedefim ne kadar kesin ve netti, şimdi nasıl?

Neden istiyorum?


Sen bu soruları sorarken, ben Neslican Tay’dan bahsedeceğim. Neslican fen lisesinden mezun olduğunda hayatında belki en önemli şey ‘o yüksek puanı’ almak ve ‘o saygın mesleğe’ sahip olmaktı. Fakat o da istediği ve beklediği sonucu alamayanlardandı ve tekrar hazırlanmaya karar verdi. Bu dönemde Neslican bacağındaki tümörle karşılaştı ve tedavilere rağmen bacağını kaybetti. Yine de ‘Eğer kanser olmak için ben seçildiysem; bu, onu yenme gücüne sahip olduğum içindir.’ diyerek kanseri atlattı ve protez bacağıyla kendi deyimiyle demir kadın oldu. Neslican Tay’a bundan sonra iki kez daha kanser teşhisi konuldu. Şimdi kemoterapi alıyor ve sınavın, puanların, sırf yüksek olduğundan bir bölüme yerleşmek için sarf edilen stres ve çabanın ne kadar önemsiz olduğunu anladığı bu dönemde, aslında mimar olmak istediğini fark etti. Belki de ilk defa kendisine sormuş, ilk sıraya kendi istekleri ve ideallerini koymuştu. Mutlu bir insan olmadan; ne iyi, ne de başarılı olamayacağımızı anlatmak istedi belki. Mutlu olmak için de iplerimizi başkalarına devretmememiz gerektiğini…


Hepimiz Neslican’daki güce sahibiz. Okuyarak, dinleyerek, gezerek, konuşarak, izleyerek, deneyerek öğrenecek, öğrendikçe kendimizi keşfedecek, keşfettikçe iplerimizi yönlendirecek ve mutlu olma yolumuzu belirleyeceğiz. Unutmayın, biz hiçbir sınavın ölçemeyeceği kadar farklıyız.

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.