Bazen sağa çekip dörtlüleri yakman gerekir; sonra?

“Yaşamdan ne beklediğimizin bir önemi yoktur; asıl önemli olan, yaşamın bizden ne beklediğidir.” Viktor E. Frankl

Merhaba Sevgili Okur,

Bugün kendime, günümü sana ayırdım dedim:) Planım önce biraz nefes almaktı. Aylardır hastalıktan soluksuz kalan insanları düşünürken, ciğerlerimi ve ruhumu ağız dolusu nefesimle doldurmak mantıklı geldi! Nefesimi dayanabildiğim kadar tuttum! Sonra birden isteğim büyüdü̈ nefes vermeye dönüştü… İzledim etrafımı… Yoldan geçen arabaları ve insanları… Sonra dikkatimi dışarıdan gelen binbir ruh halini yaşatan müzikler ve sözleri çekti… Gökyüzünde özgürlüğünün zirvesindeki kuşlar… Yeryüzündeki çilekeş taş, toprak… Ocakta benim içeceğim bir bardak çay için kendini hırpalayan ateş… Sanki sıra bana gelmişti… Geçtim kutsal klavyenin başına başladım yazmaya… Bana çok iyi geldiğini henüz söyleyemem… Çünkü aklımda hiçbir plan yok bu düşünce yolculuğuna çıkarken, aslında şuan hala yoldayım. Sonra aklımda şu cümle yankılandı kim bilir nerede, ne zaman hafızamın derinliklerine girdi. “Bazen sağa çekip dörtlüleri yakman gerekir; sonra ehliyet ruhsat! Kolay değildir kurallar içinde kuralsızlığı seçmek. Ben de şuan düşünce arabamı sağa çektim, dörtlüleri de yaktım… Hayatın akışına ve kadere hep güvendim, arada nükteli şakalar yapsa da bana; bir umuttur yaşamak dedim ve ben yine ona sarıldım!

Müzik Tavsiyesi
Her nefes alışımız, bayramdı
Bir umuttu yaşatan insanı…

Sahi insanın anlam arayışı hangi zaman diliminde tamamlanır?

*İnsan kaç yaşında, neyi tamamladığında anlamını bulur?
*Bir eser ortaya koyduğunda mı?
*Âşık olduğunda mı?
*Ya da kaçınılmaz acıya bir anlam katarak yaşamını yönlendirdiğinde mi?

Doğal ortamımızda kötü hissetmemize neden olan duyguların, bulunduğumuz ortama kendimizi konumlandırmama hissinden kaynaklanıyor olma ihtimalinin yüksek olduğunu okumuştum. Bu durumun çeşitli sebepleri olabilirmiş. Diğer insanların yaptığı ve yaşadığı hayatı istemek veya çevremizdeki insanların bizden yapmamızı istediği şeyleri yapma çıkmazına girmek gibi. Kim bilir belki de bu yüzden kendi hayatlarımızın dümenini başkalarına verdiğimiz için ilerleyemiyor ve bir süre sonra yaptıklarımız anlamsızlaşmaya başlıyordur. Bu da dolaylı yoldan boşlukta hissetmemize ve acı çekmeye yönlendiriyordur.

Bu noktada size tavsiye edeceğim “İnsanın Anlam Arayışı” kitabının yazarı Frankl, insanlara sorumluluklarını hatırlatarak bu hayattaki anlamlarını bulmalarını sağlanabileceğinden bahsediyor. Aynı zamanda acı çeken hastalarına neden intihar etmediklerini soruyor. Bu soruyu sorma amacı, hastalarına temelde onları hayata bağlayan şeylerin neler olduğunu sorgulatarak göstermeye çalışmak olduğunu ifade ediyor. Alabileceği cevapların, sahip oldukları çocuklar, yaptıkları işler, arkadaş çevresi vs. birçok şey olabildiğine de değiniyor. Hayatta bazen dışarıdan tetikleyicilerle farkındalığımızı arttırmamızın anlam arayışımızı desteklediğini ve bu durumun bizlerde olumlu yönde motivasyon sağladığını söylüyor.

Sonuç olarak, Frankl’a göre hayatta başımıza gelen iyi veya kötü her şeyin bir anlamı vardır. Başımıza gelen kötü şeylerden ziyade, onların içerdikleri bu anlamlara odaklanarak kaçabilmemizin mümkün olduğunu ileri sürer. Bizler aslında “her şerde bir hayır vardır “ diyerek kendimizi telkin ederiz ama o şerdeki mesajı öğrenmek için çaba harcamayız. Belki de en büyük hatayı orada yaparız. Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklediğimiz için ondan sonraki bütün düğmeler yanlış iliklenir.

*****************************************************

Tavsiye
Kitap Adı: İnsanın Anlam Arayışı
Kitap Yazarı: Viktor E. Frankl
Kitabın Türü: Felsefe-Düşünce, İnsan ve Toplum, Psikoloji

Sonbaharı arka fona yerleştirdim… Şimdi yola devam edebilirim. En güzel gün batımlarında sevdiklerinle sağlıkla kal…

Gazi Üniversitesi '11 Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni Kişisel mottom; insanları tanı ve sağa kaydır. [email protected]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
lütfen isminizi buraya girin